Hakan Mengüç; Karşımıza çıkan her insan boşuna çıkmıyor.

Tasavvuf ruhunu, Şems’in Mevlana’ya söylediği “kır kalemin ucunu bundan sonraki yolculuğumuz aşk yolculuğudur” sözüyle hisseden ve bu aşkı izleyicilerine hoş sohbetleriyle yansıtan, sevgili Hakan Mengüç ile çok keyifli bir röportaj yaptık. Dinlerken tasavvuf aşkını hissettiğim anlatımını, umarım siz değerli okuyucularımıza da yansıtabilirim. Buyrun sohbetimize! Hakan Mengüç röportaj

Röportaj: Simge Özdemir

Instagram Hesabımız

Hakan Mengüç-Simge Özdemir

Sevgili Hakan Mengüç sizin sosyal medyadan tanıdık. Yazarlığınız dışında yaptığınız işin tam olarak tanımı nedir ?

Aslında bugün yaptığım işin tanımı, hikaye anlatıcılığı diyebiliriz. Ben küçüklüğümden itibaren Anadolu’daki sufilerin hikayelerini anlatmayı çok seviyordum.

Bugün de baktığım zaman gerek seminerlerimde gerek kitaplarımda gerek de müziğimde onların o bilgelik dolu hikayelerini anlatan birisiyim. Aslında böyle tanımlayabilirim.

Sufizm ve Mevlana ile nasıl tanıştınız?

Ben Bursa’daydım aynı zamanda Bursa doğumluyum. 15 yaşlarımda bir gün bir ney dinledim çok etkilendim ve öğrenmek istedim, aşk duydum bu enstrümana.

Ney öğrenirken de tabii ister istemez neyin bir felsefesi var onu da öğreniyorsunuz. Derken Mevlana’yı Yunus Emre’yi Şemsi Tebrizi’yi iyi tanıdım ve ney aşkı ile başlayan yolculuğumuz sufizm aşkı ile devam etti.

Peki ney’in hikayesini anlatabilir misiniz bizlere?

Tabii ki ney’in birçok hikayesi var. Bir tanesi ile başlayayım. Mevlana o meşhur mesnevisinde “dinle ney’den” diye başlıyor Yani neden özellikle bu cümleyi seçmiş, neden ney’i anlatmış. Çünkü ney insana çok benziyor bir ney bir kamıştan koparılarak yani bir ayrılıkla başlıyor onun yolculuğu.

Biz de anne karnından dünyaya gelerek başlıyoruz bir ayrılıkla. Sonra ney’in içi deliniyor, delikler açılıyor ateşlerden geçiyor ve 2-3 sene bekliyor. Tüm bu süreçler boyunca tam öldüm, yandım, bittim tükendim derken bir gün bir Neyzen ona nefesi ile üflüyor.

Bir bakıyor ki ne kadar güzel bir sese ulaşmış. Mevlana da diyor ki “insan da bazen düşer kalkar öldüm der, şaştım der ama sonra onların hepsi onu geliştirir ve kemal’e erdirir”. Bu açıdan benzetiyorum.

Ney’i öğrenirken sizi en çok etkileyen ne oldu ?

Ney sesi diyebilirim. İnsanı çok etkileyen bir tarafı var.

Peki kendi tasavvuf yolculuğunuzda en çok nerelerdeki anlatımlardan etkilendiniz?

Bir kere sufizmin aşka olan o bağlılığı beni çok etkiledi. Yaradan ile kendi arasına hiç kimseyi koymaması ve hep hislerle hareket etmesi beni çok etkiledi.

Mevlana ile Şems hikayesinde de diyor ki bir yerde Şems ona “kır kalemin ucunu bundan sonraki yolculuğumuz aşk yolculuğudur. Aşkı kalem yazmaz ki kitaplarda bulasın” diyor. O yüzden kalbe dayanan bir yolculuğu var. En çok beni bu etkiliyor.

Bu dünyaya neden geldiğinizi sorguladığınız mı ?

Tabii sorguladım, sorguluyorum da hala ama hissettiğim şu ki ben herhalde bu dünyaya anlatmak, müzik yapmak ve yazmak için gelmişim.

Çünkü ben başka bir iş yapıyor olsaydım, her boş vaktimde yine müzik yapardım, yine birilerine bir şeyler anlatırdım herhalde.

İnsanlar genel olarak çok öfkeli. Kötü söz söyleyene iyilik doğar mı sizce ?

Yani doğmaz tabii ki. Şunu söylüyor Şemsi Tebrizi “bu dünya bir dağ gibidir. Eğer ona güzel bir şey söylersen o da yine sana aksettirir” yani kötü söz söylersen sana yine aksettirir.

Mevlana’da diyor ya “kardeşim sen düşünceden ibaretsin. Gül düşünür gülistan olursun diken düşünür dikenlik olursun” o zaman diken söylersek dikenlik oluruz.

Mevlana ve Şems diyaloglarında sizi en çok etkileyen hangisi ?

Bir tanesi biraz önce anlattığımdı. İkincisi ise Şems’in ilk Konya’ya geldiğinde Mevlana ilim yönünden çok gelişmiş birisi fakat aşkı bulamamış ve bir arayış içinde.

Şems ona bir soru sorar der ki, “iliminin gayesi nedir?” Mevlana da der ki, “ilminin gayesi işte yasaklardan kaçmaktır doğru olan şeyleri yapmaktır”. Şems der ki, “hayır” nedir? diye sorar Mevlana.

“İlminin gayesi aşktır der ve eğer ilim seni aşka götürmüyorsa cehalet daha değerlidir” der. Çok iddialı bir sözdür yani bu beni çok etkilemişti mesela.

Kötü birisi olmak bir seçim midir sizce ?

Bence seçimdir. Kötü şartlarda doğmak bir seçim olmayabilir ama tüm hayatın boyunca kötü birisi isen bu senin seçiminindir bana göre.

Bugüne kadar YouTube’da en çok izlenen videonuz hangisidir ?

Önceden ilişkiler ile ilgili bir video oldu fakat şimdi ney çaldığım video. Onu Geçti Vazgeçtim parçasını yüklemiştim, o 7 milyona geldi 🙂

Sosyal medya, seminerler dışında farklı bir projeniz var mı ?

Bu aralar bir rap üzerine çalışıyorum Bütün çalışmalarım toparlandı bir rap mesela. Siz de bahsetmişsiniz ya İnsanlar geceleri stresli olduğunda sizi dinleyebilir diye.

Şimdi mesela Sufi masallarını hikayelerini anlattım bir rap yapacağım gece insanlar yatarken dinleyecekler.

Harika Tamam huzurlu uyuyacağız artık 🙂

Hakan M = Evet evet huzurlu bir uyku 🙂

Son kitabınız aynı zamanda yepyeni taze heyecanınız olan sevenlerinizin dört gözle beklediği, Hiçbir Karşılaşma Tesadüf Değildir kitabınızdan biraz bahsedecek olursak ne söylemek istersiniz ?

Bu kitabı kendi yaşadığım bir olay üzerinden yazdım. Benim her sene bir adetim var. Kendi teslimiyetimi deniyorum. Hepimiz diyoruz ki; yaradan’a teslim oluyorum, akışa teslim oluyorum, kendimi doğanın dengesine teslim ediyorum.

Ama bunu sıcak evlerimizde yatarken yapıyoruz. Ben ise her sene bu teslimiyeti deneyimlemeyi, test etmeyi seviyorum. Bazen bir sırt çantası alarak, bazen yanıma hiç para almadan, bir kredi kartı almadan, telefon dahi almadan yollara düşüyorum. Bu kitapta benim yıllar önce böyle bir yolculuğa çıkma hikayemi anlatıyor.

Kitabınızın isminden de yola çıkarak hayatınızdaki hiçbir karşılaşmaya tesadüf olarak bakmıyorsunuz. Peki okuyucularınıza bu konuda ne söylemek istersiniz ?

Hiçbir karşılaşmanın tesadüf olmadığına çok inanıyorum. Çünkü karşımıza çıkan hiçbir insan boşuna çıkmıyor, ya bize bir şey öğretiyor ya da bizi bir yere götürüyor.

Sevenlerinizi bu yeni yolculukta neler bekliyor ?

Bu hikayenin içinden çok ders alacaklar. Bu kitapta 7 gün boyunca neler yaşadım hangi dersleri aldım, ve özellikle erkek bakış açısını, kadın bakış açısını da burada çok inceledim.

Kendi iç çatışmalarımızı, anlam arayışımızı, bu dünyaya neden geldiğimizi çok sorguladım. Onun için bu kitabın çok şey katacağına inanıyorum.

Son olarak size moda ile ilgili bir soru sormak istiyorum. Sizin için moda nedir? Giyim tarzınızı nasıl adlandırıyorsunuz?

Her yüzyılda düşünceleri değişiyor ve insanlar kendi düşüncelerine uygun kıyafetler giymeyi istiyorlar gibi geliyor bana. Mesela en azından benim için böyle. Bana göre moda ise, kendi düşüncelerini yansıtan kıyafetler giymek.

Diyelim ben rahat bir insanım kıyafet de beni çok sıksın istemem. Daha rahat olsun, salaş olsun, daha rahat kıyafetler içinde hareket edebileyim Ben modaya hem rahat, hem şık, hem de güzel olsun, üçü bir arada olursa harika olur diye bakıyorum.

Peki marka konusunda bir tercihiniz var mı? Ya da marka giyerim gibi bir yaklaşımınız var mı ?

Özellikle şu marka olsun diye bir düşüncem yok. Ama bazı markalar benim sevdiğim tarz kıyafet üretebiliyorlar. Mesela Kozz, onun ürettiği tişörtler benim zevkimi uyabiliyor bunun gibi. Benim kafamda bir şekil var.

Onu üreten bir marka varsa onu giyerim yoksa “aman giydiğim taktığım marka olsun gibi bir durumum yok ama olana da saygım var.

Hakan Mengüç röportaj

She and Girls Mayıs 2020 Sayısı Gençlik Dergisi Girls Hediyesiyle Dergiliklerde!