Güçlü, Cesur, Başarılı Kayra Aleyna Zabcı

“Bana deneyimlemediğim hobileri ya da meslekleri öğreten karakterleri seviyorum. Açıkçası bu doğrultuda birçok karakter olabilir ama çok oynamak istediğim bir aksiyon dizi ya da film olabilir. Kayra Aleyna Zabcı röportaj

She and Girls Dergisi, Moda Dergisi, Alışveriş Dergisi.

Instagram Hesabımız

Çünkü aksiyon izlemeyi de çok seviyorum. Oynayacağım karakterin ne yaşarsa yaşasın sonunda halka doğru mesaj verebilen ya da bir noktada bazı şeyleri eleştirebilen bir karakter olmasını isterim.”

Röportaj: Sedef Tosun

Sizi tanıyalım?

Ben Kayra Aleyna Zabcı. 20 yaşındayım. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Oyunculuk Bölümünde okuyorum. Başak burcuyum. 13 yaşında oyunculuk sektörüne girdim ve hala devam ediyorum.

Çocukluğunuzdan beri göz önündesiniz, 2013 yılında Best Child Model of the World seçildiniz. Bu durum size neler hissettirdi?

Evet küçük yaşlarda bu sektöre atıldım. Türkiye birincisi olduktan sonra dünya finali için Bulgaristan’a gittim ve orada birçok yabancı ülkenin kültürünü yakından tanımış oldum.

Bir hafta boyunca orada yapmış olduğumuz yarışma etkinliklerinde inanılmaz haz aldım ve bu sektöre girme konusunda çok daha kararlı oldum.

Kayra Aleyna Zabcı

Sonrasında oyunculuğa yöneldiniz. Hatta eğitimini alıyorsunuz Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi’nde. Neden oyunculuk? Size kattıklarından bahsedebilir misiniz?

Kendimi bildim bileli en fazla zevk aldığım ve en mutlu olduğum alan. Bir kere özgür olabiliyorsun. Hayatın içinden birçok insan olabiliyorsun, birçok mesleği yapıyorsun, birçok karakterin oluyor. Yazı üzerine yazılmış bir karaktere ruh ve can oluyorsun. Çok fazla rengin oluyor ve bunları deneyimlemek keyif veriyor bana.

Oyuncu olmasaydınız hangi mesleği yapmak isterdiniz?

Muhtemelen yine sahne üzerinde bir şey yapardım. Ben öyle oturup mesailer harcayabileceğim ve yazı yazabileceğim bir meslek yapabileceğimi düşünmüyorum. Benim hareket etmem gerekiyor, yani çok çalışıp çok yorulmam gerekiyor.

Çünkü yorulmak, çok çalışmak beni motive ediyor. Küçüklüğümde içimde kalan şey balerin olmaktı. Herhalde bir daha dünyaya gelsem balerin olmayı çok isterdim.

Çocuk oyuncu olarak kariyerinize başladınız. Setlere alışkınsınız. Bu durumun size getirdiği avantajlar var mı sizce?

Tabii ki var, çok avantajı oldu. Bir kere heyecanını yenmiş oluyorsun bir noktada ve ne yapman gerektiğini biliyorsun. Yani ilk set deneyimin gibi olmuyor, çünkü küçüklüğümde başladım. Bu yüzden aslında neyin nerede olduğunu, kameranın hangi açısından girileceğini ya da çıkılacağını kavramış oldum.

TV 8 ekranlarında yer alan “Canım Annem” de rol alıyorsunuz. Set çalışmaları nasıl gidiyor? Oynadığınız Oya karakterinden bahseder misiniz?

Set gayet iyi gidiyor orada motive olabileceğim, düştüğümde beni tekrardan kaldıracak birçok insan var. Yapımcımdan yönetmenime teknik ekipten hazırlık ekibine kadar gerçekten kendimi çok fazla güvenli alanda hissediyorum.

İkinci ailem gibi oldular, hatta ailemden daha yakın görüyorum bu ara… Oya karakteri iyi yönde bir değişim gösteriyor aslında. İlk başta kötü olarak adlandırabileceğiniz şekilde başlıyor diziye. Ama Oya’yı aslında kimse suçlayamaz çünkü bir ergen karşısında bir rol model var. O da annesi ve annesinin hayattaki tek gayesi para aslında.

Bir noktadan sonra hayatı değiştiğinde ve hayatına yeni insanlar girdiğinde iyiyi ve kötüyü ayırt etmeye başlıyor ve bu noktada da annesini yani kötüyü hayatından çıkartma kararı alıyor. Tabi bu süreçte yıpranıyor, düşüyor ama tüm bunlara rağmen ayağa kalkıyor. Bakalım ileriki bölümlerde neler olacak.

Kendine örnek aldığın aktrisler var mı?

Duruşlarını ve kişiliklerini beğendiğim oyuncular olarak Tilbe Saran ve Demet Evgar’ı söyleyebilirim.

Kamera karşısına geçtiğinizde kendinizi nasıl rahatlatıyorsunuz?

Özellikle günlük dizi çektiğimiz için sürekli setteyiz ve alışıyorsunuz. Bazı sahneler oluyor, ağır sahneler. O sahnelerde özellikle yönetmen Emrah Şendur’un üzerimde çok etkisi var. Sete girdiğimde beni anlıyor ve onun bana direktifleri sayesinde rahatladığım çok sahne oluyor.

Özellikle böyle zor sahnelerde hep en son ona bakarım. Bu işte onunla çalıştığım için gerçekten çok şanslıyım. Bana öğrettiği ve kattığı her şeyden dolayı çok minnettarım ona. Ve tabii ki yapımcıların hep elleri üzerimizde. Çok şanslıyız bu konuda da onlarla çalıştığımız için.

Aynı zamanda partnerim konusunda da çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Bu bir ekip işi ve bizim ekibimizdeki herkes birbirine çok değer veriyor, çok saygı duyuyor. Dediğim gibi ailem gibi oldular. Zor sahnelerimde ekip arkadaşlarım bana güç veriyor.

Spor yapıyor musunuz? Hobileriniz var mı? Setten arta kalan zamanlarınızda size ne yapmak iyi geliyor?

Spor bu ara çok mümkün olmuyor ama fırsatım olduğunda tekrardan Kick-Boksa başlayacağım. Set dışındaki zamanda ilk başta uyuyorum, sonrasında ailemle vakit geçiriyorum. Ailemden geriye kalan fırsatlarda da arkadaşlarımla vakit geçirmeye tiyatro sahnesine gidiyorum.

İleride nasıl bir proje içerisinde yer almak istersiniz? Hayal ettiğiniz bir senaryo teması var mı?

Bana deneyimlemediğim hobileri ya da meslekleri öğreten karakterleri seviyorum. Açıkçası bu doğrultuda birçok karakter olabilir ama çok oynamak istediğim bir aksiyon dizi ya da film olabilir. Çünkü aksiyon izlemeyi de çok seviyorum. Oynayacağım karakterin ne yaşarsa yaşasın sonunda halka doğru mesaj verebilen ya da bir noktada bazı şeyleri eleştirebilen bir karakter olmasını isterim.

Moda ile aranız nasıl, takip eder misiniz, bu konuda danıştığınız biri var mı, hangi modacıları seviyorsunuz?
Modayla benim aram küçüklüğümden beri hep çok iyi olmuştur. Ben giyinmeyi çok severim. Ama bu yoğun tempoda çıkıp alışveriş yapabileceğim bir fırsatım olmuyor.

O fırsat olduğunda da bunu onunla değerlendirmiyorum. Onun için bu ara modayı annemle takip ediyorum. Tarzımı da bildiği için bu süreçte alışverişlerimi annem yapıyor ve beni annem giydiriyor diyebilirim.

Kayra Aleyna Zabcı röportaj

She and Girls Mayıs 2022 Sayısı Gençlik Dergisi Girls Hediyesiyle Dergiliklerde