Çocuğunuzun Birey Olduğunu Unutmayın

Uzmanlığını çocuk, ergen ve yetişkin alanlarında profesyonelce sürdüren Psikolojik Danışman Çisem Taşkıran, çocuklarımızın sadece ders çalışan bir robot değil, bir birey olduğunu unutmamamız gerektiğini vurguluyor. Çisem Taşkıran Psikolojik Danışman

She and Girls Dergisi, Moda Dergisi, Alışveriş Dergisi.

Instagram Hesabımız


“Modern kadının üzerine yüklenen “her rolde kusursuz olma” beklentisi, ne yazık ki tükenmişliğin en büyük davetçisi. Psikolojik olarak güçlü kalabilmenin ilk adımı, “süper kadın” olma mitini yıkmak ve mükemmeliyetçilikten vazgeçmektir. Kadınlara en büyük önerim; hayatın koşturmacası içinde kendilerine ait, sınırları net çizilmiş “öz-bakım” alanları yaratmaları.”


“Sınav süreçlerindeki bir öğrencinin gözündeki kaygının yerini başarma inancına bırakması veya bir danışanımın kendi içsel gücünü fark ettiği o kırılma anına şahit olmak, mesleğime duyduğum aşkı her gün yeniden besliyor.”

“Unutmayın, kendi bardağınız boşken başkasının bardağını dolduramazsınız.”

Röportaj: Banu Çelik

Çisem Taşkıran Psikolojik Danışman She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Temmuz 2026

Öncelikle sizi She and Girls okurları için biraz tanıyabilir miyiz? Psikolojik danışman olmaya nasıl karar verdiniz ve bu meslekte sizi en çok motive eden şey nedir?
Merhaba! Ben Çisem. Hayatın tam kalbine dokunmayı seven, enerjisini insanı anlamaktan alan bir psikolojik danışman ve rehber öğretmenim. 7 yılı aşkın süredir bu mesleğin içerisindeyim. Şu an özel bir okulda ortaokul kademesinde çalışıyor, aynı zamanda profesyonel öğrenci ve yaşam koçluğu yapıyorum. Lisans eğitimimin ardından danışanlarımın ruhsal yolculuklarına daha güçlü yol gösterebilmek adına BDT, Şema Terapi, ACT ve Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi eğitimlerini alarak kendimi sürekli geliştirdim. Mesleğimi seçme kararım, çocukluktan gelen güçlü bir empati duygusuna ve insanların kendi potansiyellerini keşfetme süreçlerine eşlik etme tutkusuna dayanıyor. Bu güçlü empati yeteneğimi ve iletişim becerilerimi fark eden ise annem oldu. Bana, “Senin insanlarla bağın çok kuvvetli, bu mesleği harika yaparsın” diyerek içimdeki ışığı uyandırdı. Bir insanın hayatındaki düğümleri çözerken yanlarında olmak, yönlerini kaybettiklerinde onlara bir fener tutabilmek benim için hep çok büyüleyiciydi. Bu meslekte beni en çok motive eden şey kesinlikle “değişim ve dönüşüm”. Özellikle sınav süreçlerindeki bir öğrencinin gözündeki kaygının yerini başarma inancına bırakması veya bir danışanımın kendi içsel gücünü fark ettiği o kırılma anına şahit olmak, mesleğime duyduğum aşkı her gün yeniden besliyor.

Çocuk, ergen ve yetişkinlerle çalışıyor, aynı zamanda öğrenci koçluğu yapıyorsunuz. Her yaş grubunun ihtiyaçları farklı. Sizce son yıllarda en çok hangi psikolojik sorunlarla karşılaşıyorsunuz?
Farklı yaş gruplarıyla çalışmak bana geniş bir perspektif kazandırıyor. Son yıllarda, çağımızın getirdiği dijital hız ve belirsizliklerle birlikte, tüm yaş gruplarında ortaklaşan en büyük sorunun “performans anksiyetesi” ve “yetersizlik hissi” olduğunu gözlemliyorum. Ergenlerde ve okul çağındaki gençlerde, özellikle akademik başarı baskısıyla tetiklenen yoğun sınav kaygısı, odaklanma problemleri ve sosyal onay ihtiyacı ön planda. Yetişkinlerde ise hızla değişen dünya dinamiklerine ayak uydurma çabası; kronik stres, gelecek kaygısı ve ilişkisel çatışmalar olarak karşımıza çıkıyor. Her yaş grubunun dili farklı olsa da özünde anlaşılamama, yalnızlık ve hayatın getirdiği rollerin altında ezilme hissi, seans odasında en çok şifalandırmaya çalıştığımız ortak alanlar haline geldi.

Günümüzde özellikle kadınlar; iş hayatı, annelik, aile ve sosyal yaşam arasında birçok rol üstleniyor. Bu yoğun tempo zamanla tükenmişlik hissine dönüşebiliyor. Böyle bir süreçte psikolojik olarak güçlü kalabilmek için neler önerirsiniz?
Modern kadının üzerine yüklenen “her rolde kusursuz olma” beklentisi, ne yazık ki tükenmişliğin en büyük davetçisi. Psikolojik olarak güçlü kalabilmenin ilk adımı, “süper kadın” olma mitini yıkmak ve mükemmeliyetçilikten vazgeçmektir. Kadınlara en büyük önerim; hayatın koşturmacası içinde kendilerine ait, sınırları net çizilmiş “öz-bakım” alanları yaratmaları. Bu bazen sadece kendinizle kalıp içtiğiniz duble bir kahve, bazen bedeninizi ve zihninizi disipline eden bir pilates seansı, bazen de “hayır” diyebilme becerisidir. Yardım istemek zayıflık değil, sınırlarını bilmektir. Rollerinizi delege etmeyi öğrenmeli, suçluluk duygusunu bir kenara bırakarak kendinize şefkat göstermelisiniz. Unutmayın, kendi bardağınız boşken başkasının bardağını dolduramazsınız.

Çisem Taşkıran Psikolojik Danışman She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Temmuz 2026

Sosyal medya paylaşımlarınızda ruh sağlığının önemine sıkça dikkat çekiyorsunuz. Sizce insanların psikolojik destek almaktan çekinmesinin en büyük nedeni nedir? Bu önyargıyı kırmak için neler yapılabilir?
Sosyal medyayı, ruh sağlığı okuryazarlığını artırmak ve insanlara yalnız olmadıklarını hatırlatmak için aktif bir araç olarak görüyorum. Toplumumuzda psikolojik destek almaya dair hala en büyük engel, etiketlenme korkusudur. İnsanlar zayıf görünmekten veya yargılanmaktan çekiniyor. Oysa fiziksel sağlığımız için doktora gitmek ne kadar doğalsa, zihinsel dengemiz için destek almak da o kadar normaldir. Bu önyargıyı kırmanın yolu, ruh sağlığını tabulaştırmadan, daha görünür ve konuşulur kılmaktır. Ben de paylaşımlarımla tam olarak bunu hedefliyorum; psikolojinin hayatın içinden, insani ve çok olağan bir ihtiyaç olduğunu anlatarak destek almayı bir lüks veya zayıflık değil, kendilerine yatırım süreci olarak görmelerini sağlamaya çalışıyorum.

Sınav kaygısı yaşayan gençler ve onların aileleri için en önemli tavsiyeleriniz neler olur? Bu süreçte ebeveynlerin farkında olmadan yaptığı en yaygın hatalar sizce hangileri?
Sınav hazırlığı sadece akademik değil, çok ciddi bir psikolojik süreçtir. Gençlere en büyük tavsiyem; sınav sonucunu kendi öz değerleriyle eşleştirmemeleridir. Sınav bir kişilik testi değil, sadece bir bilgi ölçümüdür. Ebeveynlerin farkında olmadan yaptığı en yaygın hata ise iyi niyetle yapılan ama gizli baskı içeren kıyaslamalar ve “Sen yeter ki kazan, biz her şeyi feda ettik” gibi yoğun sorumluluk yükleyen cümlelerdir. Bu durum çocukta borçluluk ve başarısızlık korkusu yaratıyor. Aileler, çocuklarına verdikleri sevginin sınav başarısına bağlı olmadığını hissettirmelidir. Süreç odaklı destek olmak, evdeki kaygı iklimini azaltmak ve çocuğun sadece ders çalışan bir robot değil, bir birey olduğunu unutmamak bu dönemin en sağlıklı anahtarıdır.

Çisem Taşkıran Psikolojik Danışman She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Temmuz 2026

She and Girls okurlarına hem kendileriyle daha sağlıklı bir bağ kurabilmeleri hem de ruh sağlıklarını koruyabilmeleri adına vermek istediğiniz en önemli mesaj nedir?
Kendinizle kurduğunuz bağ, hayat boyunca kuracağınız tüm ilişkilerin temel şablonudur. Okurlara en büyük mesajım; kendilerine hak ettikleri değeri vermeyi ertelememeleri ve hayattaki en uzun ilişkilerinin kendileriyle olduğunu unutmamaları olurdu. Kendine değer vermek kendi sınırlarına saygı duymaktır ve bu sınırların en güçlü muhafızı “hayır” diyebilme becerisidir. Başkalarını memnun etmek adına sürekli kendinizden ödün vermek, ruhsal bir tükenişe yol açar. Bir başkasına sınır çizmek, kendinize verdiğiniz değerin en somut göstergesidir. Bu yüzden kendinize, en sevdiğiniz dosta davrandığınız gibi şefkatli, sabırlı ve anlayışlı davranın; suçluluk duymadan “ben de varım” demeyi öğrenin. Ruh sağlığınızı korumak için hayatın hızını yavaşlatmayı, anı hissetmeyi ve zihninizi dinlendirmeyi ihmal etmeyin. Hayat bazen çok yoğun gelebilir, ancak içsel dengenizi bulduğunuzda dışarıdaki hiçbir fırtına sizi yıkamaz. Kendine değer verirken, sınırlarınızı koruyun ve ruhunuzu besleyen şeylere hayatınızda her gün yer açın. Sevgiyle ve farkındalıkla kalın.

She and Girls Yaz 2026 Sayısı Çıktı! Yaz 2026 Sayımızı ÜCRETSİZ indirerek okuyabilirsiniz!

Çisem Taşkıran Psikolojik Danışman

Yasemin Kılgı Farkındalık Koçu

She and Girls Yaz Sayısı 2026 Sayısında Neler Var?

Konuşan Kadı: Yağmur Yumurtacı                                                                

Ebru Say: Geleneksel Zanaatın Estetik Dönüşümü                              

Gülçin Başdeğirmen: “Doğum Haritası Bir Bütündür”                         

Feyza Caniklioğlu Çanakcı: “Bedeninizde Umutlu Çocuklar Yaşatın”

Sevil Tümkaya: İhtiyaca Göre İngilizce Eğitimi                                      

Harika Sancı: “Kusursuz Ebeveynlik İhtiyaç Değil”                               

LouMoe: İnanç, Zarafet ve Hatırlayışın Hikâyesi                                                 

Ayfer Aydın: “Sağlıklı Bir Cilt Düzenli Bakımla Oluşur”                       

Hande Yıldız: Bir Dilin Peşinden Madrid’e Uzanan Hikâye                

Nil Keskin: “Yeni Dünya’da En Yüksek Titreşim: Özgünlük”          

Sezen Özen: “Mali Müşavirlik Sayılardan İbaret Değildir”            

Ayris Salcan: İş Dünyasında Güçlü Duruş                                                            

Ekin Koşak: “İmza Hücrenizi Tanıyın”                                                    

Mine Baş: Mindful Movement Kişisel Egzersiz Eğitmeni               

Nihal Sert: Sporda Cinsiyet Eşitliği                                                    

Pınar Yıldırım: Pino’nun Ekşi Mayası                                                 

Aylin Özer Tepe: “Duygularınızı Müzikle Güçlendirin”                

Betül Varel: Medyada Güçlü Duruş                                                  

Sevdanur Uslu: Dil Eğitimi ve Yurt Dışı Planlama Merkezi TalkyOnline