Modaya Retro Dokunuşu

Screenshot

Geleneksel el emeğine modern dokunuşlarla yeni ruhlar kazandıran, sürdürülebilir moda anlayışını retro parçalarla günümüze zamansız bir giysi olarak uyarlayan Tasarımcı Gülşah Çetiner ile sonsuza dek yaşattığı büyülü çalışmalarını konuştuk. Geçmişi yaşayan kumaşların hikâyeleri bizleri çok farklı yolculuğa taşıdı, böylesine emek verilerek yapılan dönüşümü oluşturduğu için Gülşah Hanımı tebrik ediyoruz. Gülşah Çetiner Retro Tasarımcı

She and Girls Dergisi, Moda Dergisi, Alışveriş Dergisi.

Instagram Hesabımız


“Köklü bir geçmişin, göçmen kültürünün getirdiği “atmama, koruma ve dönüştürme” bilinciyle büyüdüm. Sandıklarda unutulmuş vintage danteller, eski kıyafetler veya kenarda kalmış dokular benim gözümde çöp değil, keşfedilmeyi bekleyen birer hazine.”

“Beni bugün hâlâ aynı tutkuyla iğne ve ipliğin başına oturtan şey ise bir kumaşın veya bir dokunun sadece bir malzeme olmadığını bilmem. Her kumaşın bir hafızası var. O hafızaya dokunmak, yeni bir form kazandırmak ve bir ürünün kimlik değiştirmesine tanıklık etmek benim en büyük motivasyon kaynağım.”

“Geleneksel bir el emeğini, modern bir formla buluşturduğunuzda ortaya hem kökleri olan hem de bugünün sokaklarında özgürce yürüyebilen zamansız bir giysi çıkıyor.”

Röportaj: Banu Çelik

Gülşah Çetiner Tasarımcı She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Eylül 2026

Öncelikle sizi SHE Dergisi okuyucularına daha yakından tanıtmak isteriz. Tasarım yolculuğunuz nasıl başladı ve bugün bir tasarımcı olarak üretmeye devam etmenizi sağlayan süreç nasıl şekillendi?
Tasarım yolculuğum aslında bir zorunluluktan değil, geçmişin ruhuna duyduğum derin bir meraktan doğdu. Kendi hikâyemi yazmaya başladığım ilk andan itibaren, üretmek ve elde olanı dönüştürmek hayatımın hep merkezindeydi. Beni bugün hâlâ aynı tutkuyla iğne ve ipliğin başına oturtan şey ise bir kumaşın veya bir dokunun sadece bir malzeme olmadığını bilmem. Her kumaşın bir hafızası var. O hafızaya dokunmak, yeni bir form kazandırmak ve bir ürünün kimlik değiştirmesine tanıklık etmek benim en büyük motivasyon kaynağım.

Instagram hesabınızda retro esintili, yeniden tasarlanmış ve geri dönüşüm odaklı kıyafetler ürettiğinizi görüyoruz. Bu tasarım yaklaşımı nasıl ortaya çıktı ve sizi sürdürülebilir moda alanına yönlendiren temel motivasyon ne oldu?
Retro estetik benim için sadece bir stil tercihi değil, aynı zamanda seri üretimin ruhunu sildiği modaya karşı bir duruş. Köklü bir geçmişin, göçmen kültürünün getirdiği “atmama, koruma ve dönüştürme” bilinciyle büyüdüm. Sandıklarda unutulmuş vintage danteller, eski kıyafetler veya kenarda kalmış dokular benim gözümde çöp değil, keşfedilmeyi bekleyen birer hazine. Hızlı tüketimin, her şeyi hızla tüketip fırlattığı bir çağda; yavaşlamayı, olana kıymet vermeyi ve hikâyesi olan parçaları yaşatmayı seçtim. Temel motivasyonum, modanın sadece tüketilen değil, korunan ve aktarılan bir sanat olduğunu göstermek.
Evde kendi imkânlarınızla eski parçaları dönüştürerek yeni tasarımlar ortaya çıkarıyorsunuz. Bu üretim sürecinde sizi en çok besleyen ve heyecanlandıran aşama hangisi: fikir geliştirme, dönüşüm süreci mi yoksa ortaya çıkan final parça mı?
Kesinlikle dönüşümün tam ortası, yani zihnimdeki fikirle kumaşın buluştuğu o makine başı anları… Fikir geliştirme aşaması büyüleyicidir ama makinenin başına geçip makas ilk darbeyi vurduğunda sürprizler başlar. Kumaş size yön verir, nerede kıvrılmak istediğini söyler. O arayış, ilmek ilmek işleme ve dikiş adımları tam bir meditasyon gibi. Final parça elbette tatmin edicidir ama benim ruhumu besleyen şey, imkânsız veya sıradan görünen bir parçanın ellerimde adım adım dönüşme sürecinin kendisidir.

Gülşah Çetiner Tasarımcı She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Eylül 2026

Retro stil, çalışmalarınızda güçlü bir kimlik oluşturuyor. Sizce retro modayı bugün yeniden bu kadar etkili kılan nedir? Bu estetiği modern dokunuşlarla nasıl dengeliyorsunuz?
Retro modayı bugün bu kadar cazip kılan şey, insanların samimiyet ve karakter arayışıdır. Seri üretimin herkesi tek tipleştirdiği bir dönemde, geçmişin o özenli dikişleri, özgün formları ve zamansızlığı insanlara bir sığınak sunuyor. Ben bu estetiği kurgularken geçmişi aynen kopyalamıyorum; geçmişin ruhunu ve işçiliğini alıp, günümüzün modern kesimleriyle veya beklenmedik detaylarıyla harmanlıyorum. Örneğin; geleneksel bir el emeğini, modern bir formla buluşturduğunuzda ortaya hem kökleri olan hem de bugünün sokaklarında özgürce yürüyebilen zamansız bir giysi çıkıyor.

Geri dönüşüm ve sürdürülebilir moda giderek daha fazla önem kazanıyor. Sizce bireysel düzeyde “moda tüketimini azaltma” ve “yeniden üretim” kültürü nasıl daha yaygın hale getirilebilir?
Bu iş önce bakış açımızı değiştirmekle başlar. Bize sürekli “yenisini al” diyen bir sisteme karşı, gardırobumuzdakilere birer tüketim nesnesi değil, potansiyel birer hammadde gözüyle bakmayı öğrenmeliyiz. Bireysel düzeyde en büyük adım, bir giysinin ömrünü uzatmaktır. Ufak bir tadilat, bir düğme değişimi veya iki farklı parçayı birleştirme cesareti… İnsanlar kendi elleriyle bir şeyi dönüştürdüklerinde o giysiyle aralarında ticari değil, duygusal bir bağ kuruluyor. Bu kültürü yaygınlaştırmanın yolu, dikiş dikmeyi veya dönüştürmeyi bir zorunluluk değil, bir kişisel ifade biçimi ve terapi olarak sunmaktır.

Tasarımlarınızı sadece kendiniz için mi yapıyorsunuz? Tasarımlarınızı taşıyan ünlüler veya size gelen özel talepler süreçte nasıl bir yol izliyor?
Ben seri üretimin ve aynılaşmanın tamamen karşısındayım. Sıradan olmayan, zamansız ve uç parçalar ürettiğim için herkesin gardırobuna hitap edecek seri koleksiyonlar asla çıkarmıyorum. Hatta aynı ürünü ikinci kez dikmiyorum bile; çünkü bir dikişi tekrar etmek benim ruhumdaki o heyecanı ve hevesi öldürüyor. Ürettiğim her parça tek ve kişiye özel kalmalı. Dışarıdan ve özellikle ünlü isimlerden çok fazla talep geliyor ancak bu konuda aşırı seçiciyim. Genelde arada aracılarla ulaşıyorlar ama benim tavrım son derece net: El emeği ve o kumaşa yüklenen ruh, başkasının etiketine veya markasına malzeme edilemeyecek kadar kıymetli. Eğer tasarımım kendi adımla ve emeğimin hakkı teslim edilerek bir ünlüye ulaşacaksa kabul ediyorum. Benim için en önemli kriter emeğimin değer görmesi. Bu yüzden ortaya koyduğum tasarımları ancak o emeğin kıymetini gerçekten bilen ve o ruhu taşıyabilecek bedenler giymeli.

Gülşah Çetiner Tasarımcı She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Eylül 2026

Bir tasarımcı olarak hem estetik hem de dönüşüm odaklı bir üretim yapıyorsunuz. Kumaşlara yeniden hayat vermek sizin için nasıl bir anlam taşıyor? Gülşah Çetiner olarak kadınlara tek bir mesaj bırakacak olsanız bu ne olurdu?
Kumaşlara yeniden hayat vermek, aslında kendi hayatımızı ve anılarımızı dönüştürmekle eşdeğer. Unutulmuşu, kenara atılmışı yeniden parlatmak bana hayatın her alanında ikincil şansların mümkün olduğunu hatırlatıyor. Kadınlara tek bir mesaj bırakacak olsam şu olurdu: Kendi hikâyenizi yazmaktan ve kalıplara sığmamaktan korkmayın; sizi siz yapan şey hazır sunulanlar değil, kendi imkânlarınızla, emeğinizle ve özgünlüğünüzle ortaya koyduğunuz ruhunuzdur.

She and Girls Yaz 2026 Sayısı Çıktı! Yaz 2026 Sayımızı ÜCRETSİZ indirerek okuyabilirsiniz!

Gülşah Çetiner Retro Tasarımcı

She and Girls Yaz Sayısı 2026 Sayısında Neler Var?

Konuşan Kadı: Yağmur Yumurtacı                                                                

Ebru Say: Geleneksel Zanaatın Estetik Dönüşümü                              

Gülçin Başdeğirmen: “Doğum Haritası Bir Bütündür”                         

Feyza Caniklioğlu Çanakcı: “Bedeninizde Umutlu Çocuklar Yaşatın”

Sevil Tümkaya: İhtiyaca Göre İngilizce Eğitimi                                      

Harika Sancı: “Kusursuz Ebeveynlik İhtiyaç Değil”                               

LouMoe: İnanç, Zarafet ve Hatırlayışın Hikâyesi                                                 

Ayfer Aydın: “Sağlıklı Bir Cilt Düzenli Bakımla Oluşur”                       

Hande Yıldız: Bir Dilin Peşinden Madrid’e Uzanan Hikâye                

Nil Keskin: “Yeni Dünya’da En Yüksek Titreşim: Özgünlük”          

Sezen Özen: “Mali Müşavirlik Sayılardan İbaret Değildir”            

Ayris Salcan: İş Dünyasında Güçlü Duruş                                                            

Ekin Koşak: “İmza Hücrenizi Tanıyın”                                                    

Mine Baş: Mindful Movement Kişisel Egzersiz Eğitmeni               

Nihal Sert: Sporda Cinsiyet Eşitliği                                                    

Pınar Yıldırım: Pino’nun Ekşi Mayası                                                 

Aylin Özer Tepe: “Duygularınızı Müzikle Güçlendirin”                

Betül Varel: Medyada Güçlü Duruş                                                  

Sevdanur Uslu: Dil Eğitimi ve Yurt Dışı Planlama Merkezi TalkyOnline