Güzellik uğruna farklılıklarımızı mı kaybediyoruz? Son zamanlarda dikkatinizi çekiyor mu bilmiyorum ama ben sosyal medyada gezinirken bazen kimin kim olduğunu ayırt etmekte zorlanıyorum. Banu Çelik Köşe Yazısı
She and Girls Dergisi, Moda Dergisi, Alışveriş Dergisi.
Hazırlayan: Banu Çelik
Aynı dudaklar, aynı kaşlar, aynı burunlar… Hatta aynı bakışlar, aynı mimikler, aynı fotoğraf pozları!
Bir noktadan sonra insan ister istemez düşünüyor: Biz ne ara bu kadar birbirimize benzemeye başladık?
Yanlış anlaşılmasın, estetik müdahalelere karşı değilim. İnsan kendisini nasıl iyi ve güzel hissediyorsa öyle görünmekte özgür. Ama insanın aklına takılmıyor da değil: Madem hepimiz farklıyız ve farklılıklarımızla güzeliz, neden dönüp dolaşıp aynı yüze sahip olmaya çalışıyoruz?

Güzelliğin Yeni Bir Şablonu mu Var?
Eskiden birini gördüğümüzde kendine has bir güzelliği olduğunu söylerdik. Kiminin burnu karakteristikti, kiminin gülüşü, kiminin gözleri…
Şimdiyse sanki güzelliğin yazılı olmayan bir listesi var. Dudaklar dolgun, kaşlar kalkık, çene hattı belirgin, cilt pürüzsüz olacak. Bir de tabii bütün bunların son derece doğal görünmesi beklenecek!
İşin en ironik tarafı da bu zaten. Doğal görünmek için gösterilen onca çaba…
Üstelik mesele yalnızca estetik uygulamalar değil. Makyajdan giyime, saç modellerinden fotoğraf çekilirken verilen pozlara kadar benzer bir durum söz konusu.
Bir bakıyorsunuz, herkes aynı akımın içinde. Bir süre sonra neyin gerçekten beğenildiğini, neyin sadece popüler olduğu için tercih edildiğini anlamak zorlaşıyor.

Filtredeki Kendimize mi Âşık Olduk?
Sosyal medyanın bu konuda hiç de masum olduğunu düşünmüyorum.
Bir filtre açıyoruz; cildimiz pürüzsüzleşiyor, burnumuz küçülüyor, gözlerimiz büyüyor. Üstelik bütün bunlar birkaç saniye içinde oluyor.
Sonra filtreyi kapatıp aynaya bakıyoruz.
İşte bazen sorun tam da burada başlıyor. Çünkü aynadaki yüzümüzü, telefon ekranında gördüğümüz kusursuz versiyonuyla karşılaştırmaya başlıyoruz.
Oysa gerçek hayatta insanların gözenekleri var, mimikleri var, gülerken oluşan çizgileri var. Ve neyse ki hepimiz fotoğraflarda göründüğümüz gibi yaşamıyoruz.
Ama sosyal medya bize başka bir şey söylüyor: Biraz daha genç, biraz daha güzel, biraz daha kusursuz olabilirsin.
Peki, bunun bir sonu var mı?
Kendimiz İçin mi, Başkalarına Benzemek İçin mi?
Bence asıl üzerinde durulması gereken konu bu.
Elbette kendimize bakacağız, güzel görünmek isteyeceğiz. Beğendiğimiz bir saç modelini denemek, yeni bir makyaj yapmak ya da görünümümüzde değişiklik istemek son derece doğal.
Ama bir şeyi gerçekten kendimiz istediğimiz için mi yapıyoruz, yoksa sürekli karşımıza çıktığı için mi istemeye başlıyoruz?
Bugün moda olan bir yüz şekli, birkaç yıl sonra yerini başka bir güzellik anlayışına bırakabilir. Zaten yıllardır böyle olmuyor mu?
Bir dönem ince kaşlar modaydı, sonra kalın kaşlar geldi. Bir dönem ince dudaklar kimsenin dikkatini çekmezken, şimdi dolgun dudaklar neredeyse güzelliğin şartlarından biri gibi sunuluyor.
Trendler değişiyor ama biz bazen bu değişime yetişmek uğruna kendimizden uzaklaşıyoruz.
Kusursuzluk Biraz Sıkıcı Değil mi?
Ben insanları birbirinden ayıran küçük detayları seviyorum.
Kendine özgü bir gülüşü, yüzüne karakter katan bir burnu, konuşurken oluşan mimikleri… Hatta bazen kusur olarak görülen bir ayrıntıyı.

Çünkü bana kalırsa güzellik biraz da bunların toplamı.
Herkesin aynı ölçülere sahip olduğu, aynı şekilde gülümsediği, aynı pozları verdiği bir dünyada ne kadar farklı kalabiliriz?
Üstelik kusursuz görünmeye çalışırken farkında olmadan kendimize sürekli yeni kusurlar buluyoruz.
Belki de güzelliğin en yorucu tarafı bu: Hiç bitmeyen bir düzeltme isteği.
Biraz da Kendimize Benzesek?
Elbette kimsenin nasıl görünmesi gerektiğine karar verecek değiliz. Her kadının kendi bedeniyle ilgili tercihleri kendisine ait.
Ama keşke güzellik anlayışımız biraz daha geniş olsa. Herkesin aynı yüz hatlarına, aynı bedene, aynı stile sahip olmak zorunda olmadığını gerçekten kabul edebilsek.
Çünkü güzellik tek bir kalıba sığmayacak kadar kişisel bir şey.
Ve bence artık biraz da farklılıklarımızı sevmeyi hatırlamalıyız.
Sonuçta herkes güzel olmak isteyebilir. Ama güzel olmak için birbirimizin kopyası olmak zorunda değiliz.
Belki de aynaya bakarken kendimize sormamız gereken soru şu:
Gerçekten daha güzel mi olmak istiyoruz, yoksa başkalarının güzel bulduğu birine mi dönüşmeye çalışıyoruz?
She and Girls Sonbahar 2026 Sayısı Çıktı! Sonbahar 2026 Sayımızı ÜCRETSİZ indirerek okuyabilirsiniz!
Banu Çelik Köşe Yazısı
She and Girls Sonbahar Sayısı 2026 Sayısında Neler Var?
Seda Ben: Erkekler Ne İster Kadınlar Ne Anlar?
Dilek Pehlivan: Kendi Sesinizden Korkmayın
Elif Emdi: Dünyayı Anlayan Bireyler Yetiştirelim
Müge Özcan: Duygusal Açlığınızı Dengeleyin
Özlem Altıntaş: Özlem Altıntaş İle Kimya Öğrenelim
Selen Erdoğan: Çocuklarda Ortodonti ve Şeffaf Plak Tedavisi
Sinem Güleç: Pilates İle Bedeninizi Güçlendirin
Nur Süral: Bir Sahne Bin Duygu
Seda Özgiş: Geçmişten Geleceğe Açılan Zarafet
Gülşah Çetiner: Modaya Retro Dokunuşu
Bənövşə Mahmudqızı: Sınırlarınızı Belirleyin
Hülya Güleç: Kaygı Yaşamınızı Yönlendirmesin
Ceren Kilit: Büyük Hedefler Küçük Yatırımlarla Başlar
Pelin Toğrul: Doku Sanatının Mimarı
Nermin Saraylı: Büyülü Beyazın Tasarımcısı Nermin Saraylı
Yulia Alizade: Ortak Değerleri Buluşturan Sanatçı
WakeApp Melek: Sembollerin İzinde Bir Yolculuk
Seda Nal: Hareket Etmek İyileştirir
Nadiia Günday: Biohacking İle Sağlıklı Yaşam
Naz Gözde: Her Beden Biriciktir
Arzu Yılmaz Dağdemir: TRT Mesleki Ciddiyetin Okulu
Şeyda Bayraktar: Mutfak Sanatı SeydasCooks
Cansu Miasu: Güzel, Cesur ve Yetenekli Cansu Miasu
Revna Çebi: Köklü Sporun Sesi
Sinem Çınar: Bedeninizin Farkındalığını Artırın
Merve Fidancık: Burçlar Astrolojinin Derinliğini Yansıtmaz
Hayriye Hasret Güneş: Kendinizle Bağ Kurun
Berfu Çavdar: Güzelliğin En Güçlü Hali Kendiniz
Yasemin Kılgı: Finans Yönetimi Karakterin Yansımasıdır
Tuğçe Yaşar: Patili Dostlarımızın Modası TOFITOWEL
Sibel Nariç: Futbolda İtibar Önceliktir
Nurdan Ayvalı: Fotoğrafçılık Dünyaya Farklı Bakabilmektir
Çisem Taşkıran: Çocuğunuzun Birey Olduğunu Unutmayın
Habibe Arıkan Ertürk: Yazmak İçin Kusursuzluk Beklemeyin
Birim Özer Sili: Yalnızlığı Sen Seçmedin
Ayşe Gerger: Duvarlara Renk Veren Ressam
