Sosyal medyada yeni bir meslek mi doğdu, yoksa biz başkalarının hayatını izleyerek para kazanmayı mı normalleştirdik? Banu Çelik Köşe Yazısı Dergi
She and Girls Dergisi, Moda Dergisi, Alışveriş Dergisi.
Son zamanlarda sosyal medyada dikkatimi çeken bir durum var. Eminim sizin de karşınıza çıkıyordur. Birisi bir video çekiyor, bir şey anlatıyor, bir olay yaşıyor ya da herhangi bir konuda fikrini paylaşıyor. Ardından başka biri çıkıyor ve o videoyu alıp bize yeniden anlatıyor!
Üstelik bazen videonun tamamını izletiyor, üzerine birkaç cümle ekliyor, biraz yorum yapıyor ve hop! Binlerce beğeni, yüz binlerce izlenme, yeni takipçiler…
Şimdi düşünüyorum da gerçekten ilginç bir noktaya geldik. Birileri düşünüyor, üretiyor, emek veriyor; birileri de oturduğu yerden o emeği yorumlayarak kendine bir sosyal medya kariyeri oluşturuyor.
Peki bu da bir üretim şekli mi? Yoksa başkasının ürettiğinden beslenmenin yeni ve oldukça kazançlı bir yolu mu?
Öncelikle şunu söylemeliyim ki bir içeriği yorumlamak, eleştirmek veya farklı bir bakış açısıyla değerlendirmek elbette yanlış değil. Hatta bazen yapılan yorumlar, asıl içerikten çok daha düşündürücü ve öğretici olabiliyor.
Ama benim bahsettiğim tam olarak bu değil.
Mesela bir kadın hayatıyla ilgili bir video paylaşıyor. Belki bir ilişkisini anlatıyor, belki başına gelen tatsız bir olayı, belki de kendi deneyimlerinden öğrendiği bir şeyi… Ardından bir bakıyoruz ki o video onlarca farklı hesapta dolaşmaya başlamış. Herkes aynı konuyu konuşuyor. Biri eleştiriyor, biri destekliyor, biri dalga geçiyor. Hatta bazıları hiçbir yeni fikir ortaya koymadan yalnızca yaşananları tekrar anlatıyor.
İşin daha da ilginç tarafı, bazen bu videoları yeniden paylaşan kişiler, videonun gerçek sahibinden çok daha fazla izleniyor!
İşte tam da burada kafama takılan bir soru var.
Biz artık insanları ürettikleri için mi takip ediyoruz, yoksa başkalarının yaptıklarını ne kadar ilgi çekici anlattıkları için mi?
Bir düşünün bakalım. Sosyal medyada geçirdiğiniz zamanın ne kadarı gerçekten yeni bir şey öğrenmekle, ne kadarı başkalarının hayatları hakkında yapılan yorumları dinlemekle geçiyor?
Eskiden bir konuda fikir sahibi olmak için araştırmak, okumak, öğrenmek gerekiyordu. Şimdi ise bazen bir video izlemek, kamerayı açmak ve birkaç iddialı cümle kurmak yeterli olabiliyor.
Tabii bir de algoritma meselesi var!
Ne kadar dikkat çekici başlık, ne kadar tartışmalı konu, o kadar çok etkileşim. Birinin başına gelen olay başka birinin gündemi, başka birinin gündemi de bir başkasının kazancı haline geliyor.
Üstelik bu döngü öyle hızlı işliyor ki bazen konuşulan olayın ne olduğunu bile tam olarak anlamadan herkesin bir fikri oluyor.
Şunu da merak ediyorum; bu kadar çok kişinin aynı şeyi anlattığı bir dünyada, gerçekten kimin söyleyecek yeni bir sözü var?
Aslında mesele yalnızca takipçi kazanmak veya para kazanmak da değil. Mesele biraz da emeğe duyulan saygı.
Çünkü bir şey üretmek kolay değil. Fikir bulmak, araştırmak, çekmek, yazmak, paylaşmak ve belki de eleştirilme riskini göze almak gerekiyor. Ama hazır bir içeriğin üzerine konuşmak çok daha zahmetsiz olabiliyor.
Elbette herkesin yorum yapma hakkı var. Ancak başkasının hikâyesini anlatırken kendi hikâyemizi yazdığımızı düşünmek bana biraz tuhaf geliyor.
Bir de olayın izleyici tarafı var ki bence en az içerik üretenler kadar biz de bu düzenin bir parçasıyız. Çünkü neyi izler, neye yorum yapar, neyi paylaşır ve kimi takip edersek aslında onun çoğalmasına katkıda bulunuyoruz.
Belki de artık yalnızca içerik üretenleri değil, neyi neden izlediğimizi de sorgulamamız gerekiyor.
Kim bilir, belki birkaç yıl sonra sosyal medyada en çok kazananlar bir şeyler yapanlar değil, yapılanları anlatanlar olacak.
Hatta belki de çoktan oldular!
Sonuç olarak benim söyleyeceğim şu; başkasının fikrinden ilham almak başka, başkasının emeğini kendine sermaye yapmak başka.
Ve bana kalırsa sosyal medyanın bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey biraz daha özgünlük, biraz daha yaratıcılık ve en önemlisi biraz daha emeğe saygı.
Çünkü herkesin birbirini anlattığı bir dünyada, bir süre sonra anlatacak gerçek bir hikâye kalmayabilir.
Peki sizce başkasının videosunu yorumlamak içerik üretmek midir, yoksa hazır içerikten kazanç sağlamak mı?
She and Girls Yaz 2026 Sayısı Çıktı! Yaz 2026 Sayımızı ÜCRETSİZ indirerek okuyabilirsiniz!
Banu Çelik Köşe Yazısı Dergi
She and Girls Sonbahar Sayısı 2026 Sayısında Neler Var?
Seda Ben: Erkekler Ne İster Kadınlar Ne Anlar?
Dilek Pehlivan: Kendi Sesinizden Korkmayın
Elif Emdi: Dünyayı Anlayan Bireyler Yetiştirelim
Müge Özcan: Duygusal Açlığınızı Dengeleyin
Özlem Altıntaş: Özlem Altıntaş İle Kimya Öğrenelim
Selen Erdoğan: Çocuklarda Ortodonti ve Şeffaf Plak Tedavisi
Sinem Güleç: Pilates İle Bedeninizi Güçlendirin
Nur Süral: Bir Sahne Bin Duygu
Seda Özgiş: Geçmişten Geleceğe Açılan Zarafet
Gülşah Çetiner: Modaya Retro Dokunuşu
Bənövşə Mahmudqızı: Sınırlarınızı Belirleyin
Hülya Güleç: Kaygı Yaşamınızı Yönlendirmesin
Ceren Kilit: Büyük Hedefler Küçük Yatırımlarla Başlar
Pelin Toğrul: Doku Sanatının Mimarı
Nermin Saraylı: Büyülü Beyazın Tasarımcısı Nermin Saraylı
Yulia Alizade: Ortak Değerleri Buluşturan Sanatçı
WakeApp Melek: Sembollerin İzinde Bir Yolculuk
Seda Nal: Hareket Etmek İyileştirir
Nadiia Günday: Biohacking İle Sağlıklı Yaşam
Naz Gözde: Her Beden Biriciktir
Arzu Yılmaz Dağdemir: TRT Mesleki Ciddiyetin Okulu
Şeyda Bayraktar: Mutfak Sanatı SeydasCooks
Cansu Miasu: Güzel, Cesur ve Yetenekli Cansu Miasu
Revna Çebi: Köklü Sporun Sesi
Sinem Çınar: Bedeninizin Farkındalığını Artırın
Merve Fidancık: Burçlar Astrolojinin Derinliğini Yansıtmaz
Hayriye Hasret Güneş: Kendinizle Bağ Kurun
Berfu Çavdar: Güzelliğin En Güçlü Hali Kendiniz
Yasemin Kılgı: Finans Yönetimi Karakterin Yansımasıdır
Tuğçe Yaşar: Patili Dostlarımızın Modası TOFITOWEL
Sibel Nariç: Futbolda İtibar Önceliktir
Nurdan Ayvalı: Fotoğrafçılık Dünyaya Farklı Bakabilmektir
Çisem Taşkıran: Çocuğunuzun Birey Olduğunu Unutmayın
Habibe Arıkan Ertürk: Yazmak İçin Kusursuzluk Beklemeyin
Birim Özer Sili: Yalnızlığı Sen Seçmedin
Ayşe Gerger: Duvarlara Renk Veren Ressam
