Eğitimini fiyoterapistlik alanında tamamlayan, mesleğini sürdürürken çocukluktan beri içinde taşıdığı oyunculuk aşkını bastıramayıp öne çıkaran başarılı Oyuncu Nur Süral ile profesyonel hayatındaki adımlarını konuştuk. Bu kadar çok alanda yeteneği olup hepsi ile adından söz ettiren Nur Hanımı tanıyalım mı? Nur Süral Oyuncu
She and Girls Dergisi, Moda Dergisi, Alışveriş Dergisi.
“İnsan kendini sadece konuşarak anlatmıyor. Kıyafeti, yürüyüşü, saçları, bakışı, hatta bazen sessizliği bile bir şey söylüyor. Oyunculukta bunu çok net görüyorsunuz. Bir karakterin kostümünü giydiğiniz anda bedeniniz bile farklı davranmaya başlıyor. Bu yüzden stil benim için yalnızca güzel görünmek değil, kendini ifade etmenin başka bir yolu.”
“ “İçimde daha kaç Nur var?” diye sormaya başladım ve 2019’da tiyatro yolculuğum böyle başladı. O günden beri her yeni karakterde bu soruya yeni bir cevap buluyorum.”
“Hayalleri büyük kurmayı seviyorum; çünkü gerçekleşmeleri zaman alsa bile insana hangi yöne yürümesi gerektiğini gösteriyor.”
“Öğrenmeyi bıraktığım gün, yaşamayı da biraz bırakmış olurum.”
Röportaj: Banu Çelik

Nur Süral Oyuncu She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Eylül 2026
Öncelikle sizi kendi sözlerinizle tanıyabilir miyiz? Nur Süral kimdir ve sanat yolculuğu nasıl başladı?
Köln’de doğup büyüdüm. Asıl mesleğim fizyoterapistlik ama kalbim ve aklım gençliğimden beri hep oyunculukta, müzikte ve danstaydı. Uzun yıllar halk dansları yaptım, sonra tiyatroyla tanıştım. Gitar çalıp dostlarıma şarkılar söylemekten hâlâ büyük keyif alıyorum. Tiyatroya başlangıcımı bir oyun belirledi. Hocam beni on kişilik bir çemberin ortasına oturttu ve yaklaşık 50 saniye boyunca geçmişimden bugüne kim olduğumu anlatmamı istedi. Sonra küçük Nur’u, büyük Nur’u ve içimdeki diğer Nur’ları çemberdeki on kişiye paylaştırdı. Onları önce kavga ettirdi, sonra barıştırdı ve en sonunda tek tek elememi istedi. Elimde kalan son Nur sanattı, yani gitarım. Bu oyun beni çok etkiledi. “İçimde daha kaç Nur var?” diye sormaya başladım ve 2019’da tiyatro yolculuğum böyle başladı. O günden beri her yeni karakterde bu soruya yeni bir cevap buluyorum.
Tiyatro ve müzik, hayatınızda nasıl buluşuyor? Kendinizi en özgür hissettiğiniz alan hangisi?
İkisi birbirinden çok farklı görünse de ruhuma aynı yerden dokunuyor. Müzik benim için bir meditasyon, oyunculuk ise sanki varoluş sebebim. Sahnede olduğum an, hayatımda eksik kalan her şey tamamlanıyormuş gibi hissediyorum. Kendimi en özgür oyunculukta hissediyorum. Günlük hayatta, yetiştirildiğimiz kalıplar yüzünden çoğu zaman bize biçilmiş rolleri yaşıyoruz. Farklı karakterlere büründüğümde ise gerçek anlamda özgürleşiyorum.

Nur Süral Oyuncu She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Eylül 2026
“Bir sahne, bin duygu” diyorsunuz. Sahnede olmak size hangi duyguları yaşatıyor?
Heyecan, korku, mutluluk, merak, adrenalin… Bazen hepsi aynı anda… Perde arkasında kalbimi boğazımda hissederim ama dışarıdan kimse anlamaz; çok sakin görünürüm. Sahneye ilk adımımı attığım an ise bütün o heyecan yerini huzura bırakır. Belki de tam bu yüzden kendimi sahnede en gerçek halimle hissediyorum.

Nur Süral Oyuncu She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Eylül 2026
Oyunculukta sizi en çok etkileyen şey nedir? Başka hayatlara dokunmak mı, kendi içinizde yeni yönler keşfetmek mi?
Bence ikisi birbirinden ayrılmıyor. Bir karakteri anlamaya çalışırken hem başka hayatlara dokunuyorsunuz hem de kendi içinizde bilmediğiniz taraflarla karşılaşıyorsunuz. Empati benim için bir davranışı onaylamak değil; o insanın hangi yollardan geçerek o noktaya geldiğini anlamaya çalışmak. Farklı hayatları tanımak ve bir gün onları hakkıyla canlandırabilmek, oyunculuğun beni en çok etkileyen tarafıdır.

Nur Süral Oyuncu She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Eylül 2026
Müzikle ilişkiniz nasıl başladı? Sesinizi ve duygularınızı müzik aracılığıyla nasıl ifade ediyorsunuz?
Müzikle ilişkim merakla başladı. Gitar ve şan eğitimi aldım ama kendimi profesyonel bir müzisyen olarak görmüyorum; müzik benim için daha içe dönük, kendime ait bir alan. Gençliğimden beri dostlarımla müzik yaparken onların tepkilerini görmek ve birlikte eğlenmek özgüvenimi çok besledi. Bir şarkıyı söylerken oyunculuğu da işin içine katıyorum: Sadece söylemek değil, o şarkıyı yaşamak ve dinleyene de yaşatmak istiyorum.

Nur Süral Oyuncu She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Eylül 2026
Paylaşımlarınızda çizim, estetik, moda ve görsel hikâyeler önemli bir yer tutuyor. Farklı sanat dallarını aynı dünyada nasıl birleştiriyorsunuz?
Ben bunları birbirinden çok ayırmıyorum. Bir kıyafet, bir renk, bir bakış, bir çizim ya da birkaç saniyelik bir video da bir duygu anlatabilir. Sosyal medyada sadece güzel bir görüntü paylaşmak yerine bir atmosfer yaratmayı seviyorum. Bazen bir kıyafet bir fotoğrafa, fotoğraf bir videoya, video da bambaşka bir fikre dönüşüyor.

Nur Süral Oyuncu She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Eylül 2026
“Sanat her zaman tuval üzerinde değildir” düşüncesinden hareketle, sizce stil ve dış görünüş de bir anlatım biçimi midir?
Kesinlikle… İnsan kendini sadece konuşarak anlatmıyor. Kıyafeti, yürüyüşü, saçları, bakışı, hatta bazen sessizliği bile bir şey söylüyor. Oyunculukta bunu çok net görüyorsunuz. Bir karakterin kostümünü giydiğiniz anda bedeniniz bile farklı davranmaya başlıyor. Bu yüzden stil benim için yalnızca güzel görünmek değil, kendini ifade etmenin başka bir yolu.

Nur Süral Oyuncu She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Eylül 2026
Almanya ve İstanbul arasında yaşamak, sanatsal bakışınızı ve üretimlerinizi nasıl etkiliyor?
Almanya doğup büyüdüğüm ve hayatımı kurduğum yer; Türkiye ise kültürel olarak içimde çok güçlü bir yere sahip. İstanbul’a gidip geldikçe iki dünyanın farklı enerjilerini daha çok hissediyorum. Almanya’nın düzeniyle İstanbul’un hareketi, insanları ve duygusu birbirinden çok farklıdlır. Bir oyuncu için farklı kültürleri ve hayatları gözlemleyebilmek çok değerli. Ne kadar farklı insan tanırsanız, sokaktaki insana ne kadar yakınlaşırsanız, canlandırdığınız karakter de o kadar gerçekçi oluyor.
Sanatın farklı alanlarında var olmak isteyen ancak ilk adımı atmaya çekinen kadınlara ne söylemek istersiniz?
Hazır olmayı beklememelerini söylerdim. Çünkü insan çoğu zaman başlamadan önce değil, başladıktan sonra cesaretleniyor. Ben de her şeyi bir anda yapmadım. Denedim, korktum, bazen istediğim sonucu alamadım ama her deneyim beni başka bir tarafımla tanıştırdı. Yıllar sonra “Keşke deneseydim” demektense “Denedim ve bu bana şunu öğretti” diyebilmek bana daha kıymetli geliyor. Hâlâ deniyorum; henüz hedeflediğim yerde değilim ama vazgeçmeye hiç niyetim yok.
Önümüzdeki dönemde sizi sahnede, müzikte veya farklı bir sanat projesinde görecek miyiz? Hayata geçirmek istediğiniz en büyük hayaliniz nedir?
Oyunculuk önümüzdeki dönemde en büyük hedefim. Tiyatrodan aldığım deneyimi kamera önünde geliştirmek, Türkiye’de ve Almanya’da film ve dizi projelerinde yer almak ve zamanla uluslararası projelere açılmak istiyorum. Özellikle zor karakterler beni çok çekiyor. Fizyoterapist olarak yıllardır nörolojik hastalarla ve hareket kabiliyeti kısıtlanmış insanlarla çalışıyorum. Bir gün böyle bir insanı sadece “oynuyormuş gibi” değil, bedenini ve ruhunu gerçekten anlayarak canlandırmak isterim. Hayalleri büyük kurmayı seviyorum; çünkü gerçekleşmeleri zaman alsa bile insana hangi yöne yürümesi gerektiğini gösteriyor.
Hayatınızda tiyatro, müzik, çizim, dalış, spor, moda, fotoğraf ve video gibi birçok farklı alan var. Bu kadar farklı şeye nasıl yer açıyorsunuz?
Sanırım öğrenmeyi ve kendimi geliştirmeyi seviyorum. Bir şey ilgimi çektiğinde sadece denemek değil, mümkünse eğitimini alıp gerçekten öğrenmek istiyorum. Ama hepsini aynı anda yapmıyorum; dönem dönem farklı taraflarım öne çıkıyor. Kışın Almanya’da daha çok evdeyken portre çiziyorum. Saatlerce bir yüz ifadesi üzerinde çalışmak bana çok iyi geliyor. Yazın ise deniz ve dalış öne çıkıyor. Antalya kökenliyim ve iki yıldızlı dalış brövem var. Dalış benim için sadece bir spor değil, bir süreliğine dünyadan kopmak gibi; telefon yok, internet yok, gürültü yok… Sadece nefesiniz, deniz ve siz varsınız. Fizyoterapist olduğum için spor da hayatımın doğal bir parçası. Voleybol, folklor, kickboks ve yoga ile ilgilendim. Sanırım hepsinin ortak noktası merak etmek, öğrenmek ve kendimi tek bir alana hapsetmemek.
Fizyoterapistlik ve oyunculuk birbirinden tamamen farklı iki alan gibi görünüyor. Sizce aralarında bir bağ var mı?
İlk bakışta ikisi birbirine hiç benzemiyor. Fizyoterapistlik akademik, bilimsel ve teknik bir alan; oyunculukta ise duygu, sezgi ve yaratıcılık ön plana çıkıyor. Ama ikisini birleştiren çok güçlü bir şey var; insan… Fizyoterapist olarak her gün bambaşka insanlarla, bambaşka karakterlerle karşılaşıyorum. Acının ya da bir hastalığın bir insanı bedenen ve ruhen nasıl etkilediğini, zamanla hangi yöne değiştiğini yakından görüyorum. Ne kadar çok farklı insan tanırsam, içimdeki karakter hazinesi de o kadar zenginleşiyor. Bu yüzden bu iki alanın hayatımda birlikte olmasını bir çelişki değil, bir zenginlik olarak görüyorum.
She and Girls Yaz 2026 Sayısı Çıktı! Yaz 2026 Sayımızı ÜCRETSİZ indirerek okuyabilirsiniz!
Nur Süral Oyuncu
She and Girls Yaz Sayısı 2026 Sayısında Neler Var?
Konuşan Kadı: Yağmur Yumurtacı
Ebru Say: Geleneksel Zanaatın Estetik Dönüşümü
Gülçin Başdeğirmen: “Doğum Haritası Bir Bütündür”
Feyza Caniklioğlu Çanakcı: “Bedeninizde Umutlu Çocuklar Yaşatın”
Sevil Tümkaya: İhtiyaca Göre İngilizce Eğitimi
Harika Sancı: “Kusursuz Ebeveynlik İhtiyaç Değil”
LouMoe: İnanç, Zarafet ve Hatırlayışın Hikâyesi
Ayfer Aydın: “Sağlıklı Bir Cilt Düzenli Bakımla Oluşur”
Hande Yıldız: Bir Dilin Peşinden Madrid’e Uzanan Hikâye
Nil Keskin: “Yeni Dünya’da En Yüksek Titreşim: Özgünlük”
Sezen Özen: “Mali Müşavirlik Sayılardan İbaret Değildir”
Ayris Salcan: İş Dünyasında Güçlü Duruş
Ekin Koşak: “İmza Hücrenizi Tanıyın”
Mine Baş: Mindful Movement Kişisel Egzersiz Eğitmeni
Nihal Sert: Sporda Cinsiyet Eşitliği
Pınar Yıldırım: Pino’nun Ekşi Mayası
Aylin Özer Tepe: “Duygularınızı Müzikle Güçlendirin”
Betül Varel: Medyada Güçlü Duruş
Sevdanur Uslu: Dil Eğitimi ve Yurt Dışı Planlama Merkezi TalkyOnline
