Dünyayı Anlayan Bireyler Yetiştirelim

Uluslararası eğitim programında akademik kariyerini güçlendiren, eğitimde dönüşümü amaçlayan ve uygulayan Okul Öncesi Eğitim ve Çocuk Gelişimi Öğretmeni Elif Emdi, çocuklarımızın gelişimleri hakkında çok önemli bilgiler verdi. Elif Emdi Okul Öncesi Çocuk Gelişimi Öğretmeni

She and Girls Dergisi, Moda Dergisi, Alışveriş Dergisi.

Instagram Hesabımız

“Bir okulun küresel olması yalnızca yabancı dil eğitimi vermesi, uluslararası projelere katılması veya teknolojik imkânlara sahip olmasıyla açıklanamaz. Bana göre küresel okul; çocuğa dünyayı yalnızca yaşadığı çevreden değil, insanlık perspektifinden okuyabilme becerisi kazandıran okuldur.”

“Eğitimde gerçek dönüşüm yalnızca iyi hazırlanmış bir ders planıyla değil; öğretmenin bakış açısının, okul kültürünün ve öğrenme ortamının birlikte gelişmesiyle mümkün.”

“Bir çocuğun ne kadar çok şey bildiğinden önce, sahip olduğu bilgiyle dünyaya nasıl bir katkı sunabileceğini düşünmesi çok kıymetlidir.”

Röportaj: Banu Çelik

Elif Emdi Okul Öncesi Eğitimi ve Çocuk Gelişimi Öğretmeni She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Eylül 2026

Öncelikle sizi kendi sözlerinizle tanıyabilir miyiz? Eğitim alanındaki yolculuğunuz ve bu alandaki yöneliminiz nasıl başladı?
Okul öncesi eğitim ve çocuk gelişimi alanında uzmanlaşmış bir eğitimciyim. Yaklaşık 10 yıldır öğretmenlik yapıyor; sınıfta edindiğim deneyimi sürdürülebilirlik, yapay zekâ, üst biliş ve farklı öğrenme modelleri üzerine geliştirdiğim çalışmalarla bir araya getiriyorum. Birleşmiş Milletler destekli Global Schools Programı’nda edindiğim uluslararası deneyim, eğitim anlayışımın şekillenmesinde önemli bir rol oynadı. Bu süreç, çocukların yalnızca bilgi edinmelerinin değil; düşünmelerinin, sorgulamalarının ve yaşadıkları dünyaya karşı sorumluluk geliştirmelerinin de eğitimin temel bir parçası olduğunu görmemi sağladı. Zaman içinde şunu fark ettim: Eğitimde gerçek dönüşüm yalnızca iyi hazırlanmış bir ders planıyla değil; öğretmenin bakış açısının, okul kültürünün ve öğrenme ortamının birlikte gelişmesiyle mümkün. Bu nedenle bugün sınıf deneyimimi; yapay zekâ, üst biliş, sürdürülebilirlik, problem çözme ve öğretmen gelişimi alanlarıyla buluşturarak yenilikçi eğitim yaklaşımları üzerine çalışıyorum. Aynı zamanda eğitimde dijital dönüşüm konusunda projeler geliştiriyor, konferanslarda konuşmacı olarak yer alıyor; bilgi ve deneyimlerimi LinkedIn bültenimde yayımladığım yazılar, podcast çalışmaları ve sosyal medya içerikleri aracılığıyla daha geniş kitlelerle paylaşıyorum. Kısacası, geleneksel eğitimin güçlü yanlarını geleceğin ihtiyaçları ve teknolojileriyle buluşturmaya çalışan bir eğitimciyim.

Kendinizi “Küresel Okullar Savunucusu” olarak tanımlıyorsunuz. Sizce bir okulu küresel yapan temel değerler nelerdir?
Bir okulun küresel olması yalnızca yabancı dil eğitimi vermesi, uluslararası projelere katılması veya teknolojik imkânlara sahip olmasıyla açıklanamaz. Bana göre küresel okul; çocuğa dünyayı yalnızca yaşadığı çevreden değil, insanlık perspektifinden okuyabilme becerisi kazandıran okuldur. Küresel eğitimin temelinde sürdürülebilirlik, insan hakları, kültürlerarası anlayış, empati, eleştirel düşünme, sorumluluk ve aktif vatandaşlık yer alır. Bir çocuğun ne kadar çok şey bildiğinden önce, sahip olduğu bilgiyle dünyaya nasıl bir katkı sunabileceğini düşünmesi çok kıymetlidir. Global Schools Programı’nı tamamlayarak Global Schools Advocate unvanını aldığım süreçte edindiğim deneyimler, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının çocuklara soyut hedefler olarak değil, günlük yaşamın doğal bir parçası hâline getirilerek aktarılması gerektiğini gösterdi. Bir çocuk sınıfında suyu neden dikkatli kullanması gerektiğini anlayabiliyor, tüketim tercihlerinin dünyadaki etkilerini sorgulayabiliyor ve karşılaştığı bir probleme arkadaşlarıyla birlikte çözüm üretebiliyorsa küresel eğitim başlamış demektir. Benim için küresel okul; çocuğu yalnızca geleceğin mesleklerine değil, içinde yaşadığı dünyaya karşı sorumluluk almaya da hazırlayan okuldur.

Elif Emdi Okul Öncesi Eğitimi ve Çocuk Gelişimi Öğretmeni She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Eylül 2026

Yapay zekâ eğitimin geleceğini nasıl değiştirecek? Öğretmenin rolünü zayıflatan mı, yoksa güçlendiren mi bir araç olacak?
Yapay zekânın öğretmenin rolünü ortadan kaldıracağı düşüncesine katılmıyorum. Tam tersine, doğru kullanıldığında öğretmenliği yeniden daha insani bir noktaya taşıyabileceğine inanıyorum. Çünkü öğretmenliğin özü hiçbir zaman yalnızca bilgi aktarmak olmadı. Öğretmenin asıl gücü; çocuğu tanımak, doğru soruları sormak, merakı harekete geçirmek, düşünme süreçlerini görünür hâle getirmek ve öğrenmeye anlam kazandırmaktır. Buradaki kritik soru şu: Yapay zekâyı öğrencinin yerine düşünen bir araç olarak mı kullanacağız, yoksa öğrenciyi daha derin düşünmeye yönlendiren bir öğrenme ortağına mı dönüştüreceğiz? Ben ikinci yaklaşımı savunuyorum. Çünkü geleceğin eğitiminde asıl değerli olan yalnızca bilgiye ulaşmak değil; doğru soruyu sorabilmek, ulaşılan bilgiyi sorgulayabilmek ve doğruyla yanlışı ayırt edebilmektir. Bu nedenle yapay zekâ çağında üstbiliş, eleştirel düşünme ve problem çözme becerileri çok daha önemli hâle gelecek. Yapay zekâ iyi öğretmenin yerini almayacak. Ancak onu pedagojik, etik ve bilinçli biçimde kullanan öğretmen, öğrencileri için çok daha güçlü öğrenme imkânları oluşturabilecek.

Eğitimde dijitalleşme ve sürdürülebilirlik çalışmalarınızda önemli bir yer tutuyor. Bu iki kavram çocukların eğitim hayatına nasıl doğru biçimde aktarılmalı?
Dijitalleşme ve sürdürülebilirliği birbirinden bağımsız iki konu olarak görmüyorum. Her ikisinin merkezinde de aynı soru yer alıyor: “Çocuklara nasıl bir gelecek hazırlıyor ve onları nasıl bir geleceğe hazırlıyoruz?” Dijitalleşme, sınıfa daha fazla ekran veya teknolojik araç getirmek değildir. Asıl mesele, çocuklarda teknolojiyi anlamlı, güvenli, etik ve üretken biçimde kullanma kültürü oluşturmaktır. Çocukların yalnızca dijital içerik tüketmesini değil; soru sormasını, araştırmasını, üretmesini ve karşılaştığı bilgiyi sorgulamasını sağlamamız gerekiyor. Sürdürülebilirlik de yalnızca sınıfa geri dönüşüm kutusu koymak veya belirli günlerde çevre etkinliği yapmakla sınırlı kalmamalı. Çocuğun günlük yaşamına, kararlarına ve alışkanlıklarına yerleşmeli. Çocuk bir materyalin neden yeniden kullanıldığını, tüketim tercihlerinin nasıl sonuçlar doğurduğunu ve doğayla kurduğu ilişkinin önemini deneyimleyerek öğrenmeli. Özellikle erken çocukluk döneminde bu kavramların anlatılmasından çok yaşatılması gerektiğine inanıyorum. Bir çocuk çevresindeki gerçek bir problemi fark ediyor, teknoloji aracılığıyla araştırıyor, arkadaşlarıyla iş birliği yaparak çözüm geliştiriyor ve küçük de olsa bir değişim yaratabiliyorsa hem dijital vatandaşlığı hem de sürdürülebilir yaşam kültürünü öğrenmeye başlamış demektir.

Elif Emdi Okul Öncesi Eğitimi ve Çocuk Gelişimi Öğretmeni She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Eylül 2026

Eğitimci, danışman ve içerik üreticisi kimliklerinizle geleceğin çocuklarını gözlemliyorsunuz. Sizce bugünün eğitim sisteminde öncelikle değişmesi gereken konu nedir?
Bence eğitim, “doğru cevabı bulma” merkezinden “doğru soruyu sorma” merkezine taşınmalı. Bugünün çocukları bilgiye önceki kuşaklardan çok daha hızlı ulaşıyor. Bu nedenle eğitim sisteminin temel sorusu artık “Çocuk ne kadar bilgi biliyor?” olmamalı. Asıl sormamız gereken şu: “Bu çocuk, karşılaştığı bilgiyle ne yapabiliyor?” Düşünebiliyor mu? Sorgulayabiliyor mu? Bir problem karşısında farklı yollar deneyebiliyor mu? Yanıldığında neden yanıldığını fark edebiliyor mu? Kendi öğrenme sürecini değerlendirebiliyor ve yönetebiliyor mu? Bu noktada üst bilişin geleceğin eğitiminde kritik bir yere sahip olduğunu düşünüyorum. Çocukların karşısına bugün henüz adını bile koyamadığımız meslekler, teknolojiler ve problemler çıkacak. Onlara bütün cevapları önceden öğretemeyiz; ancak nasıl düşüneceklerini, nasıl öğreneceklerini ve bilmedikleri bir durumla karşılaştıklarında nasıl yol alabileceklerini öğretebiliriz. Bu nedenle eğitim anlayışımın merkezinde çok basit ama güçlü bir cümle yer alıyor: “Gerçek öğrenme, bilginin aktarılmasıyla değil; düşüncenin harekete geçmesiyle başlar.” Eğitim sisteminde bu dönüşümü gerçekleştirebilirsek yalnızca akademik açıdan başarılı çocuklar değil; kendisini tanıyan, dünyayı anlayan, soru soran, sorumluluk alan ve geleceği şekillendirebilen bireyler yetiştirebiliriz.

She and Girls Yaz 2026 Sayısı Çıktı! Yaz 2026 Sayımızı ÜCRETSİZ indirerek okuyabilirsiniz!

Elif Emdi Okul Öncesi Çocuk Gelişimi Öğretmeni

She and Girls Yaz Sayısı 2026 Sayısında Neler Var?

Konuşan Kadı: Yağmur Yumurtacı                                                                

Ebru Say: Geleneksel Zanaatın Estetik Dönüşümü                              

Gülçin Başdeğirmen: “Doğum Haritası Bir Bütündür”                         

Feyza Caniklioğlu Çanakcı: “Bedeninizde Umutlu Çocuklar Yaşatın”

Sevil Tümkaya: İhtiyaca Göre İngilizce Eğitimi                                      

Harika Sancı: “Kusursuz Ebeveynlik İhtiyaç Değil”                               

LouMoe: İnanç, Zarafet ve Hatırlayışın Hikâyesi                                                 

Ayfer Aydın: “Sağlıklı Bir Cilt Düzenli Bakımla Oluşur”                       

Hande Yıldız: Bir Dilin Peşinden Madrid’e Uzanan Hikâye                

Nil Keskin: “Yeni Dünya’da En Yüksek Titreşim: Özgünlük”          

Sezen Özen: “Mali Müşavirlik Sayılardan İbaret Değildir”            

Ayris Salcan: İş Dünyasında Güçlü Duruş                                                            

Ekin Koşak: “İmza Hücrenizi Tanıyın”                                                    

Mine Baş: Mindful Movement Kişisel Egzersiz Eğitmeni               

Nihal Sert: Sporda Cinsiyet Eşitliği                                                    

Pınar Yıldırım: Pino’nun Ekşi Mayası                                                 

Aylin Özer Tepe: “Duygularınızı Müzikle Güçlendirin”                

Betül Varel: Medyada Güçlü Duruş                                                  

Sevdanur Uslu: Dil Eğitimi ve Yurt Dışı Planlama Merkezi TalkyOnline