Bebeği yalnız bırakmak ya da ağlamasıyla baş başa bırakmanın uyumasını sağlamak olmadığını önemle vurgulayan Aile ve Uyku Danışmanı Zeynep Akbulut, bebeğe beşiğinde uykuya geçme becerisi kazandırırken ebeveyn desteğini tamamen ortadan kaldırmak yerine, bebeğin ihtiyacına göre bu destekleri kademeli olarak azalttığını belirtiyor. Zeynep Akbulut Aile ve Uyku Danışmanı
She and Girls Dergisi, Moda Dergisi, Alışveriş Dergisi.
“Bebek dünyaya geldiğinde özellikle ilk üç aylık dönem, yani “dördüncü trimester” olarak adlandırdığımız süreçte, anne karnından dünyaya geçişe henüz tam olarak uyum sağlamamıştır. Bu dönemde bebeğin temel ihtiyaçlarının zamanında karşılanması, bol kucak ve ten teması, şefkat ve fiziksel yakınlık çok değerlidir.”
“Bir bebeğe bakım verirken yalnızca bebeğin ihtiyaçlarına değil, içinde bulunduğu aileye, aile dinamiklerine bir bütün olarak bakmanın ne kadar önemli olduğunu deneyimleyerek öğrendim.”
“Annelerin yalnızca mesleki bilgilerle değil, anlaşılmaya, desteklenmeye ve yargılanmadan dinlenmeye ihtiyaç duyduğunu çok daha iyi anladım.”
“Bebek uykusu yalnızca bebeğin uyuması meselesi değildir.”
Röportaj: Banu Çelik

Zeynep Akbulut Aile ve Uyku Danışmanı She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Ekim 2026
Sizi okuyucularımıza biraz daha yakından tanımak isteriz. Halk Sağlığı Hemşireliği ile başlayan, aile danışmanlığı ve uyku danışmanlığına uzanan mesleki yolculuğunuz nasıl gelişti?
Dokuz eylül Hemşirelik fakültesinden mezun olduktan sonra meslek hayatıma halk sağlığı alanında başladım. Zaman içerisinde bu alana olan ilgim ve merakım beni akademik olarak da ilerlemeye yöneltti ve halk sağlığı alanında yüksek lisansımı tamamladım. Meslek hayatım boyunca özellikle bebekler ve ailelerle yakından çalışma fırsatım oldu. Bir bebeğe bakım verirken yalnızca bebeğin ihtiyaçlarına değil, içinde bulunduğu aileye, aile dinamiklerine bir bütün olarak bakmanın ne kadar önemli olduğunu deneyimleyerek öğrendim. Bu bakış açısı beni zamanla aile danışmanlığı alanına yöneltti. Çünkü bir bebeğin yaşadığı herhangi bir zorluğun yalnızca bebeği değil; tüm aile yaşamını etkileyebildiğini gördüm. Oğlum Deniz Sanat’ın dünyaya gelmesiyle empati gücümü daha da arttı ve mesleğim bugün ki hikayeme dönüştü. Annelerin yalnızca mesleki bilgilerle değil, anlaşılmaya, desteklenmeye ve yargılanmadan dinlenmeye de ihtiyaç duyduğunu çok daha iyi anladım. Annelerle çalışırken sık karşılaştığım konulardan biri uyku oldu. Ve zaman içerisinde şunu çok net gördüm: Bebek uykusu yalnızca bebeğin uyuması meselesi değildir. Bebeğin uykusu; annenin yeni yaşam rolünü nasıl deneyimlediğini, diğer yaşam rollerini nasıl sürdürdüğünü, kendisine ne kadar alan ayırabildiğini, ebeveynler arasındaki ilişkiyi ve ailenin genel yaşam konforunu doğrudan etkileyebiliyor. Bu farkındalık, beni uyku alanında daha fazla araştırmaya ve kendimi geliştirmeye yöneltti. Benim yolculuğum hemşirelikle başladı, halk sağlığıyla derinleşti, akademik eğitimimle güçlendi, aile danışmanlığıyla bütünleşti ve bugün bebek uykusu alanında ailelere destek olarak devam ediyor.
Güven bağı odaklı danışmanlık” yaklaşımınız dikkat çekiyor. Bebekle ebeveyn arasındaki güvenli bağ, uyku düzeninin oluşmasında nasıl bir rol oynuyor?
Bebek dünyaya geldiğinde özellikle ilk üç aylık dönem, yani “dördüncü trimester” olarak adlandırdığımız süreçte, anne karnından dünyaya geçişe henüz tam olarak uyum sağlamamıştır. Bu dönemde bebeğin temel ihtiyaçlarının zamanında karşılanması, bol kucak ve ten teması, şefkat ve fiziksel yakınlık çok değerlidir. Aslında bebeğin annesiyle kurduğu bağ, uyku eğitiminde bir anda oluşan ya da bir anda kaybedilebilen bir bağ değildir. Bebeğin uykuya nasıl geçtiği, tek başına güvenli bağın göstergesi değildir. Benim yaklaşımımda amaç, bebeği yalnız bırakmak ya da ağlamasıyla baş başa bırakmak değildir. Bebeğimize kendi uyku alanında, yani beşiğinde uykuya geçme becerisi kazandırırken ebeveyn desteğini tamamen ortadan kaldırmak yerine, bebeğin ihtiyacına göre bu destekleri kademeli olarak azaltıyoruz. Anne, bebeğin yanındadır. Bebeği uykuya geçiş sürecinde destekler, sakinleştirir ve uykuya dalana kadar yanında kalır. Bebeğin annesini görmesi, sesini duyması ve uykuya geçiş sırasında varlığını hissetmesi bizim için önemli bir güven kaynağıdır. Bu nedenle bebeği odada yalnız bırakıp çıkmayı benim yaklaşımımda kabul etmiyorum. Benim için uyku danışmanlığında temel mesele yalnızca “bebeği uyutmak” değil; bebeğin kendini güvende hissederek uykuya geçebilmesini ve zaman içerisinde bunu kendi başına sürdürebilmesini sağlamak. Çünkü bebeğin uyku becerisi kazanması ile ebeveyniyle arasındaki güven bağının korunması birbirine zıt şeyler değildir.

Zeynep Akbulut Aile ve Uyku Danışmanı She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Ekim 2026
“Bebeklerin uyku düzeni konusunda ebeveynlerin en sık yaptığı hatalar neler? Özellikle ‘Bebeğim neden uyumuyor?’ sorusunun arkasında çoğu zaman ne yatıyor?
”Ebeveynlerin en sık yaptığı hataların başında, bebeğin biyolojik ritmini ve uyku pencerelerini göz ardı etmek geliyor. Güne çok geç başlamak, bebeğin uykusu gelmeden onu uyutmaya çalışmak ya da tam tersine uyku penceresini kaçırıp bebeği aşırı yorgun şekilde gece uykusuna götürmek uyku düzenini zorlaştırabiliyor. Bunun yanında bebeği gündüz ihtiyacından fazla ya da az uyutmak, her uyanışta aynı destekle yeniden uyutmaya çalışmak ve bebeğin yaşına uygun olmayan uyku düzenlerinde ısrar etmek de sık karşılaştığım hatalar arasında. Bir diğer önemli konu ise uyku destekleridir. “Bebeğim ağlıyor, biraz daha destek olayım” düşüncesiyle sallama, kucakta uyutma, emzirerek uyutma gibi desteklerin azaltılmasını sürekli ertelemek, zamanla bebeğin bu desteklere daha fazla ihtiyaç duymasına neden olabiliyor. Ayrıca bebeği uykuya hazırlayan sakinleştirici rutinleri ve uyku sinyallerini gözden kaçırmak da süreci zorlaştırabiliyor. Aslında “Bebeğim neden uyumuyor?” sorusunun arkasında çoğu zaman tek bir neden yok. Yanlış zamanlama, düzensiz rutin, fazla ya da yetersiz gündüz uykusu, uykuya geçiş destekleri ve bebeğin gelişimsel ihtiyaçlarının doğru değerlendirilememesi birlikte rol oynayabiliyor. Bu nedenle ben önce “Bebeği nasıl uyutabiliriz?” sorusundan ziyade “Bebeğin uykusunu zorlaştıran ne var?” sorusuna bakıyorum.
Bebeklerin gündüz uykuları, akşam yatış saatleri ve toplam uyku süreleri konusunda ebeveynlerin kafası oldukça karışık. Sağlıklı bir uyku düzeni oluştururken nelere dikkat edilmeli?
Bebeklerin aslında sabit bir akşam uyku saati yoktur; önemli olan son gündüz uykusundan ne zaman uyandığı ve yaşına uygun olarak ne kadar süre uyanık kalabildiğidir. Bu uyanıklık penceresi aşıldığında bebek aşırı yorulabilir ve uykuya geçişi zorlaşabilir.
Bunun yanında güne erken başlamak ve gün içerisinde bebeğin ayına uygun toplam uyku ihtiyacını karşılamak gece uykusu açısından oldukça önemlidir. Gündüz uykularını gereğinden fazla kısaltmak, bebeğin geceye yorgun girmesine ve uyku kalitesinin bozulmasına neden olabilir. Aynı şekilde son gündüz uykusunu çok geç saate bırakmamak da önemlidir. Uyku öncesinde bebeği rahatlatan, her gün mümkün olduğunca benzer şekilde uygulanan sakin ve öngörülebilir bir rutin oluşturmak da uykuya geçişi kolaylaştırır. Ancak burada tek bir programa bağlı kalmak doğru değildir. Her bebeğin biyolojik ritmi ve uyku ihtiyacı birbirinden farklıdır. Bu nedenle annenin bebeğinin uyku sinyallerini iyi gözlemlemesi ve gündüz uykularının gece uykusunu nasıl etkilediğini takip etmesi gerekir. Kısacası sağlıklı bir uyku düzeni; katı saatlerden çok doğru zamanlama, yaşa uygun uyku ihtiyacı ve bebeğin bireysel ritmini okuyabilmek üzerine kurulmalıdır.

Zeynep Akbulut Aile ve Uyku Danışmanı She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Ekim 2026
Uyku eğitimi denildiğinde ebeveynlerde zaman zaman “Bebeğimi yalnız bırakmak zorunda mıyım?” gibi kaygılar oluşabiliyor. Güvenli bağdan ödün vermeden bir uyku düzeni oluşturmak mümkün mü?
Kesinlikle mümkün. Hatta benim yaklaşımımın temelinde bebeği yalnız bırakmadan uyku becerisi kazandırmak var. Bebeğin ağlamasıyla baş başa bırakılmasını, annenin kapıda belirli süreler bekleyip 20-25 dakika sonra odadan çıkmasını doğru bulmuyorum. Anne süreç boyunca bebeğinin yanında oluyor. Bebeği sakinleştiriyor, temas ediyor, destekliyor ve uykuya geçene kadar onunla birlikte kalıyor. Burada amaç bebeği yalnız bırakmak değil; bebeğin kendi uyku alanında, ebeveyninin varlığını ve desteğini hissederek kendi kendine uykuya geçebilmesine fırsat vermek. Bebeğin sakinleşebilmesi ve kendi kendine uykuya dönebilmesi için bazı anlarda ona kısa fırsatlar tanıyabiliyoruz. Ancak bu, bebeği yalnız bırakmak anlamına gelmiyor. Benim için güvenli bağ ile uyku becerisi kazanmak birbirinin karşıtı değil. Anne orada, bebeğinin ihtiyacına duyarlı ve onu destekliyor; aynı zamanda bebeğin kendi uyku becerisini geliştirmesine alan açıyor. Dolayısıyla uyku düzeni oluşturmak için bebeğin ağlamasını görmezden gelmek ya da onu yalnız bırakmak gerektiğine inanmıyorum. Bebeğin hem güvende hissedebileceği hem de zaman içerisinde kendi başına uykuya geçmeyi öğrenebileceği bir süreç mümkün.
“Sağlıklı uyku = mutlu bebek” diyorsunuz. Sağlıklı bir uyku düzeninin yalnızca bebeğe değil, anne-babaya ve aile içindeki ilişkilere nasıl bir katkısı oluyor?
Kesinlikle çok büyük bir etkisi var. Sağlıklı uyuyan bir bebek, gün içerisinde uykusunu yeterince aldığı için genellikle daha huzurlu ve düzenli bir ritme sahip oluyor. Ancak bu düzen yalnızca bebeğin hayatını değil, bütün ailenin yaşamını etkiliyor. Çünkü anne ve babanın, bebekten önce de bireysel yaşamları, işleri ve eş olarak sürdürdükleri bir hayatları vardı. Özellikle anne, bebeğin doğumundan sonra uzun süre annelik rolünün içerisinde kendisine ve diğer rollerine yeterince alan ayıramayabiliyor. Bu durum zamanla hem bireysel iyilik hâlini hem de eş ilişkisini etkileyebiliyor. Bebeğin sağlıklı bir uyku düzenine kavuşması, anne ve babaya kendileri için, birbirleri için ve yaşamlarındaki diğer roller için yeniden alan açıyor. Anne kendine zaman ayırabiliyor, eşiyle vakit geçirebiliyor ve gün içerisinde daha iyi dinlenebiliyor. Dolayısıyla uyku yalnızca bebeğin gelişimi için değil, annenin ve babanın iyi oluşu, eş ilişkisi ve aile içindeki denge için de önemli. Anne kendine alan bulduğunda, bebeği uyandığında ona ayırdığı zamanın ve enerjinin kalitesi de değişebiliyor.
Instagram: @aileuykudanismani_zeynpakbulut
She and Girls Sonbahar 2026 Sayısı Çıktı! Sonbahar 2026 Sayımızı ÜCRETSİZ indirerek okuyabilirsiniz!
Zeynep Akbulut Aile ve Uyku Danışmanı
She and Girls Sonbahar Sayısı 2026 Sayısında Neler Var?
Seda Ben: Erkekler Ne İster Kadınlar Ne Anlar?
Dilek Pehlivan: Kendi Sesinizden Korkmayın
Elif Emdi: Dünyayı Anlayan Bireyler Yetiştirelim
Müge Özcan: Duygusal Açlığınızı Dengeleyin
Özlem Altıntaş: Özlem Altıntaş İle Kimya Öğrenelim
Selen Erdoğan: Çocuklarda Ortodonti ve Şeffaf Plak Tedavisi
Sinem Güleç: Pilates İle Bedeninizi Güçlendirin
Nur Süral: Bir Sahne Bin Duygu
Seda Özgiş: Geçmişten Geleceğe Açılan Zarafet
Gülşah Çetiner: Modaya Retro Dokunuşu
Bənövşə Mahmudqızı: Sınırlarınızı Belirleyin
Hülya Güleç: Kaygı Yaşamınızı Yönlendirmesin
Ceren Kilit: Büyük Hedefler Küçük Yatırımlarla Başlar
Pelin Toğrul: Doku Sanatının Mimarı
Nermin Saraylı: Büyülü Beyazın Tasarımcısı Nermin Saraylı
Yulia Alizade: Ortak Değerleri Buluşturan Sanatçı
WakeApp Melek: Sembollerin İzinde Bir Yolculuk
Seda Nal: Hareket Etmek İyileştirir
Nadiia Günday: Biohacking İle Sağlıklı Yaşam
Naz Gözde: Her Beden Biriciktir
Arzu Yılmaz Dağdemir: TRT Mesleki Ciddiyetin Okulu
Şeyda Bayraktar: Mutfak Sanatı SeydasCooks
Cansu Miasu: Güzel, Cesur ve Yetenekli Cansu Miasu
Revna Çebi: Köklü Sporun Sesi
Sinem Çınar: Bedeninizin Farkındalığını Artırın
Merve Fidancık: Burçlar Astrolojinin Derinliğini Yansıtmaz
Hayriye Hasret Güneş: Kendinizle Bağ Kurun
Berfu Çavdar: Güzelliğin En Güçlü Hali Kendiniz
Yasemin Kılgı: Finans Yönetimi Karakterin Yansımasıdır
Tuğçe Yaşar: Patili Dostlarımızın Modası TOFITOWEL
Sibel Nariç: Futbolda İtibar Önceliktir
Nurdan Ayvalı: Fotoğrafçılık Dünyaya Farklı Bakabilmektir
Çisem Taşkıran: Çocuğunuzun Birey Olduğunu Unutmayın
Habibe Arıkan Ertürk: Yazmak İçin Kusursuzluk Beklemeyin
Birim Özer Sili: Yalnızlığı Sen Seçmedin
Ayşe Gerger: Duvarlara Renk Veren Ressam
