Yalnızlığı Sen Seçmedin

Son dönemlerde Yalnızlığı Sen Seçmedin adlı kitabıyla çok konuşulan yazar Birim Özer Sili ile çok keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Bizi çok etkileyen bir hikâye oldu. Bu kitabı mutlaka okumalısınız…Birim Özer Sili Yazar

She and Girls Dergisi, Moda Dergisi, Alışveriş Dergisi.

Instagram Hesabımız

“Edebiyatın en güçlü yanı özgünlüktür. İnsan kendi gerçeğini cesaretle yazabildiğinde, mutlaka bir başkasının kalbine dokunur. Ve bazen tek bir cümle, hiç tanımadığınız bir insanın hayatında beklenmedik bir ışık yakabilir.”

“Beni en çok etkileyen yorumlar, kitabımın birine yalnız olmadığını hissettirdiğini söyleyen yorumlar oluyor. Çünkü Yalnızlığı Sen Seçmedin tam da bu duygudan doğdu.”

Röportaj: Banu Çelik

Birim Özer Sili Yazar She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Temmuz 2026

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Yazarlık yolculuğunuz nasıl başladı, sizi bu yola iten kırılma anı neydi?
Kendimi tek bir kimlikle tanımlamayı hiç sevmedim. Uzun yıllardır kurumsal hayatta çalışıyorum, insanı, ilişkileri ve hayatın görünmeyen katmanlarını gözlemleme fırsatı buldum. Ama bütün bu yıllar boyunca içimde hep kelimelerle konuşan başka bir yan vardı. Yazarlık benim için bir meslekten önce bir ihtiyaçtı. Hayat bazen insanı hiç hazırlıklı olmadığı sınavlarla karşılaştırıyor. Kayıplar, yalnızlıklar, yarım kalan hikâyeler ve cevabını bulamadığımız sorular… Bir noktadan sonra bunları sadece yaşamak yetmiyor; anlamlandırmak istiyorsunuz. Benim yazarlık yolculuğum da tam olarak böyle başladı. Yazmak, önce kendimi iyileştirme çabamdı. Sonra fark ettim ki hepimiz farklı hikâyeler yaşasak da benzer duygular taşıyoruz. İlk romanım ‘Yalnızlığı Sen Seçmedin’ iki yıllık yoğun bir emeğin ürünü. Bir editörle çalıştım. İki sene edebiyat dersi aldım. Bu kitapta yalnızlığı sadece bir duygu olarak değil, insanın ruhunda bıraktığı izlerle ele almak istedim. Bunun için de cümleler, kelimeler ve kurgu üzerinde çok çalıştım. Fakat hikâyenin ilk çıkışı bir rüya ile başladı. Rüyamda vefat eden eşim, romanımı yazmamı söyledi bana. Aylar sonra, kitabımın editörlüğünü de yapan arkadaşımı aradım, rüyamı anlattım. Haydi, ne duruyorsun, kolları sıva, romanına başla dedi. Romanın adı da bana yine aynı rüyada vefat eden eşim Engin Sili tarafından söylendi: Yalnızlığı Sen Seçmedin. İlk önce adı kondu romanımın sonra da hikâyesi örüldü. Yalnızlık bir tercih değildir; hayatın bize bıraktığı bir mirastır. Kitabı yazarken karakterler kadar kendi iç dünyamla da yüzleştim. Belki de bu yüzden benim için sadece bir roman değil, aynı zamanda bir içsel yolculuk anlamı da taşıyor.

Yazılarınızda sıkça karşılaştığımız “içsel sorgulama” teması sizin için ne ifade ediyor? Bu bir bilinç tercihi mi yoksa zamanla oluşan bir yazı refleksi mi?
Bence insanı insan yapan şey, kendine sorduğu sorulardır. Dış dünyada ne kadar başarılı, ne kadar güçlü ya da ne kadar görünür olursak olalım, geceleri başımızı yastığa koyduğumuzda yalnızca kendimizle kalıyoruz. İşte benim ilgimi çeken yer tam da orası. Karakterlerimin hayatlarında yaşanan olaylardan çok, o olayların ruhlarında bıraktığı izleri merak ediyorum. Bir kaybın ardından insan nasıl değişir? Bir aşk neden yıllarca unutulmaz? Affetmek gerçekten mümkün müdür? Ölüm bir son mudur yoksa başka bir başlangıç mı? Bu sorular bilinçli olarak seçtiğim temalar olmaktan çıktı artık. Sanırım yazma refleksimin doğal bir parçası haline geldi. Çünkü hayatın görünen kısmından çok görünmeyen taraflarıyla da ilgileniyorum. Okurların da bu yüzden karakterlerle bağ kurduğunu düşünüyorum. İnsanlar hikâyelerde kendilerini arıyorlar ve çoğu zaman cevaplardan çok soruların peşinden gidiyorlar.

Birim Özer Sili Yazar She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Temmuz 2026

Günümüzde herkes yazıyor ama çok azı kalıcı oluyor. Sizce bir metni etkileyici ve hatırlanır yapan temel unsurlar neler?
Bence bir metni kalıcı yapan şey teknik mükemmellikten önce samimiyettir. Okur, yazarın gerçekten ne hissettiğini sezebilir. Eğer metnin içinde gerçek bir duygu yoksa en güzel cümleler bile bir süre sonra unutulur. Hatırlanan metinler genellikle okurun hayatına dokunan metinlerdir. Bir cümlede kendinizi bulursunuz, bir karakter size birini hatırlatır ya da anlatılan acı sizin acınıza benzer. O anda kitapla aranızda görünmez bir bağ kurulur. Ben edebiyatın insanlara cevap vermekten çok, onların içindeki soruları görünür kılma gücüne inananlardanım. Kalıcı eserlerin ortak özelliği de budur. Yıllar geçse bile insanlar o satırlarda kendilerinden bir parçayı bulmaya devam ederler.

Sosyal medyada yazarlık yapmak ile geleneksel yazarlık arasında nasıl bir fark görüyorsunuz? Bu mecra yazarı dönüştürüyor mu?
Sosyal medya çağında yaşıyoruz ve artık yazarlar okurlarıyla hiç olmadığı kadar yakın temas kurabiliyor. Bu büyük bir avantaj… Bir düşüncenizi paylaşıyorsunuz ve birkaç dakika içinde dünyanın farklı yerlerinden insanların o düşünceyle kurduğu ilişkiye tanık oluyorsunuz. Ancak sosyal medyanın hızına karşı edebiyatın sabrı var. Sosyal medya anlık tüketiliyor, kitap ise zaman istiyor. Bir romanı yazmak da, okumak da emek ve sadakat gerektiriyor. Bu mecra yazarı dönüştürüyor mu? Evet, dönüştürüyor. Ama burada önemli olan dönüşümün yönü… Eğer görünür olma kaygısı yazının önüne geçerse tehlikeli bir alan oluşabiliyor. Ben sosyal medyayı bir vitrin olarak değil, okurlarımla sohbet ettiğim bir alan olarak görüyorum. Hikâyelerimin özü ise hâlâ kitapların sayfalarında yaşamaya devam ediyor.

Birim Özer Sili Yazar She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Temmuz 2026

Yazarken beslendiğiniz kaynaklar neler? Daha çok yaşanmışlık mı, gözlem mi yoksa kurgu mu ağır basıyor?
Yazdığım her şeyin temelinde insan var. İnsan ruhu benim en büyük ilham kaynağım. Yaşanmışlıklar, gözlemler ve kurgu aslında birbirinden ayrılmıyor. Gerçek hayatta karşılaştığım bir bakış, bir cümle, bir vedalaşma ya da bir sessizlik bazen bir romanın çıkış noktası olabiliyor. İnsanları izlemeyi seviyorum. Çünkü herkes görünenden çok daha büyük hikâyeler taşıyor. Ancak kurgu da benim için çok önemli. Gerçek hayat bazen eksik bırakır, edebiyat ise o eksik parçaları tamamlar. Yalnızlığı Sen Seçmedin de gerçek duygularla beslenen ama hayal gücüyle büyüyen bir hikâye oldu. Belki de bu yüzden okurlar kitabı okurken hem tanıdık hem de gizemli bir dünyanın içinde hissediyorlar. Calvino, Borges, Umberto Eco ve Orhan Pamuk pasajları üzerine çalıştım. Amacım onları taklit etmek değil, izledikleri yolu öğrenebilmek… Gelenekten bağı kopan modern insan çıkmazlarına yeniden geleneğe dönerek, olası bir yanıt bulmaya çalıştım.

Video içeriklerinizde anlattığınız düşüncelerle yazılarınız arasında nasıl bir bağ kuruyorsunuz? Sizce hangi ifade biçimi sizi daha doğru yansıtıyor?
Aslında anlattığım şey hep aynı: İnsanın kendisiyle olan ilişkisi. Sadece kullandığım araç değişiyor. Videolarda daha doğal, daha kendiliğinden bir tarafım ortaya çıkıyor. Duyguyu anlık olarak paylaşabiliyorum. Yazıda ise düşünce daha uzun bir yolculuktan geçiyor. Kelimeler demleniyor, dönüşüyor ve sonunda olması gereken yere ulaşıyor. Hangisi beni daha iyi yansıtıyor diye sorarsanız, yazı derim. Çünkü yazarken insanın kendi içine daha derin inebildiğini düşünüyorum. Ama videoların da ayrı bir samimiyeti var. Orada kelimelerin yanı sıra sesiniz, mimikleriniz ve duygunuz da konuşuyor.

Birim Özer Sili Yazar She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Temmuz 2026

Yazarlık süreciniz teknik olarak nasıl ilerliyor? Disiplin mi yoksa ilham mı sizin için daha belirleyici?
Yazarlığa dışarıdan bakıldığında tamamen ilhamla ilerleyen romantik bir süreç gibi görünebilir. Oysa işin gerçeği çok farklı… İlham kapıyı açıyor ama kitabı tamamlayan şey disiplin oluyor. Metinler arası bağ kurmak benim için önemli… Başka metinlere göndermeler yaparak okura benim hikâyemin içinde sıkışıp kalmaması için olası kapılar da açıyorum. Aklıma gelen her fikri not alırım. Telefonumda, defterlerimde, hatta bazen peçetelerin üzerinde bile notlar vardır. Karakterler uzun süre zihnimde yaşar. Onları tanımadan yazmaya başlamam. Daha sonra uzun bir taslak süreci gelir. İlk taslak hiçbir zaman son hali değildir. Defalarca okur, siler, yeniden yazarım. Yazarlık biraz da vazgeçebilme sanatıdır. Sevdiğiniz cümleleri gerektiğinde çıkarabilmek gerekir.

Okuyucularınızdan gelen geri dönüşler yazım sürecinizi etkiliyor mu? Hiç bir yorumun yazı yönünüzü değiştirdiği oldu mu?
Okurla kurulan bağ benim için çok kıymetli. Çünkü bir kitap yayımlandığında artık sadece yazara ait olmaktan çıkıyor. Her okur o kitabı kendi hayatı, kendi geçmişi ve kendi yaralarıyla yeniden yorumluyor. Beni en çok etkileyen yorumlar, kitabımın birine yalnız olmadığını hissettirdiğini söyleyen yorumlar oluyor. Çünkü Yalnızlığı Sen Seçmedin tam da bu duygudan doğdu. Birçok okurum bana kendi kayıplarını, mücadelelerini ve iyileşme hikâyelerini anlattı. Bu geri dönüşler bana şunu gösterdi: İnsan sandığımızdan çok daha güçlü bir varlık. Sonraki çalışmalarımda da bu gücü ve dönüşümü daha fazla anlatmak istediğimi fark ettim.

Bundan sonraki projeleriniz neler? Yeni bir kitap ya da farklı bir çalışma yolda mı?
Yazmak benim için hiç bitmeyen bir yolculuk. Yalnızlığı Sen Seçmedin üçlemenin ilk romanı. İkinci ve üçüncü romanlarımda da yine insan ruhuna, ilişkilere ve hayatın görünmeyen bağlarına odaklanan hikâyeler yolda. Bunun yanı sıra Yalnızlığı Sen Seçmedin’in farklı platformlarda hayat bulması için çalışmalar yürütüyorum. Sosyal medya içerikleriyle de okurlarımla buluşmaya, yalnızlık, aşk, kayıp, dönüşüm ve ilişkiler üzerine konuşmaya devam edeceğim.
Anlatacak daha çok hikâyem olduğuna inanıyorum ve önümdeki dönemin üretken geçmesini diliyorum.

Birim Özer Sili Yazar She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Temmuz 2026

Yazmaya başlamak isteyen ama nereden başlayacağını bilemeyen kadınlara ne önerirsiniz?
Öncelikle kendilerine inanarak başlamalarını isterim. Çünkü kadınlar çoğu zaman kendi hikâyelerini küçümsemeye eğilimli oluyorlar. Oysa her kadının anlatmaya değer bir yaşam deneyimi var. Mükemmel olmayı beklemesinler. İlk cümle kusurlu olabilir. İlk sayfa beğenilmeyebilir. Bunlar çok normal. Yazmak bir varış noktası değil, bir yolculuk.
En önemlisi de kendi seslerini bulmaya çalışsınlar. Başkalarına benzemeye değil, kendileri olmaya odaklansınlar. Çünkü edebiyatın en güçlü yanı özgünlüktür. İnsan kendi gerçeğini cesaretle yazabildiğinde, mutlaka bir başkasının kalbine dokunur. Ve bazen tek bir cümle, hiç tanımadığınız bir insanın hayatında beklenmedik bir ışık yakabilir.

Tek bir cümleyle, “Yalnızlığı Sen Seçmedin” okuruna ne söylemek istersiniz?
“Hayat sizi yalnızlığı seçmek zorunda bırakabilir ama onunla nasıl yaşayacağınızı siz seçersiniz.”

Instagram: @birim_ozer_sili

She and Girls Yaz 2026 Sayısı Çıktı! Yaz 2026 Sayımızı ÜCRETSİZ indirerek okuyabilirsiniz!

Birim Özer Sili Yazar

She and Girls Yaz Sayısı 2026 Sayısında Neler Var?

Konuşan Kadı: Yağmur Yumurtacı                                                                

Ebru Say: Geleneksel Zanaatın Estetik Dönüşümü                              

Gülçin Başdeğirmen: “Doğum Haritası Bir Bütündür”                         

Feyza Caniklioğlu Çanakcı: “Bedeninizde Umutlu Çocuklar Yaşatın”

Sevil Tümkaya: İhtiyaca Göre İngilizce Eğitimi                                      

Harika Sancı: “Kusursuz Ebeveynlik İhtiyaç Değil”                               

LouMoe: İnanç, Zarafet ve Hatırlayışın Hikâyesi                                                 

Ayfer Aydın: “Sağlıklı Bir Cilt Düzenli Bakımla Oluşur”                       

Hande Yıldız: Bir Dilin Peşinden Madrid’e Uzanan Hikâye                

Nil Keskin: “Yeni Dünya’da En Yüksek Titreşim: Özgünlük”          

Sezen Özen: “Mali Müşavirlik Sayılardan İbaret Değildir”            

Ayris Salcan: İş Dünyasında Güçlü Duruş                                                            

Ekin Koşak: “İmza Hücrenizi Tanıyın”                                                    

Mine Baş: Mindful Movement Kişisel Egzersiz Eğitmeni               

Nihal Sert: Sporda Cinsiyet Eşitliği                                                    

Pınar Yıldırım: Pino’nun Ekşi Mayası                                                 

Aylin Özer Tepe: “Duygularınızı Müzikle Güçlendirin”                

Betül Varel: Medyada Güçlü Duruş                                                  

Sevdanur Uslu: Dil Eğitimi ve Yurt Dışı Planlama Merkezi TalkyOnline