Yabancı dil kültüründe “anlıyorum ama konuşamıyorum” tabusunu yıkan, İngilizce eğitiminde konuşmaya yönelik çok özel metodunu kullanan, İngilizce Öğretmeni – bir diğer adıyla- Konuşan Kadın Yağmur Yumurtacı ile dil eğitimi konusunda samimi bir röportaj gerçekleştirdik. Yağmur Yumurtacı İngilizce Öğretmeni
She and Girls Dergisi, Moda Dergisi, Alışveriş Dergisi.
“Bazen dışarıda görenler konuş kadın siz değil misiniz diyor, metodumla anılmak da beni çok sevindiriyor.”
“Her zaman söylerim; bir şeyi istiyorsanız gidip alacaksınız…”
Röportaj: Banu Çelik

Yağmur Yumurtacı ‘Hello Yağmur Teacher’ She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Nisan 2026
Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Helloyağmurteacher kimdir, İngilizce öğretme yolculuğunuz nasıl başladı?
Öncelikle teşekkür ederim. Ben helloyağmurteacher, İngilizce öğretmeniyim ve aynı zamanda kendi eğitim markam olan ‘HelloYağmurTeacher’ üzerinden online dersler veriyorum. İngilizce öğretme yolculuğum aslında kendime öğretmekle başladı. İngilizce öğretmenliği çocukluk hayalimdi diyebiliriz. Hedefimi belirledikten sonra orta ve lise döneminde okul harici kurslar ve özel dersler alarak üniversitede de hedefim olan İngilizce öğretmenliği bölümünü okudum. Akıcı anlatım ve konuşma üzerine kendi kullandığım K-N-Ş metodu ile eğitim markam olan helloyagmurtecher ile online olarak bu metodu akıcı konuşmak ve İngilizce öğrenmek isteyen insanlarla paylaştım, halen bu yolculuğumuz devam etmekte. Konuş methodumun bu kadar çok sevilmesi beni mutlu ediyor. Bugün derslerimde klasik ezber yöntemlerinden ziyade, kodlamalarla öğrencilerime konuşmanın ne kadar kolay olduğunu gösterirken, öğrencinin aktif olduğu, gerçek hayatla bağlantılı ve özgüven kazandıran bir yaklaşım benimsiyorum. Şu anda öğrencilerim sayesinde her gün yeni hayatlarla tanışıyorum. Amacım sadece İngilizce öğretmek değil, aynı zamanda öğrencilerimin kendilerini rahatça ifade edebilecekleri bir seviyeye ulaşmalarını sağlamak. Her zaman söylerim; bir şeyi istiyorsanız gidip alacaksınız…
Sosyal medyada paylaştığınız kısa ve pratik İngilizce anlatımları oldukça dikkat çekiyor. Bu içerik formatını oluştururken nasıl bir ihtiyaçtan yola çıktınız?
Çok teşekkür ederim, evet bu kadar sevilmesi beni çok mutlu ediyor. Açıkçası bu içerik formatı tamamen bir ihtiyacı fark etmemle ortaya çıktı. Derslerimde öğrencilerimin en büyük probleminin “anlıyorum ama konuşamıyorum” olduğunu görüyordum. Bize daha pratik ama yazma ihtiyacını ortadan kaldıracak bir şey lazımdı, K-N-Ş metodu her konuda imdadımıza yetişti. Ben de şunu düşündüm: İnsanların ihtiyacı aslında saatlerce süren teorik anlatımlar değil, şu an kimsenin buna ihtiyacı yok. Zaten Türk milleti olarak pratik bir toplumuz. Hemen her şeyi kavrayabilecek zekaya sahibiz. Bu nedenle kısa, net ve hemen kullanabilecekleri kalıpları öğrencilerim çok sevdi. Sosyal medyada da herkesin dikkat süresi çok kısa olduğu için, bilgiyi sadeleştirip pratik hale getirmek gerekiyordu. Yani bir videoda tek bir yapı, birkaç güçlü kalıp ve mutlaka günlük hayattan bir kullanım, aynı derslerim gibi. İzleyen kişi videoyu kapattığında “Tamam, ben bunu bugün kullanırım” diyebilmeli. Aslında amacım sadece öğretmek değil, aynı zamanda bir alışkanlık oluşturmak. Bazen dışarıda görenler konuş kadın siz değil misiniz diyor, metodumla anılmak da beni çok sevindiriyor.

Yağmur Yumurtacı ‘Hello Yağmur Teacher’ She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Nisan 2026
Videolarınızda özellikle ‘günlük hayatta gerçekten kullanılan İngilizce’ vurgusu öne çıkıyor. Sizce klasik eğitim sisteminin en büyük eksiği ne?
Bence klasik eğitim sisteminin en büyük eksiği demek yanlış bir dil olabilir. Sonuçta sistem de kendi içerisinde sonuçları analiz ederek evriliyor. Bizim değiştirmemiz gereken şey ise dili bir iletişim aracı olarak değil, bir ‘ders’ olarak öğretmesi. Yani öğrenciler yıllarca gramer öğreniyor, test çözüyor ama gerçek hayatta bir cümle kurmakta zorlanıyor. Aynı şeyi ben de yaşamıştım. YDS’den 88 alan birinin hazırlık atlama sınavında konuşma aşamasında kalması çok saçma değil mi? Ben kaldım. Ama YDS ile geçtim. Yani konuşamıyordum, ama sistem bunu görmedi. Çünkü sistem daha çok doğru-yanlış odaklı ilerliyor, iletişim odaklı değil. Bir diğer önemli eksik de öğrencinin pasif kalması ve ne yapacağını bilmemesi. Hiç bilmeyen öğrencilerim veya deneyip bırakmış öğrencilerim sanki önlerinde yıllar var gibi hissediyor. Burada bence eğitmenle kurulan bağ ve açık iletişim öğrenciyi kurtarabilir. Ayrıca günlük hayatta gerçekten kullanılan dil ile öğretilen dil arasında ciddi bir fark var. Kitaplarda gördüğümüz birçok yapı ya çok resmi ya da gerçek hayatta nadiren kullanılıyor. Bu da öğrencinin “Ben bunu nerede kullanacağım?” demesine neden oluyor. Önemli olan bağ kurmak. Her dersimi hazırlarken mutlaka kendime şunu sorarım; öğrencim bu dersten çıktıktan sonra ne öğrenmiş olacak?
Öğrencilerinizin en sık yaptığı hatalardan biri sizce “ezber” mi yoksa “konuşamama korkusu” mu? Bu bariyeri kırmak için nasıl bir yöntem uyguluyorsunuz?
Aslında ikisi de çok iç içe ama benim gözlemime göre en büyük problem ‘konuşamama korkusu.’ Ezber de var, ama asıl mesele öğrenci bildiğini kullanmaya cesaret edemiyor. “Yanlış söylersem ne olur?”, “Gramerim doğru mu?” gibi düşünceler öğrencinin sürekli kendini kontrol edip durdurmasına sebep oluyor. Bu bariyeri kırmak için derslerimde önce ‘hata yapmanın normal olduğu’ bir ortam oluşturuyorum. Öğrenciye şunu hissettirmek çok önemli: Burada mükemmel olmak zorunda değilsin, önemli olan iletişim kurabilmek. Çünkü dil, kusursuzluk değil, anlaşılabilirlik üzerine kurulu. Ve inanın kimse buna bizim kadar takılmıyor.
Kullandığım yöntemlerde ise küçük ve yönetilebilir adımlar var. Örneğin:
• Önce kısa ve hazır kalıplarla başlıyoruz
• Sonra bu kalıpları genişletiyoruz (zaman, yer, detay ekleyerek)
• Ardından aynı yapıyı farklı senaryolarda tekrar ediyoruz
Buna ek olarak bol bol ‘konuşma tetikleyici’ aktiviteler yapıyorum. Yani öğrenci düşünmeden konuşmaya başlasın diye yönlendiren sorular, rol-play’ler ve günlük diyaloglar kullanıyorum. Bazen de beni kopyalamasını istiyorum. Ama en kritik nokta şu: Öğrenci konuşurken asla sürekli bölmüyorum. Önce kendini ifade etmesine izin veriyorum, sonra birlikte düzeltme yapıyoruz.
Zamanla öğrenci şunu fark ediyor: “Aslında konuşabiliyorum.” İşte o an özgüven geliyor ve süreç gerçekten hızlanıyor. Benimle çalışıp hiç sıfır olan bir öğrenci görmedim. Sadece bunu onlara göstermem gerekiyor.

Yağmur Yumurtacı ‘Hello Yağmur Teacher’ She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Nisan 2026
İçeriklerinizde sade, hızlı ve akılda kalıcı anlatım dikkat çekiyor. Bu anlatım dilini bilinçli mi geliştirdiniz, yoksa süreç içinde mi oluştu?
Ben yapım gereği de böyleyim. Yani küçüklüğümden beri bir şeyleri kodlamam veya bir şeyle eşleştirmem gerekir ki aklımda kalsın. Bu alışkanlık zamanla benim öğretme stilime de yansıdı. Öğrendiğim bir şeyi sadeleştirmeden, bir mantığa oturtmadan ya da günlük hayatla bağdaştırmadan içselleştiremiyorum. Bu yüzden anlatırken de hep aynı yolu izliyorum. Karmaşık bir yapıyı alıp onu küçük parçalara bölüyorum, sonra bir kalıba yerleştiriyorum ve mutlaka gerçek hayattan bir örnekle destekliyorum. Öğrenci de o yapıyı bir “kural” olarak değil, bir “kod” olarak görüyor. Aslında öğrencilerimle aramdaki en büyük bağ da buradan geliyor. Çünkü ben de onlar gibi düşünüyorum: “Bunu nasıl daha kolay hatırlarım, nasıl daha hızlı kullanırım?” Bu bakış açısı sayesinde hem derslerde hem içeriklerde daha akılda kalıcı ve pratik bir sistem ortaya çıkıyor.
“Anlıyorum ama konuşamıyorum” diyenler için sizin yaklaşımınız nedir? Bu noktada nasıl bir çalışma sistemi öneriyorsunuz?
Aslında bu cümleyi o kadar çok duyuyorum ki… “Anlıyorum ama konuşamıyorum.” Ve her seferinde şunu söylüyorum: Senin problemin İngilizce bilmemen değil, kullanmaman ve kendine güvenmemen! Çoğu öğrenci yıllarca gramer öğrenmiş oluyor ama hiç gerçekten konuşmamış. Yani beyin biliyor ama ağız alışık değil. O yüzden benim yaklaşımım çok net; önce konuştur, sonra düzelt. Derslerde uzun uzun konu anlatmıyorum. Direkt kullanılabilir kalıplarla başlıyoruz. Küçük, basit, güvenli cümleler… Öğrenci “tamam ben bunu söyleyebilirim” dediği anda zaten kapı açılıyor. Sonra bir bakmışız 2-3 ders sonra bile biz muhabbet ediyoruz. Aynı cümleyi biraz uzatıyoruz, detay ekliyoruz, farklı durumlara sokuyoruz. Ama en önemlisi sürekli konuşturuyorum. Hatta bazen öğrenciler diyor ki “Hocam çok konuşturuyorsunuz” :)) ama zaten olay bu. Bir de şu var; çoğu kişi konuşmadan önce cümleyi kafasında mükemmel kurmaya çalışıyor. Ben buna izin vermiyorum. Düşün → konuş → sonra düzelt. Çünkü gerçek hayatta da böyle. Ve en kritik şey… rahatlık. Öğrenci kendini güvende hissetmezse asla konuşmaz. O yüzden derslerde hata yapmak tamamen normal, hatta gerekli. Onlar nasıl konuşursa ben de öyle konuşuyorum. Hatta bir keresinde yeni başlayan bir öğrencim dersten çıkınca bana sen de benim gibi konuşuyormuşsun, benim İngilizcem o kadar da kötü değilmiş demişti. Önemli olan da bu, öğrenciyle bir olduğumuzu ona hissettirebilmek. Kısacası benim sistemimde şöyle ilerliyoruz: Kodlarla mantığa oturtarak başla, konuş, hata yap, devam et. Zaten bir noktadan sonra öğrenci dönüp diyor ki “Ben konuşabiliyormuşum.” İşte o an her şey değişiyor.

Yağmur Yumurtacı ‘Hello Yağmur Teacher’ She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Nisan 2026
Peki neden İngilizce öğretmenliği? Çocukluk hayaliniz miydi, sonradan mı gelişti?
İlkokul ikinci sınıfta bir İngilizce öğretmenim olmuştu. Ailemin de destekleriyle yıllarca aynı öğretmenle devam ettim, onu gözlemledim. Ve sonra ona ben büyüyünce sen olacağım dedim. Oldum da :), sadece online versiyonu. Eğer ailem dil eğitimine bu kadar önem vermeseydi, muhtemelen ben böyle bir yol seçmezdim. O yüzden hem anneme hem babama buradan da bir teşekkür etmek isterim. Bu süreçte bana her zaman inandılar ve güvendiler, onlar olmasa yapamazdım.
Sosyal medyada eğitim vermek ciddi bir disiplin gerektiriyor. İçerik üretirken belirli bir sistem veya plan dahilinde mi ilerliyorsunuz?
Her şeyi aşırı planlı yapmak çok benim tarzım değil. O kadar kontrolcü bir yapım yok. Mesajlar veya sorularda neler istenirse aslında o videoları çekiyorum. Bu da zamanla sosyal medyada öğrencim olan/olmayan kişilerle kurduğum bağ sonucu oluştu. Onlar ne isterse onu yapıyorum diyebiliriz. Her videoda da desteklerini görünce çok çok teşekkür ediyorum, hep diyorum iyi ki siz…
İngilizce öğrenmek isteyen ama motivasyonunu çabuk kaybeden kişiler için sizin ‘gerçekçi’ öneriniz ne olur?
Benimle tanışmak 🙂 belki biraz iddialı oldu ama gerçekten öyle. Sadece klasik bir İngilizce öğretmeni olup ders verip çıktığımı düşünmüyorum. Bazen onların terapisti, bazen abla, bazen diyetisyeni, bazen cilt bakım uzmanı, bazen kankileri oluveriyorum. Telefonum gece olsa bile hiç susmaz. Hal böyle olunca da “eğer yapmazsam Yağmur Hoca üzülür” diye düşünüyorlar ki üzülürüm. Aramızdaki bağ kuvvetli olduğu için bizim motivasyonumuz pek düşmez, düşerse de ben hallederim 🙂 öğrencilerime hep diyorum; derslere düzenli gelelim, her gün konuşalım, yapman gerekenler zaten bende, gerisini bana bırak.

Yağmur Yumurtacı ‘Hello Yağmur Teacher’ She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Nisan 2026
“Hello Yağmur Teacher” markasını büyütürken hedefiniz ne? Online eğitim tarafında nasıl bir sistem kurmayı planlıyorsunuz?
Ben yıllardır aynı tarzda ilerliyorum. Bu yüzden de aslında başka eğitmenler almak, kuruma dönüşmek gibi hedeflerim yok. Ben öğrencimi bilmeyi seviyorum. Örneğin pazartesi saat 15:00, “öğrencim şu an moladadır” diyebilmek bile beni mutlu ediyor. Bu yüzden de ben birebir daha kişisel olarak ilerliyorum. Bu şekilde bence daha verimli bir süreç oluyor, çünkü öğrenci kendini ait hissediyor, “hocam bu saatte neden bana yazdınız” diyen bile var, e uyumadın biliyorum.
She and Girls Kış 2026 Sayısı Çıktı! Kış 2026 Sayımızı ÜCRETSİZ indirerek okuyabilirsiniz!
Yağmur Yumurtacı İngilizce Öğretmeni
She and Girls Kış Sayısı 2026 Sayısında Neler Var?
Meryem Sedef: “Çocuklarınızın Sessizliklerini Duyun”
Gül Arslan: “Şifanın Beden ve Zihin Yolculuğu”
Ayşenur Bekaroğlu: “Oyun ve Şefkatle Büyüyen Çocuklar”
Serda Süleymanağaoğlu: “Beslenmeni Değiştir Hayatın Değişsin”
Damla Turan: “Her Adım Bir Fark Yaratır”
Gözde Şenkal: “Yüzünüze Dokunan Renkler Işıktır”
Jana Weshahi Dalgıç: “Çocuklarınızın Duygularına Alan Açın”
Aslı Gölen Güven: “Gerçek Anlamda Nefes Alın”
Gamze Aksoy: “Cildinize Özen Göstermek Lüks Değil”
Aysu Bilgin: “İş Dünyasında Güçlü Kılavuzunuz: AYSU BİLGİN”
Gülcan Akdere: “Kendi Ritminizin Lideri Olun”
Handan Sağlam: “Bilgiyi Kullanma Yolunu Öğrenin”
Gülben Aykaç: “Mandala ile Cesaretinizi Ortaya Çıkarın”
Aysel Merve Kuş: “Havacılık Global Bir Ekosistem”
Mihriban Koca: “Yaşadıklarınızı Fark Edin”
Maren Şahin: “Premium Dünyada Fark Yaratın”
Alev Şahin: “Kaş Tasarımı Sanattır”
Sevgi Uçar:” Mimaride Zamansız Şıklık: Maisse Architects”
Ezgi Yücer: “Az Zamanla Çok Sen”
Çiğdem Feride Cerrah: “İçindeki Gücü Uyandır”
Gamze Kulaksız:” Kendinizi Duymaya İzin Verin”
Sibel Akpınar:” Gayrimenkulde Lüksün Tanımı”
Mina Çetin: “Dil Öğrenmek Bir Yolculuktur”
Candan Yazıcı:” Nefesle Bedeninizin Sesini Dinleyin”
Zeynep Sapan: “Gülümsemeniz İmzanızı Taşır”
Berna Gedik Asal:” Kalbinizin Fısıltıları Tesadüf Değildir”
Burcu Bal: “Rüyalarınızın Mesajlarını Çözün”
Seyran Aydoğdu: “Hiçbir Şey Kendimizden Değerli Değil”
Suğra Şişman: “Fırçalarda Zamanın İzleri”
Çiğdem Nur Birsayı:” Dünyayı Farkındalık Kurtaracak”
