Romanlarımda Duygusal Bağların Evrimini İrdeliyorum

Turizmden edebiyata uzanan kariyer yolculuğunu ‘içsel uyanış’ olarak nitelendiren Yazar Gülfidan Özgür, eserlerinde aşkın sadece tutkudan oluşmadığını vurguluyor. Kişinin kendini bulmasında aşkın rolünün oldukça etken olduğunu ve hayatımızdaki en iyi öğretmen olarak yerini aldığını belirtiyor. Gülfidan Özgür Yazar

She and Girls Dergisi, Moda Dergisi, Alışveriş Dergisi.

Instagram Hesabımız

“Aşk, yazılımımızda olan ve insanı insan yapan görünmeyen ama görünür olan her şeye etki eden bir mucizedir. Benim için aşk, insanın kendisiyle, karşısındakilerle ve hayatla kurduğu ilişkinin görünür hallerinden biri.”

“Birini sevmek onu kendi varlığının önüne koymak olmamalı, kişi kendini kaybettiği yerde aşkı da kaybetmeye başlar.”

“İnsan, önce kendi zihnindeki zincirleri kırmalı.” “İnsanın gerçek hikâyesi, kendine dürüst olduğu yerde başlar.” “Geçmişin yükünden, geleceğin korkusundan kurtulunca gerçekten yaşamaya başlıyor.”

“Ben yazarken başkalarını değil, insanın kendine sakladığı yerleri anlatıyorum.”

Röportaj: Banu Çelik

Gülfidan Özgür Yazar She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Ekim 2026

Turizmden edebiyata uzanan yolculuğunuzda sizi yazmaya yönelten ne oldu, yaşadıklarınız yazarlığınızı nasıl şekillendirdi?
Dünün ve yarının ağırlığını taşımadan bugüne odaklanmayı becerebilmiş ender kişilerden biri olduğumu söylesem yeterli olabilir. Zira dünün ağırlığı ve yarının endişesi anın farkındalığını kaçırmamıza neden oluyor. İnsanlık belki de düşünsel olarak doğru evrimleşemediği için çoğumuz anın farkındalığını ve belki de sunulmuş olan yaşamı kaçırıyoruz. Kim bilir belki de beni yazmaya iten en önemli içsel uyanış bunu fark etmem ile başlamıştır. Tam olarak yazmaya yönelten şeyin ne olduğunu düşünmedim ama şimdi siz sorunca sanırım ortaya çıkan cevap bu oluyor. İnsanların dünyaya gelirken bu dünyada kullanabilecekleri birtakım özelliklerle geldiğini düşünüyorum. Şartlar ve imkanlar el verdiğinde kimimiz bunları kullanabiliyoruz. Maalesef birçoğumuz bu özelliklerini dahi fark edemeden dünya yolculuğunu sona erdiriyor. Doğru düşünebilme bu konunun temeli olabilir.

“Sanırım Adı Aşktı” ve “Aşka Tapan Beyinler” kitaplarınızın isimleri bile aşk üzerine düşündürüyor. Eserlerinizde aşkın hangi hâllerini sorguluyorsunuz? Yazdıkça kendi aşk anlayışınızın da değiştiğini hissettiniz mi?
Kitaplarım yalnızca aşkı anlatan kitaplar değil: insanın kendisiyle, duygularıyla ve hayatla kurduğu ilişkiyi sorguladığı hikayeler…
Öncelikle aşkın ne olduğunu iyi anlamamız gerekiyor. Aşk, yazılımımızda olan ve insanı insan yapan görünmeyen ama görünür olan her şeye etki eden bir mucizedir. O duygu zihne yerleştiğinde ne bedenini ne de diğer tüm düşüncelerini mantığınla kontrol edemezsin. Seni ele geçirir ve seni aslında olman gereken şeye dönüştürür. Daha doğrusu kişinin yaşamsal dengesini yerine getirir. Yani aşkın da insan üstünde bir görevi vardır. Çoksa azalır, az ise çoğalır, kötüyse iyi biri olur çok iyi ise kötü olmayı öğrenir. Kısacası aşk hayatımızdaki en iyi öğretmendir. Sana seni gösteren bir ayna gibi. Romanlarımdaki karakterlerin yaşadıkları tam da bu söylemek istediğim şeyi anlatıyor. Aşkı hiçbir zaman sadece iki insan arasındaki romantik bir ilişki olarak görmedim. Benim için aşk, insanın kendisiyle, karşısındakiler ile ve hayatla kurduğu ilişkinin görünür hallerinden biri. Eserlerimde aşkın sadece güzel tutkulu yanını değil, insanı büyüten, dönüştüren bazen de kendinden uzaklaştıran yanlarını sorguluyorum. Sanırım zamanla aşk anlayışım da değişti. Eskiden daha çok iki insan arasındaki güçlü bağa odaklanırken şimdi aşkın içinde özgürlüğün de olması gerektiğini düşünüyorum. Gerçekten sevmek karşındaki insanı kendine ait kılmak değil, onun varlığına alan açabilmek olduğunu fark ettim. Birini sevmek onu kendi varlığının önüne koymak olmamalı, kişi kendini kaybettiği yerde aşkı da kaybetmeye başlar.

Gülfidan Özgür Yazar She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Ekim 2026

“Deli Kovanı”nda aşk, ihanet ve suçun iç içe geçtiği bir dünya kuruyorsunuz. Bu hikâyenin çıkış noktası neydi? Karakterlerinizi oluştururken onların seçimlerini ve karanlık taraflarını anlamak için nasıl bir yol izlediniz?
Konu ya da karakter oluşturmak için en büyük kaynağım çevrem; etrafıma dönüp bakmam yeterli. Ancak filmlerde ya da kitaplarda olur dediğimiz her şey ve belki de daha hayret uyandıranlar zaten kendi içimizde. İyi bir gözlem ve doğru analiz yeterli. ‘’Deli Kovanı’’nın çıkışında aslında insanın karanlık tarafını anlamaya duyduğum merak vardı. İnsan psikolojisinin gri yanlarını yazdım diyebilirim.

Turizm mesleğiniz size farklı hayatları yakından gözlemleme fırsatı sunuyor. Sizi etkileyen bir karşılaşmanın ya da yaşanmış bir olayın yazılarınıza nasıl yansıdığını anlatır mısınız? Gerçekle kurgu arasındaki sınırı nerede çiziyorsunuz?
Gerçekle kurgu arasında hiçbir sınır yok, ancak okuyucu bunun bir kitap olduğunu bildiği için biraz rahatlıyor. Oysa ki gerçek yazılandan daha yoğun. Açıkçası olayları abartmak, sertleştirmek yerine daha da yumuşatıyor olabilirim.

Gerçek, benim için çoğu zaman başlangıç noktası; edebiyat ise onun dönüştüğü yer.

Mesleğim ister istemez dünya üzerindeki neredeyse tüm insan karakterlerini tanımama olanak sağladı. Az önce de belirttiğim gibi aslında hepimiz belli özellik ve donanımlarla dünyaya geliyoruz. Ve çok azımız bu özelliklerimizi kullanabileceğimiz ortam ve şartlar sağlayabiliyoruz. Açıkçası bu anlamda kendimi çok şükür ki çok şanslı hissediyorum.

Kadınların arzuları, çelişkileri ve toplumun onlardan beklentileri edebiyatta güçlü bir yer tutuyor. Siz kadın karakterlerinize nasıl yaklaşıyorsunuz? Onlar aracılığıyla dile getirmek istediğiniz, yeterince konuşulmadığını düşündüğünüz meseleler neler?
Aslında kadınların konuşulmayan bir durumlarının olduğunu düşünmüyorum. Aksine bence gayet çok konuşuyorlar sadece az icraat olduğunu düşünüyorum. Kadınlar belki de insan familyası içerisinde zekâ olarak daha yüksek bir bilinçte oldukları için rahatı ve konforu seçiyor. Kadınların tek sorunu bu ve sorsanız hiçbirimiz bunu kabul etmeyiz. Elbette istisnalar vardır. Ancak genelleme olarak eğer bir şikayetleri varsa önce bu durumu düşünmeleri gerekiyor diye düşünüyorum. Ve hiçbir zaman kadın meselesi erkek meselesi diye bir durumu kabul etmiyorum İnsan meselesi var ve doğru düşünmeyi tam olarak becerebildiğimiz zaman her şey herkesin olması gerektiği gibi olacağını düşünüyorum.

Gülfidan Özgür Yazar She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Ekim 2026

Bir hikâye yazmak, bazen insanın kendisiyle de yüzleşmesini gerektiriyor. Yazarlık size kendiniz ve insan ilişkileri hakkında neler öğretti? Kitaplarınızı bitiren okurun zihninde hangi soruların, kalbinde hangi duyguların kalmasını istersiniz?
Yazarlık önce sana şunu öğretiyor; kendi iç çatlaklarını kendi zaaflarını görünür kılmadan başkalarının dünyasını ikna edici biçimde yazmak pek mümkün değil. Bu, kişinin kendisiyle yüzleşmesi demek. Duygular insan olmanın kendisidir. Okur için de bu kendi hikayesine daha merhametle bakabilmek en büyük kazançlardan biri olur.

Instagram: @gulfidanozgur

She and Girls Sonbahar 2026 Sayısı Çıktı! Sonbahar 2026 Sayımızı ÜCRETSİZ indirerek okuyabilirsiniz!

Gülfidan Özgür Yazar

She and Girls Sonbahar Sayısı 2026 Sayısında Neler Var?

Seda Ben: Erkekler Ne İster Kadınlar Ne Anlar?

Dilek Pehlivan: Kendi Sesinizden Korkmayın

Elif Emdi: Dünyayı Anlayan Bireyler Yetiştirelim

Müge Özcan: Duygusal Açlığınızı Dengeleyin

Özlem Altıntaş: Özlem Altıntaş İle Kimya Öğrenelim

Selen Erdoğan: Çocuklarda Ortodonti ve Şeffaf Plak Tedavisi

Sinem Güleç: Pilates İle Bedeninizi Güçlendirin

Nur Süral: Bir Sahne Bin Duygu

Seda Özgiş: Geçmişten Geleceğe Açılan Zarafet

Gülşah Çetiner: Modaya Retro Dokunuşu

Bənövşə Mahmudqızı: Sınırlarınızı Belirleyin

Hülya Güleç: Kaygı Yaşamınızı Yönlendirmesin

Ceren Kilit: Büyük Hedefler Küçük Yatırımlarla Başlar  

Pelin Toğrul: Doku Sanatının Mimarı

Nermin Saraylı: Büyülü Beyazın Tasarımcısı Nermin Saraylı

Yulia Alizade: Ortak Değerleri Buluşturan Sanatçı

WakeApp Melek:  Sembollerin İzinde Bir Yolculuk

Seda Nal: Hareket Etmek İyileştirir

Nadiia Günday: Biohacking İle Sağlıklı Yaşam

Naz Gözde: Her Beden Biriciktir

Arzu Yılmaz Dağdemir: TRT Mesleki Ciddiyetin Okulu

Şeyda Bayraktar: Mutfak Sanatı SeydasCooks

Cansu Miasu: Güzel, Cesur ve Yetenekli Cansu Miasu

Revna Çebi: Köklü Sporun Sesi

Sinem Çınar: Bedeninizin Farkındalığını Artırın

Merve Fidancık:  Burçlar Astrolojinin Derinliğini Yansıtmaz

Hayriye Hasret Güneş: Kendinizle Bağ Kurun

Berfu Çavdar: Güzelliğin En Güçlü Hali Kendiniz

Yasemin Kılgı: Finans Yönetimi Karakterin Yansımasıdır

Tuğçe Yaşar:  Patili Dostlarımızın Modası TOFITOWEL

Sibel Nariç: Futbolda İtibar Önceliktir

Nurdan Ayvalı: Fotoğrafçılık Dünyaya Farklı Bakabilmektir

Çisem Taşkıran: Çocuğunuzun Birey Olduğunu Unutmayın

Habibe Arıkan Ertürk: Yazmak İçin Kusursuzluk Beklemeyin

Birim Özer Sili: Yalnızlığı Sen Seçmedin

Ayşe Gerger: Duvarlara Renk Veren Ressam