Yazarak Kendime Dönüyorum

Temel ilkesinin yazmak ve sevmek olduğunu vurgulayan Yazar Dilek Gülşan Duman, özellikle kadınların kırıldıkları, sustukları noktaları yazmayı ve tüm kadınların sesi olmayı amaçladığını samimiyetle ifade ediyor. Dilek Gülşan Duman Yazar

She and Girls Dergisi, Moda Dergisi, Alışveriş Dergisi.

Instagram Hesabımız

“Yazmak bana kim olduğumu söylemedi; kim olmadığımı fark ettirdi. Sonra geriye kalan yerden kendi sesimi kurmaya başladım. Bu yüzden yazmak benim için yalnızca edebiyat değil; bir tür eve dönüş. Ve ben yazarken yalnızca kendi hikâyemi anlatmak istemiyorum. Susmuş kadınlara bir sandalye çekmek istiyorum.”

“Kadınların yalnızca güçlü taraflarını değil, yoruldukları, kırıldıkları, sustukları yerleri de yazmak istiyorum.”
“Ben Farklı Değilim” aslında çocuğun söylediği bir cümle gibi görünse de, bana göre hepimize ait. Çünkü hepimiz hayatımızın bir döneminde anlaşılmak istiyoruz.

“Yazarken beni en çok zorlayan şey kendime karşı dürüst olmaktır. Çünkü insan gerçekten yazmaya başladığında, kendisinden sakladığı şeylerle de karşılaşıyor.”

Röportaj: Banu Çelik

Dilek Gülşan Duman Yazar She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Ekim 2026

She and Girls okurları için kendinizi tanıtır mısınız? Hayatınızın hangi döneminde yazmak sizin için bir ihtiyaç hâline geldi ve bugün edebiyatınızda o ilk günlerden neler yaşıyor?
Kendimi yalnızca bir şair olarak değil, kelimelerin içinde kendine bir ev kurmaya çalışan bir kadın olarak görüyorum. Yazıyla tanışmam çok erken yaşlarda oldu. Yedi yaşındayken kendime “Yazar ve anne olacağım.” demişim. Bugün geriye baktığımda, o cümlenin hayatımın iki temel arzusunu taşıdığını düşünüyorum: Yazmak ve sevmek. Çocukluğumdan lise yıllarıma kadar yazmak hep benimleydi. Sonra hayat büyüdü; evlilik, annelik, sorumluluklar ve hayatın üzerimize bıraktığı roller derken insan bazen kendi sesini duyamayacak kadar kalabalıklaşıyor. Ben de bir süre sustum. Yaklaşık iki yıl önce yeniden yazmaya başladığımda bunun bir hobi değil, bir tutku olduğunu anladım. Bazı insanlar konuşarak hafifler, bazıları susarak. Ben yazarak kendime dönüyorum. Bugün yazdıklarımda hâlâ o yedi yaşındaki kız çocuğunun sesini duyuyorum. Fakat artık onun yanında, hayatı görmüş bir kadın var. Çocukluğumu, anneliğimi, kadınlığımı, kırıldığım yerleri ve yeniden ayağa kalkmayı aynı cümlede buluşturuyorum.

“Sirius” ve “Müsveddeler” isimleri, okuru daha ilk sayfayı açmadan bir anlam arayışına davet ediyor. Bu isimlerin sizin hayatınızdaki karşılığı nedir; iki kitabınız arasında duygularınız ve anlatımınız nasıl değişti?
“Sirius” benim için yalnızca bir yıldız değil; karanlığın içinden görünen bir ışık. İnsan bazen yönünü kaybediyor ama içinde, kendisine yol gösterecek küçük bir ışığı hep taşıyor. Sirius benim için o ışığın adı. “Müsveddeler” ise insanın kendisine başka bir yerden bakıyor. Çünkü hiçbirimiz tamamlanmış metinler değiliz. Hayat bizi sürekli siliyor, yeniden yazıyor. Bazı cümlelerimizin üzerini çiziyoruz, bazılarını yıllarca içimizde taşıyoruz. İki kitap arasında elbette bir değişim var. Sirius daha çok duygunun, sezginin ve şiirin kalbinden konuşuyor. Müsveddeler’de ise sorgulayan, yüzleşen ve anlatan bir tarafım daha görünür. Sirius gökyüzüne bakıyor, Müsveddeler aynaya. Ama ikisinin de merkezinde aynı arayış var: İnsanın kendine dönüşü.

Dilek Gülşan Duman Yazar She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Ekim 2026

Şiir ve öykü alanlarında ödülleriniz bulunuyor. Bir duygunun şiire, bir yaşantının öyküye dönüşeceğine nasıl karar veriyorsunuz? Yazarken sizi en çok zorlayan ve kendinizle yüzleştiren süreci anlatır mısınız?
Çok net hatırlıyorum, ilk şiir ödülümü 9. öykü ödülümü 11 yaşında aldım ve devamı kalemi elime aldığım süre boyunca hep geldi. Masaya oturup “Bugün şiir yazacağım.” diye başlamıyorum. Bazen kelimeler kendi biçimini seçiyor. Bir duygu içimde tek bir görüntüye, bir cümleye ya da bir sessizliğe dönüşüyorsa şiir oluyor. Ama o duygunun içinde insanlar yürümeye, geçmiş konuşmaya ve olaylar birbirine bağlanmaya başlıyorsa öyküye dönüşüyor. Yazarken beni en çok zorlayan şey kendime karşı dürüst olmaktır. Çünkü insan gerçekten yazmaya başladığında, kendisinden sakladığı şeylerle de karşılaşıyor. Yaşadıklarımı birebir anlatmaktan çok, onlardan bir duygu çıkarıyorum. Çünkü edebiyatın benim için asıl karşılığı “Ben bunu yaşadım.” demek değil; okurun bir cümlede kendisini bulabilmesi. Şiirimi okuyan biri “Ben de bunu hissettim.” dediğinde, kelime artık benim olmaktan çıkıyor. Bence edebiyatın en güzel mucizesi budur.

“Ben Farklı Değilim” adlı tiyatro çalışmanızın adı, ait olmak ve anlaşılmak üzerine düşündürüyor. Bu eserin çıkış noktası neydi; seyircinin hangi kabullerini sorgulamasını ve hangi duyguyla salondan ayrılmasını istiyorsunuz?
“Ben Farklı Değilim”, DEHB’li bir çocuğun dünyasına bakıyor. Eserin çıkış noktası, çocukların davranışlarını yalnızca dışarıdan görüp onları hemen “yaramaz”, “dikkatsiz” ya da “uyumsuz” olarak tanımlamamızdı. Oysa bir çocuğun davranışının arkasında, bizim göremediğimiz kocaman bir dünya olabilir. Bu eserle özellikle yetişkinlerin bakışını sorgulamak istiyorum. Çocuğu değiştirmeye çalışmadan önce onu anlamayı, davranışın arkasındaki duyguyu görmeyi hatırlatmak… “Ben Farklı Değilim” aslında çocuğun söylediği bir cümle gibi görünse de, bana göre hepimize ait. Çünkü hepimiz hayatımızın bir döneminde anlaşılmak istiyoruz. Seyircinin salondan çıkarken bir çocuğa bakışının değişmesini, “Neden böyle davranıyor?” sorusundan önce “Acaba ne hissediyor?” diye düşünmesini isterim. En çok da kendi anlaşılmak isteyen yönüyle yüzleşmesini istiyorum.

Dilek Gülşan Duman Yazar She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Ekim 2026

Bir kadın yazar olarak, kadınların dile getirmekte zorlandığı hangi duygulara veya deneyimlere alan açmak istiyorsunuz? Kendi hayatınızdan yola çıkarak, yazmanın insanın kendisini ve kendi sesini bulmasındaki yerini nasıl anlatırsınız?
Kadınların yalnızca güçlü taraflarını değil, yoruldukları, kırıldıkları, sustukları yerleri de yazmak istiyorum. Çünkü kadınlardan çoğu zaman güçlü olmaları bekleniyor. İyi anne, iyi eş, iyi evlat olmaları; herkesi düşünmeleri, herkesi taşımaları… Oysa bir kadının “Ben yoruldum.” demeye de hakkı var. “Ben ne istiyorum?” diye sormaya da. İnsanın kendisinden uzaklaşması çoğu zaman büyük kırılmalarla olmuyor. Küçük vazgeçişlerle oluyor. Kendi isteğini erteliyorsun, kendi sesini kısıyorsun, herkesin ihtiyacını kendinden önce koyuyorsun. Sonra bir gün kendi hayatının içinde kendine ne kadar az yer bıraktığını fark ediyorsun. Ben yazıyla tam orada yeniden karşılaştım kendimle. Yazmak bana kim olduğumu söylemedi; kim olmadığımı fark ettirdi. Sonra geriye kalan yerden kendi sesimi kurmaya başladım. Bu yüzden yazmak benim için yalnızca edebiyat değil; bir tür eve dönüş. Ve ben yazarken yalnızca kendi hikâyemi anlatmak istemiyorum. Susmuş kadınlara bir sandalye çekmek istiyorum.

“Burada yorulabilirsin. Burada ağlayabilirsin. Burada kendin olabilirsin.” Çünkü bazen bir kadının kendine verebileceği en büyük özgürlük, kendi sesini ilk kez kendi kulağıyla duymaktır.

Instagram:@dilekgduman

She and Girls Sonbahar 2026 Sayısı Çıktı! Sonbahar 2026 Sayımızı ÜCRETSİZ indirerek okuyabilirsiniz!

Dilek Gülşan Duman Yazar

She and Girls Sonbahar Sayısı 2026 Sayısında Neler Var?

Seda Ben: Erkekler Ne İster Kadınlar Ne Anlar?

Dilek Pehlivan: Kendi Sesinizden Korkmayın

Elif Emdi: Dünyayı Anlayan Bireyler Yetiştirelim

Müge Özcan: Duygusal Açlığınızı Dengeleyin

Özlem Altıntaş: Özlem Altıntaş İle Kimya Öğrenelim

Selen Erdoğan: Çocuklarda Ortodonti ve Şeffaf Plak Tedavisi

Sinem Güleç: Pilates İle Bedeninizi Güçlendirin

Nur Süral: Bir Sahne Bin Duygu

Seda Özgiş: Geçmişten Geleceğe Açılan Zarafet

Gülşah Çetiner: Modaya Retro Dokunuşu

Bənövşə Mahmudqızı: Sınırlarınızı Belirleyin

Hülya Güleç: Kaygı Yaşamınızı Yönlendirmesin

Ceren Kilit: Büyük Hedefler Küçük Yatırımlarla Başlar  

Pelin Toğrul: Doku Sanatının Mimarı

Nermin Saraylı: Büyülü Beyazın Tasarımcısı Nermin Saraylı

Yulia Alizade: Ortak Değerleri Buluşturan Sanatçı

WakeApp Melek:  Sembollerin İzinde Bir Yolculuk

Seda Nal: Hareket Etmek İyileştirir

Nadiia Günday: Biohacking İle Sağlıklı Yaşam

Naz Gözde: Her Beden Biriciktir

Arzu Yılmaz Dağdemir: TRT Mesleki Ciddiyetin Okulu

Şeyda Bayraktar: Mutfak Sanatı SeydasCooks

Cansu Miasu: Güzel, Cesur ve Yetenekli Cansu Miasu

Revna Çebi: Köklü Sporun Sesi

Sinem Çınar: Bedeninizin Farkındalığını Artırın

Merve Fidancık:  Burçlar Astrolojinin Derinliğini Yansıtmaz

Hayriye Hasret Güneş: Kendinizle Bağ Kurun

Berfu Çavdar: Güzelliğin En Güçlü Hali Kendiniz

Yasemin Kılgı: Finans Yönetimi Karakterin Yansımasıdır

Tuğçe Yaşar:  Patili Dostlarımızın Modası TOFITOWEL

Sibel Nariç: Futbolda İtibar Önceliktir

Nurdan Ayvalı: Fotoğrafçılık Dünyaya Farklı Bakabilmektir

Çisem Taşkıran: Çocuğunuzun Birey Olduğunu Unutmayın

Habibe Arıkan Ertürk: Yazmak İçin Kusursuzluk Beklemeyin

Birim Özer Sili: Yalnızlığı Sen Seçmedin

Ayşe Gerger: Duvarlara Renk Veren Ressam