Sosyal Medya’da olmak

Shakespeare’nin meşhur lafı ‘Olmak ya da olmamak’ artık günümüzde ‘Sosyal medyada olmak ya da olmamak’ olarak değişti. Sosyal medya’da varmısın?

She and Girls Dergisi

Yaklaşık on sene önce uzun süre direnmiştim ve ‘Sen şurada var mısın?’ ya da ‘Burada niye yoksun?’ sorularından öylesine bıkmıştım ki sonunda ben de bir hesap açmıştım. Evet, önemli olan şuydu: ‘Sen şurada var mısın? Aa, niye yoksun?’ O hesabı açtım ve artık ‘Var’dım ben de. İşte şimdi önemliydi artık ne yaptığım ne ettiğim. Enteresan bir yer sosyal medya. İlişkiler bile bazen orada başlayıp, orada bitiyor, kim evlenmiş, kim ayrılmış, her bir şey orada… Sorumluluk almadan yakın takipte tutma, dedikodu mantığı yani… Hani mahallede sen kimseyi tanımazsın da herkes seninle ilgili her şeyi bilir, öyle. O zaman ben de hesabımı gizli tutarım kimse bana ulaşamaz diyenler de ‘Gizli hesap bu, gösteremem profilimi hiç kimseye…’ demiş oluyorlardı.

Paylaşma insanın doğasında var evet. Görülür, duyulur olma arzusu. İlişkin başlar duyurursun, ilişkin biter duyurursun. Eskiler böyle miymiş peki? ‘Söyleme bilmesinler bu aşkın bittiğini’ diye şarkı var mesela. Biz ne yapıyoruz? Durum güncellemesi: İLİŞKİSİ YOK! İyi de, daha bir gün önce ‘Minnoşumla kuyu kebabı keyfi’ diye gönderi paylaşıyordun. Ne oldu? Minnoşun kuyuya mı düştü? Hemen dakikasında ‘İLİŞKİSİ YOK!’! Biraz da özeli olmalı insanın. Sindirmeli yaşadıklarını. ‘Diyemedim, diyemedim, biz ayrıldık diyemedim.’ diye şarkı da var. Onu bile söylerken, ayrıldığını diyor aslında ama sıkıla pıkıla, böyle zor biçimde söylüyor. Bana acıyacaklar, beni eleştirecekler, beni yargılayacaklar diye üzülmekten, biten ilişkisine üzülmeye enerjisi kalmaz insanın; o da ayrı.

Sosyal medyada geçen zamanın çoğu paylaşım yapmıyor, öyle boş boş bakıyoruz sayfaya. Ama illa ki bakıyoruz. Bu da garip bir psikoloji; yalnızlık hissi sanki, zaten yöneticiler de bunu bilir gibi, ‘Bugün hava yağmurlu Necati, üstüne bir şey almadan çıkma’ falan yazmaya başladılar. Yalnız değilsin o kadar da, bak biz varız der gibi. Aslında önce şöyle başlamışlardı: ‘Ne düşünüyorsun Necati? Düşüncelerini bizimle paylaşmak ister misin?’ tarzında sorular soruyorlardı.

Bence sayfanın yöneticileri de bilmiyordu tüm dünyanın bu işe bu kadar bağımlılık geliştireceğini. Eve gelen misafir çocuğunu ağırlar gibi sempatik ve cesaret verici davranıyorlardı başta. ‘Bizimle ne paylaşmak istersin Necati?’ Ama baktılar öyle benimsendi ki, onlar da kasmayı bıraktılar; o misafir çocuğu artık onların bir parçası oldu. ‘Hava bugün rüzgârlı Necati. Üzerine montunu almadan dışarı çıkma yavrum.’ Bir de son günlerde şu çıktı: ‘Üst üste üç paylaşım yaptın! Tebrikler!’ Bu da şey gibi oldu; ‘Üst üste üç sigara içtin daha kahvaltı bile etmedin üstelik. Tebrikler! Aynen böyle devam et de ciğerlerini sakatlayınca gör gününü Necati! Aferin sana aferin!!!

Sosyal medya

SHE AND GIRLS DERGİ

She and Girl Kapak ECE CAM