Rengarenk tablolar

Öğrencilik yıllarımda resim dersinde bir çalışmamız olmuştu. Resim kâğıtlarını rengârenk boyadıktan sonra üzerine talk pudrası döküp sonra da siyaha boyuyor, daha sonra da keskin uçlu bir nesneyle kazıyarak, üzerlerine istediğimiz desenleri çiziyorduk. Renkli tablolar oluşturmanın bir başka yönüydü.

Pudra kalıntıları kâğıdın üzerinden arındırdıktan sonra çizdiğimiz desenler rengârenk ortaya çıkıyor, figürler siyah fonun arasında kendilerini belli etmeye başlıyordu. Baktığında kâğıt simsiyahtır; hem de talk pudra sayesinde kolayca sürülmüş ve kâğıdın her yanına dağılmış bir siyahlıktır. Ama esas anlatılmak istenen şey, kendini belli etmek üzere altta beklemektedir. Resmin altını kazıdıkça renklerin coşkusu göze çarpar. Onlara verdiğimiz şekiller de tamamen hayal dünyamıza bağlıdır.

Bir durumun, bir davranışın, bir tepkinin ardındakini görebilmek söz konusu olduğunda hep aklıma bu çalışma gelir.
Öfkeli bir davranışın ardında derin bir üzüntü yatıyor olabilir, içerlemenin ardında bir beklenti, kırılganlığın altında içten bir sevgi, alınganlığın altında belli belirsiz bir saldırganlık… Tabi ki insanların temel duygularının ne olduğuna, neyi ne ile maskelediklerine onların adına karar veremeyiz; o kişiyle sözlü veya sözsüz bir iletişim kurmak ve onu anlamak gayreti, biraz da olsa belli eder renkleri.

Olaylara tek açıdan değil de, birkaç boyutu ile bakabilmek çabası bizim bakış açımızı da derinleştirir. Ve o zaman kendi karanlık tablolarımızın ardındaki morları, lacivertleri, altın ışıltılarını, sarı ve pembeleri de görmeye başlayabilir, ortaya çıkan desenler ve şekillerle kendimizi de özgürleştirebiliriz. Görünenin ardındakini görebilmek, söylenmeyene kulak verebilmek, görünürdeki tablonun o kadar da karanlık olmadığını hatırlatacaktır belki de bize.

Renkli tablolar

Etiketler:, , , , , , ,

İlginizi çekebilir

Önceki yazı Sonraki yazı
0 shares