Gelecek Eğitim Koçlarına emanet

Bir eğitim döneminin daha sonuna yaklaşırken 20 yıllık eğitimci Zelal Yalvaç’tan NLP ve Beyin Eğitmenliği, Eğitim Koçluğu, LGS Sınavı, sınava çalışma teknikleri ve velilerin tutumlarının nasıl olması gerektiği konularında bilgiler aldık. LGS Eğitim Koçu Zelal Yalvaç

She and Girls Dergisi, Moda Dergisi, Alışveriş Dergisi.

Instagram Hesabımız

Röportaj: Banu Çelik

Sizi biraz yakından tanıyabilir miyiz?

Elbette, ancak öncelikle şunu ifade etmek isterim ki; dijital çağın gelişmesiyle beraber, sadece ülkemizde değil, tüm dünyada güç kaybeden kağıt tabanlı dergicilik kültürünü, ülkemizde başarı ile ayakta tutmayı başaran She and Girls medya ailesini gönülden tebrik ediyor, derginizde bana da yer verdiğiniz için de ayrıca teşekkür ediyorum.

Eğitimci bir annenin ve yine eğitimci bir babanın evladı olarak dünyaya geldim. Küçüklükten beri akademik dünyanın içinde olunca, hele bir de bilginin organik ve sürekli geliştirilebilir olduğunu fark edince, ben de bu dünya içerisinde yer almak istedim. Yirmi yıldır ortaokul matematik öğretmeni olarak kariyerimi sürdürüyorum. Son 8 yıldır Ankara’da T. Emlakbank Ortaokulu’nda bulunmaktayım.

2017-2018 eğitim öğretim yılı ile birlikte uygulanmaya başlayan ve çocuğun matematik okur yazarlığı ölçmeye çalışan LGS sınav sistemi, klasik öğrenme ve öğretme tekniklerinden bağımsız hale gelerek eğitim camiasında bulunan her paydaşın kendini yenilemesine ve gelişmesine sebep olmuştur. Öğretmenlik yetkinliklerimin yanına eğitim ve bütünsel koçluk kazanımlarını da ekleyerek, mesleğime devam etmekteyim.

Öğretmen Zelal Yalvaç

Son yıllarda bilinir hale gelen “Eğitim Koçluğu” ne demek? Öğrenciye faydalarını nasıl sıralarsınız?

Her birey kendi biricikliği içerisinde tam ve eksiksizdir. Bireyler, kendi gelişimlerine katkı sağlayacak ya da aracılık edecek tüm araçlara sahip olmalarına rağmen, bu araçların farkında olmayabilirler ya da nasıl kullanılması gerektiğini bilmeyebilirler. Eğitim koçu, farkındalıklar yaratarak, bireyin ihtiyaçları, hedefleri, değerleri ve gündemi doğrultusunda bireye eşlik eder. Aynı zamanda bireyin ailesi ile görüşüp birey ya da öğrenci ile ilgili gelişimini aktarır ve yönlendirir.

Herkesin aynı şarkıyı dinleyip algılama ve hatta o şarkıyı yorumlama şekillerinin birbirinden farklı olmasının, çeşitli zeka türlerinin varlığına dayandırıldığı bilinmektedir. Her insan, zeka alanlarının tümüne sahip olmasına rağmen bazı zeka alanlarının diğerlerine nispeten daha gelişkin olması, bireylerin görev bazlı konumlanmasında temel farklılığı oluşturmaktadır.

Öğrenciyi koçun odağına aldığımızda ise, çocuğun kendi güçlü yönlerini keşfetmesine rehberlik ederken, verimli ders çalışma yöntemleri, hafıza teknikleri, temsil sistemlerine göre çalışma stratejileri, hedef belirleme teknikleri, zamanı verimli kullanma yöntemleri, soru tanımlama ve geliştirme teknikleri gibi araçlar kullanarak öğrenciyi yaşam boyu başarıya taşımaya çalışır.

Eğitim koçluğu ya da bütüncül koçluk ile beraber harmanladığım ve uygulamalarına sık sık yer verdiğim NLP teknikleri ve Beyin Eğitmenliği öğretileri ile bireyin var olabileceği en üst potansiyeline ulaşması için çalışmalar yürütüyorum.

NLP ve Beyin Eğitmenliğinden bahsettiniz. Biraz bu kavramlardan bahseder misiniz?

NLP (Neuro Linguistic Programming) kavramı, içerdiğini oluşturan temel kelimelerin ilk harflerinden meydana gelmiştir. Ülkemizde Sinir Dili Programlaması olarak adlandırılan NLP’yi doğru tanımlamak için bu üç kelime hakkında bilgi sahibi olmak gerekir.

Neuro, beynimizi ve duyularımızı ifade ederken, Linguistik ifadesi sadece konuşma dilini değil, ayrıca düşünceyi oluşturabilecek dil tabanlı her şeyi anlatmaktadır. Beş temel duyumuz, duyularımızın yönetildiği sinir sistemimiz ve beynimiz, neuro kısmının uğraş alanına girerken, dilin çevre ile olan ilişkisi ve etkinliği, linguistic disiplininin merkezinde konumlanarak, kendimizle, başkalarıyla ve çevremizi saran canlı, cansız tüm temalarla iletişim kurma biçemlerine odaklanır.

Programlama kısmı ise, tıpkı bilgisayarlara uygulandığı gibi; Beynimizin de istenilen ya da planlanan dönüşümleri elde etmek adına yeniden düzenlenmesidir. Düşünce, duygu ve davranışlar üzerinde, bilinçli veya bilinçdışı akıl yardımıyla yapılan yeniden düzenlemeyi ifade etmektedir. NLP teknikleri vasıtası ile insan potansiyelini yükseltmek ve hedeflenen yaşamı oluşturmak mümkündür. NLP, aslında bir çeşit insan teknolojisi ve insan beyninin kullanma kılavuzudur.

Yaşam bir deneyimler bütünüdür ve yaşadığımız bazı deneyimler, farkında olmadan engelleyici ya da var olan potansiyelimizi alçaltıcı etkiler yaratabilmektedir. Korkularımız gibi, kötü alışkanlıklarımız gibi ya da baş edemediğimiz yoğun duygu durumlarımız gibi (anksiyete, kaygı, hüzün döngüsü vb.) bizi rahatsız eden her ne duygu ve davranış varsa, bunlar doğru NLP teknikleri ile yeniden programlanarak, kişinin yaşam kalitesi arttırılabilir.

Beynimiz, oldukça karmaşık bir bilgi işleme ve kontrol sistemidir. Hem alt sistemlerden oluşur hem de diğer tüm sistemleri yönetir. Öğrenme dediğimiz şey ise hayali bir süreç değildir. Tüm öğrenme süreci boyunca, beyinde gözle görülür ve takip edilebilir bir değişim gerçekleşir.

Hatta tam da şu röportajın okunmaya başlandığı an ile okumanın tamamlandığı an arasında bile beynin sinirsel yapısında farklılıklar gözlemlenebilir. Beynin nöroplastisitesi vardır ve bu özelliği, herhangi bir hasar alınması durumunda beynin anatomik ve işlevsel olarak yenilenmesini, yeni sinaptik bağlar kurmasını sağlar.

Yaklaşık yüz milyar kadar nöron hücresi ile dünyaya gelen her sağlıklı birey, yaşamı içerisinde dış uyaran azlığı, kaygı ve stres varlığı, hareketsizlik, yanlış beslenme ve nasıl öğreneceğimizi bilememek gibi sebeplere yaş almaktan bağımsız olarak nöron hücre sayısında azalma yaşamaktadır.

Bir beyin eğitmeni, çeşitli kişisel verilerden yola çıkarak, kendi yetkinlik sınırları içerisinde, duyguların öğrenmeye etkisini, dikkat eksikliğini, hafıza güçlendirmeyi, uyku güçlendirmeyi, matematik öğrenme zorluklarını vb konuları çalışabilir ve beyin egzersiz aktiviteleri ile bireyin kapasitesini arttırmaya yönelik çalışmalar yapabilir.

Bireyin beyin kapasitesinin temelinde elbette genetik faktörler de vardır ancak kişiye özel tanımlanmış öğretim metotları ile yola çıkıldığında gelişimin sağlanabildiği de bilinmektedir.

Üzerinde önemle durduğum beyin eğitmenliği ve NLP teknikleri, her ne kadar kendi alanlarında ayrı disiplinler olsa da, eğitim koçluğumu ya da bütüncül yaşam koçluğumu uygularken kullandığım güçlü enstrümanlarımdan olup benim için sürecin tamamlayıcı parçalarıdır.

Veli grupları ile yürüttüğüm çalışmalar ile, çocuklarla daha güçlü bir iletişime, meta model soru sorma yetkinliğine ve hipnotik dil kalıplarına odaklanarak; bireylerin okul, iş, sosyal çevre vb. alanlarda daha güçlü beceriler kazanmalarına yardımcı olmaktayım.

LGS sınavına girecek öğrencilerin son otuz günleri için hazırlık önerileriniz nelerdir?

Her şeyden önce, aday tüm öğrencilerimize 5 Haziran 2022 tarihinde yapılacak olan LGS sınavında başarılar diliyorum. Eylül ayından itibaren başlayan hazırlık sürecinde artık son döneme girmiş bulunmaktayız ve öğrencilerimiz kalan bu son dönemi (ki bu son aya “altın ay” diyoruz) çok iyi planlamaları gerekiyor.

20 yıllık deneyimim boyunca, aday öğrencilerin kalan son otuz, kırk günü doğru değerlendirdiklerinde büyük değişimler elde ettiklerine kerelerce tanıklık ettim. Her öğrencimiz kendi dünyasında eşsizdir. Dolayısı ile en iyi planlama reçetesi, çocuğun kendi gerçekliği üzerinden tasarlanan reçetedir. Hazırlanma süreci içerisinde elde ettiği kazanımları ya da eksiklikleri objektif değerlendirmeli ve stratejik bir yol belirleyerek ilerlemeleri gerekmektedir.

Hedefleri olan öğrencilerin, her ne yaşanırsa yaşansın hedefe odaklanmaları ve kendilerine hep güvenmeleri gerekiyor. Bu dönemde, başkalarının başarıları ya da dış kaynaklı ( aile, akraba, arkadaş, okul vb.) tüm olumsuz geri bildirimlerin aday öğrencinin duygusal açıdan etkilemesine izin vermemek oldukça önemlidir.

Geçmiş konularda eksiği olan öğrencilerin, eksiklerini görmezden gelerek sadece deneme çözmeye devam etmesi, gelişimlerine bir katkı sağlamayacaktır. Eksik konular aslında her denemede kendisini belli ediyordur. Az süre kaldı demeden eksik konuların üzerine gidilmelidir. Bu dönemde deneme sınavlarına sadece net sayısı olarak bakmamak gerekiyor.

Denemeler bizlerin eksiğini gösteren ve eksik konuya eğilmemizi işaret eden, önemli veri kaynağıdır. Deneme sınav sonuçlarının beklenen seviyeye ulaşamaması, aday öğrencilerde duygusal açıdan çöküntüye ya da ders çalışma açısından yılgınlığa sebebiyet verebiliyor. Zamanın da her geçen gün azalması bu kez de paniği tetikleyebiliyor. Ne yılgınlığa düşelim ne de motivasyonu kaybedelim. Son güne kadar gelişim mücadelesini elden bırakmamak gerekiyor.

Konu eksiği bulunmayan öğrencilerin ise olabildiğinde çeşitli kaynaktan soru taraması yapmasını anlamlı buluyorum. Yanlış sorularda kaçırılan ufak detaylar mutlaka bir köşeye not alınmalıdır. Türkiye genelinde yapılan kurumsal deneme sınavları ile ülke genelindeki seviyesi hakkında bilgi sahibi olması ve hedef okul odaklı çalışmalarına devam etmesi gerekmektedir. Kaynak çeşidi arttıkça, farklı sorulara maruz kalan öğrencinin mantık muhakeme becerisi gelişecektir.

Son bir ay içerisindeki her pazar günü, sadece aday öğrenci için değil tüm aile için bir sınav günü provasıdır. Her pazar günü tam da sınav saatinde ve sınav koşullarınca evde uygulanan deneme sınavı beyinde nörolojik bir yapı oluşturur. Gerçek sınav günü geldiğinde gerek öğrencimiz ve gerekse velileri zihinsel olarak sınava hazır olmaktadır.

Velilerimizin bu süreçte tutumları nasıl olmalı?

Anne babaların çocuklarına yönelttikleri tutumların, davranışların ve sözlerin hepsi iyi niyetten beslenir. Evlatları için en doğruyu, en iyiyi, en güzeli istediklerinden hiç şüphemiz yok. Ancak fark etmeden ve yine iyi niyet barındırarak, yetişkin olarak bu dönemde bazı hatalar yapabiliyoruz.

Bu hataların da birçoğu, ebeveynin kendi yetiştirilme tarzından veya dünyayı algılayış şeklinden beslenir. Bu zorlu sınav sürecinde anne baba olarak en büyük hedefin, çocukla doğru bağlar kurulması olmalıdır. Bazen sınava yüklediğimiz büyük anlamlar istemeden de olsa çocukla kurulması gereken bağları zayıflatabiliyor.

Bilmek gerekiyor ki, sınavlar sadece çocuğumuzun iyi bir eğitim alacağına inandığımız okullara ulaşması için bir araçtır. Bu sınavlar çocuklarımızın öz cevherlerini asla ölçmezler. Sınavda gösterilen başarı; öğrencinin ders bazlı doğru çalışıp çalışmadığı, iç disiplininin varlığı, motivasyon durumu, dış motivasyonlara karşı duruş geliştirip geliştirmediği ve nihayetinde bir hedef belirlemeyi öğrenip öğrenmediği ile ilgilidir. Bu nedenle çocuğumuzu sürekli olarak desteklemeli ve bundan sonraki süreçlerde neleri farklı yaparsak daha iyi sonuçlar elde ederizi düşünmemiz son derece faydalı olacaktır.

Bir çocuğun başarısı, sınav başarısı değildir. Kitaplarını başucu kitabı olarak seçtiğim rahmetli sayın Doğan Cüceloğlu’nun “ Bir ailenin yapması gereken, çocuğunu yaşam boyu başarıya ulaştırma yöntemlerini geliştirmektir” sözü son derece anlamlıdır. Öğrenci, sınav başarısı ile ailenin ona yönelttiği sevgiyi ve değeri eşleştirirse, aile ile çocuk arasında güvenli bir bağlanma gerçekleşmeyecektir. Her yıl gözlemlediğim ve değişmeyen benzer birkaç veli yanlışı var. Bu yanlışlar;

Kıyas: Deneme sınavlarına bakarak, arkadaşları üzerinden kıyas yapmak ya da evde daha önceden sınav başarısı göstermiş abla, abi, kuzen vs. üzerinden kıyaslamak, bu süreçte yapılabilecek en büyük yanlışlardan biridir. Kıyas, kaygıyı besler ve kaygıda kısa süreli önbelleği olumsuz etkilediğinden, öğrenci için hiç istenmeyen süreci başlatmış oluruz. Sınavda bilgiyi çağıramayan çocuk panikler, panik stresi besler. Kartopundan çığa dönüşme etkisi diyebiliriz. Yapılan her kıyas çocuğumuzu eksik hissettirecektir.

Yüksek Beklenti: Çocuk tüm varlığı ile çabalıyor, uğraş veriyor, savaşıyor ancak velinin bazen beklentisi o derece yüksek oluyor ki, çocuk kendi dünyasında “ ne yaparsam yapayım olmayacak, beğenmeyecekler” cümlesini kurabiliyor. Güçlü yönlerinin altını çizmek, çabasını takdir etmek ve ona destek vererek zayıf yanlarını objektif olarak anlatabilmek, çocuğun veliyi hayal kırıklığına uğratma korkusundan kurtaracaktır.

Empati Yoksunluğu: Her çocuk anlaşılmak ister. Süreç uzun, süreç zor ve yoğun çaba gerektiriyor. Hazırlık sürecini anlamak istemeyen, şu son otuz günün baskısını hissedemeyen, çocuğuyla bağ kuramayan ve hatta aslında sınavı küçümseyen veliler, çocuğu yalnızlaştıracaktır. Anlaşılamadığını düşünen her çocuk, kendi içine kapanır.

Çelişkili Cümleler: “ Altı üstü bir sınav, ölüm yok ki sonunda!” cümlesi de çocuğun kafasını karıştırır, “son 30 gün kaldı ne yaparsan boşuna” cümlesi de. Sınava hazırlık süreci boyunca velilerden beklenen en önemli tutumlardan biri de tutarlılıktır. Sınav bir süreç, sınav bir sorumluluk, sınav zor, sınav herkes için fedakarlık…Çerçeveyi doğru çizebilmek, hedef ve motivasyon netliği kazandıracaktır. Çelişkili cümleler ile ne heves kıralım ne de panik yaratalım.

Yukarıda saydığım bazı hatalara düşmeden, bu zorlu sınav döneminde çocuklarımıza destekleyici aile modeli ile eşlik etmeyi son derece doğru buluyorum. Onu önemsediğinizi, güvendiğinizi ve onu olduğu gibi kabul ettiğinizi hem davranışla hem de sözle hissettirmek çok önemli.

Bir çocuğun, kendi yaşamını muhteşem bir esere çevirebilen bir tasarımcı olabilmesi için, onu anlayan, onu fark eden, kabul eden, gelişmesi için farklı ilgi alanları sunan demokratik aile ile yetişmesi gerekmektedir.

Bu yaklaşıma sahip her çocuk sınav anında daha sakin ve daha dikkatli olarak daha az işlem hatası yaparak, istediği sonuca ulaşabilir. Sınava girecek tüm çocuklarımıza şimdiden başarılar diler, siz değerli medya çalışanlarına da çalışmalarınızda kolaylıklar dilerim.

LGS Eğitim Koçu Zelal Yalvaç

She and Girls Mayıs 2022 Sayısı Gençlik Dergisi Girls Hediyesiyle Dergiliklerde