Uluslararası Emzirme Danışmanı Eğitmeni & Anne-Bebek Sağlığı Eğitici Eğitmeni Buse Gül Aytunç ile bebeklerin sağlıklı gelişimi ve annelerin huzurlu süreçlerini konuştuk.
She and Girls Dergisi, Moda Dergisi, Alışveriş Dergisi.
“Bizim yol haritamız; bilimin pusulasından şaşmayan, dijital dünyanın hızını ve imkanlarını kullanan ama insan dokunuşunun şifasını asla kaybetmeyen bir yöne doğru ilerliyor. En büyük amacım; teknolojiyi şefkatle harmanlayarak, daha bilinçli, kaygıdan arınmış ve mutlu nesillerin yetişmesine katkı sağlamaya devam etmek.”
“Biz sadece bebeklere değil, yetişkinlere ailelere ve yeni danışman adaylarına hitap ediyoruz.”
Röportaj: Banu Çelik

Buse Gül Aytunç Anne-Bebek Sağlığı Eğitici Eğitmeni She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Şubat 2026
Buse Gül Aytunç kimdir? Anne-bebek eğitimi, emzirme ilkyardımı ve eğitici eğitmenliği alanlarındaki mesleki yolculuğunuzu; aldığınız eğitimler ve bu alanlara yönelme nedenlerinizle birlikte anlatır mısınız?
“Merhabalar, ben Buse Gül Aytunç. 29 yaşındayım ve bu yolculuğa Çocuk Gelişimi okuyarak başladım. Meslek hayatım boyunca uzun yıllar küçük yaş gruplarıyla ve ailelerle iç içe çalıştım. Ancak benim asıl dönüşümüm, anne olma yolculuğumla başladı. Bebeğime ve kendime daha faydalı olabilmek adına çıktığım bu yolda, pek çok eğitim alarak uzmanlığımı derinleştirdim. Ardından, bu süreci sadece bir iş olarak görmeyen; aileleri şefkatle sarmalayacak, bilinçli ve duyarlı danışmanlar yetiştirebilmek adına Eğitici Eğitmenliği ile yolculuğuma yeni bir boyut kazandırdım. Danışmanlık yaparken, profesyonel bilgilerimi anneliğin getirdiği o eşsiz sezgiyle birleştirdim. Tüm birikimimi; ‘neyi, neden yaptığımızı’ en sade haliyle anlatan, annelerin dilinden konuşan bir rehberde topladım. ‘Panik Yok Anneciğim, Ben Geldim!’ adını verdiğim bu kitap; karmaşık görünen teorik bilgileri, her annenin kaygıdan uzak, güvenle ve kolayca uygulayabileceği bir yol arkadaşına dönüştürme vizyonuyla ortaya çıktı. Bebek yağımın çıkış fikri ise, kendi bebeğimin kolik sürecinde yaşadığım zorluklarla oluştu. Aldığım güçlü eğitimleri bu deneyimle harmanlayarak, benzer sıkıntılar yaşayan bebeklere dokunabilmek adına bir bebek yağı üretimine başladım. Şu an üretim süreci devam ediyor; dilerim her damlası bebeklerimize şifa olur.

Buse Gül Aytunç Anne-Bebek Sağlığı Eğitici Eğitmeni She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Şubat 2026
Uluslararası emzirme ilkyardım eğitmeni olmak, yalnızca bilgi değil aynı zamanda kriz yönetimi ve psikolojik destek de gerektiriyor. Bu çok yönlü sorumluluğu mesleki pratiğinizde nasıl ele alıyorsunuz?
“Uluslararası Emzirme ve İlkyardım Eğitmeni olmak, benim için teknik bir eğitimin çok ötesinde; bir ailenin en savunmasız, en kaygılı anında onlara eşlik etmek demek. Kriz anında bebeğin memeyi reddetmesi, emzirme sorunları veya acil müdahale gerektiren durumlarda aileler genellikle panik halindedir. Ben bu noktada, akademik bilgiyi bir ‘komut’ gibi değil, bir ‘şefkat dili’ olarak sunuyorum. Panik, bilginin olmadığı yerde büyür; ben onlara neyi-neden yaptığımızı anlattığımda o krizin yerini farkındalık ve sakinlik alıyor.
Annebebekegitim.academy’yi kurarken hangi bilimsel yaklaşımlar ve ihtiyaç analizleri sizi yönlendirdi? Platformun içerik üretim sürecinde nasıl bir metodoloji izliyorsunuz?
Akademimizi hayata geçirirken ki çıkış noktam; teorik bilginin güvenilirliği ile pratik uygulamanın konforunu birleştirmekti. Öncelikle saha deneyimim esnasında ve yaptığım analizler sonucunda gördüm ki; günümüz ebeveynleri bilgiye erişmekte zorluk çekmiyor, aksine doğru ve filtrelenmiş bilgiye ulaşmakta zorlanıyor. Kaygı düzeyini arttıran en büyük faktörün bilgi kirliliği olduğunu fark ettim. Bu yüzden akademimizi, bilimsel ve en doğru bilgiyi ‘anne diline’ tercüme eden bir köprü olarak konumlandırdım. Annebebekegitim.academy’de paylaşılan her bilgi, önce bilimsel süzgeçten geçer, sonra danışmanlık tecrübesiyle harmanlanır ve en nihayetinde bir annenin kalbine değecek şefkatle sunulur.

Buse Gül Aytunç Anne-Bebek Sağlığı Eğitici Eğitmeni She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Şubat 2026
Kurucusu olduğunuz BubblestLandAcademy’nin eğitim modeli hangi pedagojik ve gelişimsel teorilere dayanıyor? Programlarınızı oluştururken disiplinler arası bir yaklaşım benimsiyor musunuz?
“BubblesLandAcademy’nin eğitim modeli, sadece bilgi aktarmayı değil, bir dönüşüm yaratmayı hedefler. Temelimizi oluştururken tek bir teoriye bağlı kalmak yerine, güncel ve kanıta dayalı pedagojik yaklaşımları bir araya getirdik. Tüm eğitimlerimizin kalbinde, bebek ile ebeveyn arasındaki güvenli bağı korumak yatar. Danışmanlarımıza, müdahale ne olursa olsun bu bağı zedelemeyecek yöntemleri öğretiyoruz. Biz sadece bebeklere değil, yetişkinlere ailelere ve yeni danışman adaylarına hitap ediyoruz. Bu yüzden eğitim modelimizde, bir bebek danışmanı sadece beslenme ve uyku bilmemeli. Psikoloji bilmeli; çünkü anne ve ebeveyn psikolojisini ve kriz anlarını yönetebilmeli. Bebeğin fiziksel ihtiyaçlarını ve gelişim evrelerini bilmeli ki, o an var olan sorunu analiz edip doğru çözümü uygulayabilsin. Danışmanlarımızın ailelerle kurduğu bağın ‘şefkat diliyle’ ama profesyonel sınırlarla örülmesi en büyük hedefimiz.
Emzirme sürecinde sahada en sık karşılaştığınız sorunlar nelerdir? Bu sorunların fizyolojik, psikolojik ve çevresel boyutlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Emzirme sürecinde en sık karşılaştığım sorunların başında maalesef meme reddi geliyor. Meme reddi, çoğu zaman anneler için yalnızca beslenme ile ilgili bir zorluk değil; annelik yeterliliği duygusunu derinden etkileyen bir süreç haline gelebiliyor. Bu durum, özellikle lohusalık döneminin hassas psikolojisiyle birleştiğinde, annede yoğun kaygı, suçluluk, çaresizlik hissine yol açabiliyor ve süreç çıkmaz gibi algılanabiliyor. Oysa birçok vakada karşılaştığımız durum, tam anlamıyla bir reddetme değil; bebeğin gelişimsel, fizyolojik ya da çevresel bir uyaranla verdiği geçici bir tepkidir. Bebeğin dilini doğru okuyabildiğimizde örneğin büyüme atakları, emme refleksinin gelişme aşaması duyusal hassasiyetler, ya da emzirme pozisyonuna bağlı rahatsızlıklar gibi sorunu erken dönemde fark edip şefkatli ve güvenli müdahalelerle süreci yeniden dengelemek mümkün oluyor. Bu noktada değerlendirmeyi yalnızca fizyolojik belirtilerle sınırlamıyorum. Annenin psikolojik durumu, beklentileri ve çevresel faktörler de süreci doğrudan etkiliyor. Özellikle çevreden gelen yanlış yönlendirmeler, “aç kalıyor” söylemleri, aşırı müdahale eden ortamlar ve bilgi kirliliği, meme reddinin kalıcı bir probleme dönüşmesine zemin hazırlayabiliyor. Bu nedenle yaklaşımım; anne, bebek ve çevreyi bir bütün, onlara özel olarak ele almak ve süreci en şefkatli, en destekleyici şekilde yeniden yapılandırmak üzerine kurulu.

Buse Gül Aytunç Anne-Bebek Sağlığı Eğitici Eğitmeni She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Şubat 2026
Hidroterapi ve bebek masajının, bebeklerin hem fiziksel hem de duygusal gelişimine katkılarını sıkça vurguluyorsunuz. Sizin bu alana bakış açınızı şekillendiren nedir? Su ve dokunuşun bebekler üzerindeki etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bebeklerin en güvenli limanları, 9 ay boyunca içinde var oldukları Su’dur. Ben suyun sadece fiziksel değil, eşsiz bir şifa kaynağı olduğuna inanıyorum. Bebeklerin anne karnındaki o huzurlu hissi yeniden deneyimlemelerini sağlayan bu sürecin, bilimsel olarak da paha biçilemez faydaları var tabii ki. Hidroterapi ve bebek masajı bir araya geldiğinde, bebek üzerinde tam bir bütünsel iyileşme sağlıyor. Su ve su içerisindeki hareketler; kan dolaşımını düzenliyor, gaz sancılarını hafifletiyor ve kas-iskelet sistemini nazikçe destekliyor. En önemlisi de bu seanslar, bebeğin stres hormonlarını (kortizol) azaltırken, mutluluk hormonlarının seviyesini yukarı çekiyor. Su ve dokunuşun birleştiği her an, bebeğin dünyaya daha özgüvenli ve huzurlu bir şekilde uyum sağlamasını sağlıyor. Bu yüzden kesinlikle bu deneyimi ailelerin yaşaması gerektiğini düşünüyorum.

Buse Gül Aytunç Anne-Bebek Sağlığı Eğitici Eğitmeni She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Şubat 2026
Bilgi kirliliğinin oldukça yoğun olduğu dijital çağda, annelerin güvenilir bilgiye ulaşması giderek zorlaşıyor. Sizce bilimsel bilgi ile sosyal medya dili arasında nasıl bir denge kurulmalı?
Bilimsel gerçeklik ile sosyal medya samimiyeti arasında bir köprü kurulması gerektiğini düşünüyorum. Dijital çağda bilgiye ulaşmak saniyeler sürüyor, ancak ‘doğru ve güvenilir’ bilgiye ulaşmak sandığımız kadar kolay olmuyor. Anneler, yoğun bir bilgi bombardımanı altında ve maalesef bu durum çoğu zaman rehberlik etmekten ziyade kaygı seviyelerinin artmasına neden oluyor. Ben bu dengeyi ‘Bilimin Şefkatli Dili’ olarak adlandırdığım bir formülle kuruyorum. Bilimsel makaleler ve tıbbi literatür çok değerlidir ancak dili ağırdır. Sosyal medya ise hızlı tüketilen bir mecra, herkes kendine göre uyarlama yapabiliyor. Bizim görevimiz; o ağır ve teorik bilgiyi doğruluğundan ödün vermeden, bir annenin mutfağında, uykusuz bir gecesinde veya bebeğini kucağına aldığı o ilk anda anlayabileceği veya kriz anında hatırlayabileceği kadar yalın hale getirmektir. Sosyal medya dili bazen çok yargılayıcı veya ‘mükemmeliyetçi’ olabiliyor. Oysa bilim, gelişimin bir süreç olduğunu söyler. Biz, annelere ‘Bunu mutlaka böyle yapmalısın’ demek yerine, ‘Bunu neden yapıyoruz?’ sorusunun cevabını veriyoruz. Bilginin nedenini anlayan anne, kontrolün kendisinde olduğunu hisseder ve kaygısı azalır.

Buse Gül Aytunç Anne-Bebek Sağlığı Eğitici Eğitmeni She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Şubat 2026
Yazarlık kimliğiniz, akademik ve eğitsel üretimlerinizi nasıl besliyor? Kitap yazarken hedeflediğiniz okur profili ve aktarmak istediğiniz temel mesaj nedir?
Yazarlık kimliğim, aslında akademik ve eğitsel üretimlerimin en saf halini temsil ediyor. Sahada, akademide ve danışmanlıklarımda yüzlerce aileye dokunurken fark ettim ki; bir bilgi duyulur, öğrenilir fakat o anki duygu ve doğru bilgi kalıcı bir rehbere ihtiyaç duyar. Yazmak, benim için tüm o teknik bilgileri süzüp, bir annenin en ihtiyaç duyduğu anda elini tutacak bir rehbere dönüştürme süreci. Hedeflediğim okur profili kaygıyla değil, şefkatle büyütmek isteyen her anne. Bilgi kirliliği arasında yorulmuş, “yetersiz miyim?” sorusuyla uykuları kaçan, bebeğini anlamaya çalışırken kendi sesini kaybetmiş veya doğumdan sonra neyi nasıl yapacağını bu kadar karmaşık bilgiler içinde bulamamış tüm anneler. Kitabımı, sanki o an mutfakta birlikte kahve içiyormuşuz gibi bir samimiyetle ama arkamdaki o güçlü çocuk gelişimi ve emzirme danışman eğitmeni kimliğime yaslanarak kaleme aldım.

Buse Gül Aytunç Anne-Bebek Sağlığı Eğitici Eğitmeni She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Şubat 2026
Eğitici eğitmeni olarak, bu alanda çalışmak isteyen profesyonellerin hangi temel yetkinliklere sahip olması gerektiğini düşünüyorsunuz? Etik sınırlar konusunda özellikle vurguladığınız noktalar neler?
Benim eğitim modelimde danışman adaylarının sahip olması gereken en temel yetkinlikler ve asla taviz vermediğimiz etik sınırlar şunlar: Bir danışman, sadece bir ‘metot’ uygulayıcısı olmamalıdır. Bebeğin mizacını, ailenin yapısını ve güncel durumlarını aynı potada eritebilmelidir. Benim açımdan bir yetişkinle iletişim kurma, onların kaygılarını yönetme ve bilgiyi direnç oluşturmadan aktarma becerisi hayati önem taşır. Her bebek ve her aile eşsizdir. Akademik bilgileri bir kalıp gibi her aileye dayatmak veya bilgileri verip ortadan kaybolmak yerine, yöntemleri o ailenin ihtiyacına göre şefkatle esnetebilmek, süreç mutlulukla tamamlanana kadar onları bırakmamak gerçek profesyonelliktir.
Sınırları Bilmek: Bu benim için en önemli kriterdir, bir danışman; bir doktor, bir psikolog veya bir pedagog olmadığını, kendi uzmanlık alanının nerede bittiğini çok iyi bilmelidir. Teşhis koymak yerine, gerekli durumlarda aileyi doğru uzmana yönlendirmek en büyük mesleki dürüstlüktür.
Bağlanmaya Zarar Vermemek: Her ne pahasına olursa olsun sonuç almak bizim anlayışımızda yoktur. Bebeğin güvenli bağlanmasına zarar verecek, onu yalnızlığa ve çaresizliğe itecek hiçbir yöntem etik sınırlarımız içerisinde yer alamaz.
Gizlilik ve Güven: Ailelerin en mahrem alanlarına, evlerine ve duygularına konuk oluyoruz. Bu güveni korumak ve aile mahremiyetini her şeyin üzerinde tutmak profesyonelliğimizin temelidir.
Anne-bebek eğitimi ve emzirme destek hizmetlerinin geleceğini düşündüğünüzde; bilimsel gelişmeler, dijitalleşme ve toplumsal dönüşüm bağlamında nasıl bir yol haritası öngörüyorsunuz?
Eskiden bir bebeği koca bir köy birlikte büyütürdü; bugün ise annelerimiz ne yazık ki modern hayatın içinde daha yalnızlar. Artık zorunlu olarak içinde olduğumuz bu dijital köyün, yanlış yönlendirmelerle dolu bir yerden ziyade doğru, güvenli ve destekleyici bir alan olması gerekir. Gelecekte emzirme desteğinin sadece teknik bir yardım olmaktan çıkıp, annenin ruhsal sağlığını da kapsayan bütünsel bir destek mekanizmasına dönüşmesini diliyorum. Bu süreçte babaların rolü de artık bir ‘yardım’ değil, ebeveynliğin en temel ve ayrılmaz parçası haline gelmeli. Bizim yol haritamız; bilimin pusulasından şaşmayan, dijital dünyanın hızını ve imkanlarını kullanan ama insan dokunuşunun şifasını asla kaybetmeyen bir yöne doğru ilerliyor. En büyük amacım; teknolojiyi şefkatle harmanlayarak, daha bilinçli, kaygıdan arınmış ve mutlu nesillerin yetişmesine katkı sağlamaya devam etmek.
Instagram: @annebebekegitim.academy
She and Girls Kış 2026 Sayısı Çıktı! Kış 2026 Sayımızı ÜCRETSİZ indirerek okuyabilirsiniz!
Buse Gül Aytunç Anne Bebek Eğitmeni
She and Girls Kış Sayısı 2026 Sayısında Neler Var?
Meryem Sedef: “Çocuklarınızın Sessizliklerini Duyun”
Gül Arslan: “Şifanın Beden ve Zihin Yolculuğu”
Ayşenur Bekaroğlu: “Oyun ve Şefkatle Büyüyen Çocuklar”
Serda Süleymanağaoğlu: “Beslenmeni Değiştir Hayatın Değişsin”
Damla Turan: “Her Adım Bir Fark Yaratır”
Gözde Şenkal: “Yüzünüze Dokunan Renkler Işıktır”
Jana Weshahi Dalgıç: “Çocuklarınızın Duygularına Alan Açın”
Aslı Gölen Güven: “Gerçek Anlamda Nefes Alın”
Gamze Aksoy: “Cildinize Özen Göstermek Lüks Değil”
Aysu Bilgin: “İş Dünyasında Güçlü Kılavuzunuz: AYSU BİLGİN”
Gülcan Akdere: “Kendi Ritminizin Lideri Olun”
Handan Sağlam: “Bilgiyi Kullanma Yolunu Öğrenin”
Gülben Aykaç: “Mandala ile Cesaretinizi Ortaya Çıkarın”
Aysel Merve Kuş: “Havacılık Global Bir Ekosistem”
Mihriban Koca: “Yaşadıklarınızı Fark Edin”
Maren Şahin: “Premium Dünyada Fark Yaratın”
Alev Şahin: “Kaş Tasarımı Sanattır”
Sevgi Uçar:” Mimaride Zamansız Şıklık: Maisse Architects”
Ezgi Yücer: “Az Zamanla Çok Sen”
Çiğdem Feride Cerrah: “İçindeki Gücü Uyandır”
Gamze Kulaksız:” Kendinizi Duymaya İzin Verin”
Sibel Akpınar:” Gayrimenkulde Lüksün Tanımı”
Mina Çetin: “Dil Öğrenmek Bir Yolculuktur”
Candan Yazıcı:” Nefesle Bedeninizin Sesini Dinleyin”
Zeynep Sapan: “Gülümsemeniz İmzanızı Taşır”
Berna Gedik Asal:” Kalbinizin Fısıltıları Tesadüf Değildir”
Burcu Bal: “Rüyalarınızın Mesajlarını Çözün”
Seyran Aydoğdu: “Hiçbir Şey Kendimizden Değerli Değil”
Suğra Şişman: “Fırçalarda Zamanın İzleri”
Çiğdem Nur Birsayı:” Dünyayı Farkındalık Kurtaracak”
