Gerçek Adımlarla İlerleyin

Mesleğini seçmenin en büyük motivasyonunun, bizzat geçtiği dönüşüm yolu olduğunu belirten Pilates ve Fonksiyonel Fitness Eğitmeni Hüma Özlü ile spora ve değişime dair her şeyi konuştuk. Hüma Özlü Pilates Fonksiyonel Fitness Eğitmeni

She and Girls Dergisi, Moda Dergisi, Alışveriş Dergisi.

Instagram Hesabımız

“O yolu bildiğim için danışanların hem fiziksel hem mental süreçlerini daha iyi anlıyor, daha fazla empati kurabiliyorum. Amaç sadece “şekil” değil; bedenle barışmak, güçlenmek ve hayatta daha özgüvenli yürümek. Küçük ama gerçek adımlarla ilerleyin.
“Haftada iki saat kendin için dur.”

Röportaj: Banu Çelik

Hüma Özlü Pilates ve Fonksiyonel Fitness Eğitmeni She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Şubat 2026

Önce sizi tanıyalım. Hüma Özlü kimdir? Pilates ve fonksiyonel fitness alanındaki eğitim süreciniz ve bu mesleği seçme motivasyonunuz nasıl şekillendi?
Ben Hüma Özlü. 40 yaşındayım. Yaklaşık üç yıldır pilates ve fonksiyonel fitness alanında bireysel ve grup dersleri veriyorum. İnsanların hem fiziksel hem zihinsel olarak güçlenmelerine eşlik etmek benim için bir işten çok daha fazlası; hayatı daha sağlam bir yerden kurma meselesi. Aslında yolculuğum sporla başlamadı. Hacettepe Üniversitesi Kimya mezunuyum ve yaklaşık 14 yıl boyunca kurumsal hayatta çalıştım. İlaç sektöründe ve farklı firmalarda edindiğim deneyimler bana disiplin, sorumluluk ve dayanıklılık kazandırdı. Fakat hayatımın yönünü değiştiren şey, yaklaşık sekiz yıl önce yaşadığım büyük dönüşümdü. Bir diyetisyen desteğiyle yalnızca beslenme düzenimi değiştirerek bir yıl içinde yaklaşık 35 kilo verdim. Bu süreç sadece fiziksel bir değişim değildi; bedenimi ilk kez gerçekten dinlediğim, ihtiyaçlarımı tanıdığım bir dönemdi. O dönemde ayakkabımı bağlamakta zorlandığımı fark ettiğim an, “bir şeylerin değişmesi gerekiyor” dediğim kırılma noktası oldu. Kilo verdikten sonra pilatesle tanıştım. Planlı bir hedefle değil, akışta kalarak başladım. Pilatesle birlikte bedenimin güçlenmesini, dengelenmesini ve dönüşmesini görmek motivasyonumu büyüttü. Zamanla tartıdan çok daha önemli bir şeye odaklandım: Bedenimin neler yapabildiğini keşfetmeye. Aynı dönemde hayatıma sokaktan sahiplendiğim köpeğim Çıtçıt girdi.

Onu çok kötü bir halde bulmuştum; kalçasında ciddi bir problem vardı, bir bacağını neredeyse hiç kullanamıyordu ve kasları büyük ölçüde erimişti. Operasyonlardan sonra uzun bir rehabilitasyon sürecine girdik. Veteriner desteğinin yanında, evde küçük egzersizlerle, kontrollü yürüyüşlerle, güçlendirme çalışmalarıyla adım adım ilerledik. Aylar süren emek ve sabırla Çıtçıt yeniden koşmaya, oynamaya başladı. Bu deneyim bana hareketin, doğru yüklenmenin ve sürekliliğin nasıl iyileştirici olabildiğini çok somut şekilde öğretti. Bugün danışanlarla kurduğum birçok yaklaşımın temeli, o dönemde Çıtçıtla birlikte yaşadığım o “yeniden ayağa kalkma” halidir. Pandemiyle birlikte evden çalışmaya başlayınca kendime daha yakından bakma fırsatı buldum. Spor artık bir hobi değil, hayatımın merkezine yerleşmiş bir tutku olmuştu. “Beni bu kadar iyi hissettiren şeyi neden mesleğe dönüştürmeyeyim?” sorusu, yeni bir kapı açtı. Türkiye Cimnastik Federasyonu’ndan pilates eğitmenliği belgesi aldım ve profesyonel olarak bu alana geçtim. Zamanla ağırlık ve fonksiyonel antrenmanla da çalışmaya başladım. Ağırlık kelimesinin birçok kişide korku yarattığını görüyorum. Oysa herkesin kendi doğasına uygun bir yükü vardır. Doğru sistem ve sabırla ilerlediğinde beden çok güçlü bir karşılık verir. Fonksiyonel antrenmanların en sevdiğim tarafı şu; günlük hayatın kendisi. Squat, tuvalete oturup kalkmaktır; deadlift, yerden poşet kaldırmaktır; press, dolaptaki tencereyi çıkarıp yerine koymaktır. Aslında insan hareket etmek için doğmuş. Sadece bunu daha bilinçli, güvenli ve sürdürülebilir bir düzene oturtmak gerekiyor. Sıfırdan başlayan birçok kadının, bir litrelik su şişelerinden 8–10 kilolara ilerlediğine şahit oldum. Bu dönüşümlere eşlik etmek, tarif etmesi zor bir mutluluk. Özellikle 40 yaş üstü kadınlara güç antrenmanının önemini anlatmak istiyorum. Menopoz ve sonrası bir “hastalık” değil; hayatın doğal bir dönemi. Bu dönemi güçlü kaslarla, sağlam kemiklerle ve daha dengeli bir zihinle geçirmek mümkün.

Kendi sloganım çok basit:
“Haftada iki saat kendin için dur.”
Bir kilo ile başla, iki günle başla; yeter ki bırakma. Çünkü haftanın sadece iki saatini kendine ayırmak, hayatın birçok yerini değiştirebiliyor. Bu mesleği seçmemin en büyük motivasyonu, bizzat geçtiğim dönüşüm yolu. O yolu bildiğim için danışanların hem fiziksel hem mental süreçlerini daha iyi anlıyor, daha fazla empati kurabiliyorum. Amaç sadece “şekil” değil; bedenle barışmak, güçlenmek ve hayatta daha özgüvenli yürümek.

Hüma Özlü Pilates ve Fonksiyonel Fitness Eğitmeni She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Şubat 2026

Pilates ve fonksiyonel fitness’ı aynı çatı altında ele alırken antrenman programlarını hangi temel prensiplere göre oluşturuyorsunuz?
Program tasarlarken en temel prensip şu: Kişinin hareket edebileceğine inanmasını sağlamak ve bunu günlük hayatın doğal bir parçasına dönüştürmek. Birçok kişi sporu dönemsel bir hedef gibi görüyor. Oysa sürdürülebilir sonuçlar, küçük ama düzenli adımlarla geliyor. Bu yüzden ilk hedef süreklilik: haftada iki saat bile olsa, o zamanı düzenli ayırabilmek çok kıymetli. İkinci önemli konu özgüven. Pek çok kişi “ben yapamam” düşüncesiyle geliyor. Bu nedenle sıfırdan başlamakta ısrar ediyorum. Küçük adımlar, doğru teknik ve güvenli ilerleme… Bedenin “yapabiliyorum” deneyimini yaşaması, her şeyin temelini oluşturuyor. Programları oluştururken önce ihtiyacı analiz ediyorum: bel, boyun, sırt ağrıları; duruş bozuklukları, omurga hassasiyetleri, nabzın yükselmesine dair kaygılar, zıplama korkusu… Günlük hayatın yarattığı yükleri görmeden sağlıklı bir plan yapılmıyor. Pilates tarafında omurga sağlığı, eklem hareketliliği, denge, postür ve core gücü öncelik. Fonksiyonel fitness tarafında ise ağırlıkla güç kazanmak, dayanıklılığı geliştirmek ve kontrollü şekilde kondisyonu artırmak devreye giriyor. İkisini birlikte kullanmamın nedeni bedenin bir bütün olması; güç, esneklik, denge ve kondisyon birlikte geliştiğinde hem sakatlık riski azalıyor hem de kişi kendini daha “sağlam” hissediyor. Kısacası programın temeli; kişiye uygunluk, güvenli ilerleme, süreklilik ve uzun vadeli alışkanlık.

Danışanlarınıza özel program hazırlarken en çok dikkat ettiğiniz fiziksel göstergeler neler?
İlk değerlendirmede sadece bedenin değil, zihnin de “derse geldiğini” görmek önemli. Çünkü çoğu kişi antrenmana yoğun iş temposu, sorumluluklar ve stresle geliyor. Zihinsel yük ağırsa, bedeni doğru kullanmak zorlaşıyor. Bu yüzden dersin başında nefes, odak ve sakinleşme alanı açmaya çalışıyorum. Bir saatliğine dış dünyayı biraz geride bırakabildiğinde hem hareket kalitesi hem motivasyon güçleniyor. Zaten birçok danışanın zamanla “buraya terapi gibi geliyorum” demesi, bu yaklaşımın işe yaradığını gösteriyor.

Fiziksel tarafta ilk görüşmede mutlaka şu başlıklara bakıyorum:

  • Geçmiş sakatlıklar ve ameliyatlar
  • Bel, boyun, diz, kalça ve omurga problemleri
  • Kalp-damar hastalıkları ve doktor kısıtlamaları
  • Duruş, omurga hizalanması, hareket kalitesi
    Kendi sakatlık ve ameliyat sürecim bu konularda beni daha bilinçli yaptı. Ayrıca sınırlarımı net tutuyorum; durum uzmanlık alanımı aşıyorsa, mutlaka ilgili uzmana yönlendiriyorum. Bana emanet edilen bedenin sorumluluğunu taşıyorum. O bir saat boyunca danışanımın bedeni bana emanettir ve bu emanete zarar verecek hiçbir riski almam. Özetle; program hazırlarken önce zihinsel hazır oluşu, sonra fiziksel altyapıyı ve sağlık geçmişini değerlendiririm. Amacım kısa vadeli sonuçlar değil, güvenli, sürdürülebilir ve kişinin hayatına uzun vadede katkı sağlayan bir gelişim süreci oluşturmaktır.

Hüma Özlü Pilates ve Fonksiyonel Fitness Eğitmeni She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Şubat 2026

Pilates ’in vücut farkındalığı üzerindeki etkisini, fonksiyonel fitness antrenmanlarıyla nasıl destekliyorsunuz?
Pilates, vücut farkındalığı için güçlü bir temel. Nefes, merkez bölge kontrolü, denge, koordinasyon ve hareket kalitesi üzerine çalışırken kişi bedenini “hissetmeyi” öğreniyor. Özellikle mat pilates; sadece vücut ağırlığıyla çalıştığı için beden kontrolünü ciddi şekilde geliştiriyor. Bu temel oturduğunda fonksiyonel fitness devreye giriyor ve farkındalık daha “günlük hayata taşınan güce” dönüşüyor. Squat, press, push-up gibi temel hareketler; doğru hizalanma, doğru nefes ve yeterli hareket kabiliyetiyle güvenle uygulandığında hem performans artıyor hem sakatlık riski azalıyor. Yaklaşım net; önce doğru hareket ve nefes, sonra güç. Böyle ilerleyince danışan hem bedenini hem sınırlarını tanıyor, günlük hayatta daha dengeli ve güçlü hareket etmeye başlıyor.

Bir antrenmanın “doğru” olduğunu belirleyen en önemli kriter nedir?
“Doğru egzersiz” herkes için aynı şey değil. Bilimsel temeller, teknik doğrular elbette önemli. Ama asıl ölçüt, kişinin ihtiyacına uygun ve sürdürülebilir olması. Bel problemi olan biriyle koşuya hazırlanan birinin öncelikleri aynı değil. Zor bir dönemden geçen birinin programında bazen en “doğru” şey; onu yormayan ama iyi hissettiren, özgüvenini geri getiren bir plan olabiliyor. Benim için doğru antrenmanın tanımı; kişi dersten motive, mutlu ve güvende çıkar. Üstelik antrenman sadece salondaki bir saatten ibaret değil; uyku, beslenme ve stres yönetimiyle birlikte anlam kazanıyor. Günlük hayatta merdiveni daha rahat çıkmak, ağrısız hareket etmek, daha iyi uyumak, daha enerjik hissetmek… Bu göstergeler varsa doğru yoldayız. Özetle; bana göre doğru antrenman, kişiye özel, güvenli, sürdürülebilir ve kişinin hayat kalitesini artıran antrenmandır. En büyük başarı ise, bu süreci uzun vadede keyifle sürdürebilen danışanların mutluluğudur.

Hüma Özlü Pilates ve Fonksiyonel Fitness Eğitmeni She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Şubat 2026

Kadınların spor yaparken en sık yaşadığı fiziksel ya da zihinsel bariyerler neler? Bunları aşmak için nasıl bir yol izliyorsunuz?
En sık karşılaştığım bariyer, “ya yapamazsam” kaygısı ve mükemmel yapma baskısı. Mükemmeliyetçilik çoğu zaman insanı motive etmek yerine durduruyor. Fiziksel tarafta ise bel–sırt–boyun ağrıları, diz hassasiyetleri, yorgunluk, uyku problemleri ve hareket kısıtlılığı çok yaygın. Günlük hayatta çocuk taşımak, merdiven çıkmak, poşet taşımak bile zorlayıcı olabiliyor. Bu noktada yaklaşımım “küçük ama gerçek” adımlarla ilerlemek. En sık söylediğim şey: “Her zaman bir, sıfırdan büyüktür.” Yani mükemmel şartları beklemek yerine, atılan küçük bir adım bile değerlidir. Kendi dönüşüm hikâyemi paylaşmak da burada işe yarıyor. Hareketsiz bir yaşamdan gelip adım adım ilerlediğimi duyduklarında, kendilerine karşı daha yumuşak ve cesur olabiliyorlar. Güven kuruldukça süreç doğal akıyor.

Hüma Özlü Pilates ve Fonksiyonel Fitness Eğitmeni She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Şubat 2026

Sosyal medyada paylaştığınız egzersiz içeriklerinde güvenli ve bilinçli spor mesajını nasıl aktarıyorsunuz?
İçerik üretirken kendime hep şunu soruyorum. “Bunu izleyen biri güvenle uygulayabilir mi?” Çünkü ekranın diğer tarafında kimin izlediğini, nasıl bir geçmişle geldiğini bilmek mümkün değil. Bu yüzden ev videolarında özellikle basit, ekipmansız ya da minimum ekipmanla yapılabilecek, düşük riskli hareketler seçiyorum. Gösterişli ama riskli egzersizlerden bilinçli şekilde uzak duruyorum. Hedef “zor hareket yapmak” değil; “sen de yapabilirsin” duygusunu verebilmek. Yakın dönemde ameliyat sürecim nedeniyle bir süre ara vermiştim. Şimdi yeniden antrenmanlarıma dönerken iyileşme sürecini de paylaşıyorum; kusursuzluğu değil, gerçek bir toparlanma yolculuğunu görünür kılmak için.

Hüma Özlü Pilates ve Fonksiyonel Fitness Eğitmeni She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Şubat 2026

Pilates ve fonksiyonel fitness alanında sık karşılaşılan yanlış inanışlar sizce neler?
Pilates tarafında en sık duyduğum yanlışlardan biri “Mat pilates sıkıcı, terlemedim, işe yaramadı” düşüncesi. Oysa mat pilates; kontrol, denge, koordinasyon ve güç açısından çok değerli bir temel. Reformer çok faydalı ama matın yerine geçmiyor; birbirini tamamlıyorlar. Fonksiyonel fitness tarafında ise en büyük korku ağırlık kaldırmak. “Kadınlar ağırlık kaldırmamalı, kas yapar, erkeksi olur” gibi çok yaygın bir inanış var. Oysa kas kütlesi, özellikle 40 yaş sonrası kadınları koruyan en önemli unsurdur. Kemik sağlığından duruşa, metabolizmadan günlük hayata kadar her şeyi destekler. Gerçekte kas kütlesini arttırmak sanıldığı kadar da kolay değil; düzenli uyku, yeterli protein, disiplin ve süreklilik ister. Birkaç antrenmanla kimse bir anda “çok kaslı” olmaz. Bir diğer yanlış da “terlemediysem işe yaramadı” düşüncesi. Oysa her antrenmanın amacı terletmek değil, bazen güçlenmek, bazen denge kazanmak, bazen rahatlamak. “Yaşım geçti” cümlesini de çok duyuyorum. Tam tersine, böyle hissediliyorsa, başlamak için en iyi zaman genellikle tam da o andır. Hiçbir yaş geç değildir. Başlamak için mükemmel zamanı beklemek çoğu zaman hiç başlamamaya dönüşür. Bir başka önemli konu da rakamlara odaklanmak. Tartı, ölçüler, santimler… Kadın bedeni çok kompleks bir sistemdir. Uyku, stres, hormonlar, su tüketimi, regl dönemi gibi onlarca değişken sonucu etkiler. Bu yüzden ben danışanlarımla genellikle rakamlar üzerinden değil, hissettikleri güç ve yaşam kalitesi üzerinden ilerlerim. Amacım kadınların korkmadan, ön yargılardan uzak, kendi bedenlerine güvenerek bu sürece adım adım ilerlemesini sağlamak. Bir kişinin bile bakış açısı değişirse, benim için en büyük kazanç budur.

Kendinizi güncel tutmak için hangi eğitimler veya yaklaşımlar sizin için vazgeçilmez?
Bu alan sürekli gelişiyor; güncel kalmak da bitmeyen bir süreç. Bir dönem sakatlık ve ameliyat sürecim nedeniyle bazı planlarımı erteledim ama önümüzdeki dönemde özellikle fonksiyonel fitness alanında workshop ve eğitimlerle gelişmeyi hedefliyorum. Benim için öğrenmenin en değerli yolu, bir hareketi önce kendi bedenimde deneyimlemek. Yeni bir teknik öğrendiğimde önce kendimde uyguluyor, zorlandığım noktaları görüp anlamaya çalışıyorum. Ayrıca benden daha tecrübeli eğitmenlerle iletişimde olmak, soru sormak ve sahadan beslenmek çok kıymetli. Ön çapraz bağ ameliyatı da bakış açımı derinden etkiledi; diz sağlığı, rehabilitasyon ve doğru yüklenme konusunda büyük bir farkındalık kazandım. Bu deneyim, danışanlarıma yaklaşımımı da daha bilinçli hale getirdi.

Hüma Özlü Pilates ve Fonksiyonel Fitness Eğitmeni She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Şubat 2026

Hüma Özlü ’nün mesleki hedefleri neler? İlerleyen dönemde bizi nasıl projeler bekliyor?
Bugüne kadar kendi hayat hikayemi, nereden nereye geldiğimi ve bu yolu hangi adımlarla yürüdüğümü çok samimi bir şekilde paylaşmaya çalıştım. Çünkü inanıyorum ki bir kadın başka bir kadına ilham verebilir. Vazgeçmiş, pes etmiş, geç kaldığını düşünen, korkan, endişe eden ve hareket etmekten çekinen birçok kadına dokunmak istiyorum. Onlara “Bak, ben yapabildim sen de yapabilirsin” diyebilmek istiyorum. Önümüzdeki dönemde daha fazla kadına ulaşmayı istiyorum. Online platformda grup ve birebir programlarımla daha geniş bir toplulukla çalışmak, birlikte üretmek ve birlikte güçlenmek en heyecan verici hedeflerimden biri. Bunun yanında sokak hayvanlarıyla ilgili sosyal sorumluluk projeleri hayatımda çok özel bir yerde. Çıtçıtla yaşadığım süreç bu bağı daha da güçlendirdi.

Sporla birleşen dayanışma etkinliklerinde bulunmak (geliri tedavi ve barınma ihtiyaçlarına ayrılan çalışmalar gibi) en büyük hayallerim arasında yer alıyor. Bir diğer önemli başlık ise ön çapraz bağ ameliyatı sonrasında yaşadığım rehabilitasyon sürecini görünür kılmak. Hareketi hayatının merkezine koymuş biri için aylarca bağımlı yaşamak, değneklerle yürümek, mental olarak da çok zorlayıcı bir sınavdı. Ve yaşadığım deneyim, benzer süreçten geçen kadınlara daha doğru ve empatik yaklaşabilmemi sağladı. Gelecekte bu alanda da farkındalık yaratacak projelerde yer almak, bu süreci yaşayan kadınlara yalnız olmadıklarını hissettirmek istiyorum. Korkmadan, mükemmel olmaya çalışmadan, adım adım ilerleyen kadınlarla birlikte yürümek istiyorum. Çünkü bir kadın güçlendiğinde, hayatın pek çok alanı da onunla güçleniyor. Yolculuk devam ediyor. Bu yolda birlikte yürüyen herkesle, sahici ve ilham veren hikayeler biriktireceğimize inanıyorum.

Instagram: @huma.ozlu

She and Girls Kış 2026 Sayısı Çıktı! Kış 2026 Sayımızı ÜCRETSİZ indirerek okuyabilirsiniz!

Hüma Özlü Pilates Fonksiyonel Fitness Eğitmeni

She and Girls Kış Sayısı 2026 Sayısında Neler Var?

Meryem Sedef: “Çocuklarınızın Sessizliklerini Duyun” 

Gül Arslan: “Şifanın Beden ve Zihin Yolculuğu”

Ayşenur Bekaroğlu: “Oyun ve Şefkatle Büyüyen Çocuklar”

Serda Süleymanağaoğlu: “Beslenmeni Değiştir Hayatın Değişsin”

Damla Turan: “Her Adım Bir Fark Yaratır”

Gözde Şenkal: “Yüzünüze Dokunan Renkler Işıktır”

Jana Weshahi Dalgıç: “Çocuklarınızın Duygularına Alan Açın”

Aslı Gölen Güven: “Gerçek Anlamda Nefes Alın”

Gamze Aksoy: “Cildinize Özen Göstermek Lüks Değil”

Aysu Bilgin: “İş Dünyasında Güçlü Kılavuzunuz: AYSU BİLGİN”

Gülcan Akdere: “Kendi Ritminizin Lideri Olun”

Handan Sağlam: “Bilgiyi Kullanma Yolunu Öğrenin”

Gülben Aykaç: “Mandala ile Cesaretinizi Ortaya Çıkarın”

Aysel Merve Kuş: “Havacılık Global Bir Ekosistem”

Mihriban Koca: “Yaşadıklarınızı Fark Edin”

Maren Şahin: “Premium Dünyada Fark Yaratın”

Alev Şahin: “Kaş Tasarımı Sanattır”

Sevgi Uçar:” Mimaride Zamansız Şıklık: Maisse Architects”

Ezgi Yücer: “Az Zamanla Çok Sen”

Çiğdem Feride Cerrah: “İçindeki Gücü Uyandır”

Gamze Kulaksız:” Kendinizi Duymaya İzin Verin”

Sibel Akpınar:” Gayrimenkulde Lüksün Tanımı”

Mina Çetin: “Dil Öğrenmek Bir Yolculuktur”

Candan Yazıcı:” Nefesle Bedeninizin Sesini Dinleyin”

Zeynep Sapan: “Gülümsemeniz İmzanızı Taşır”

Berna Gedik Asal:” Kalbinizin Fısıltıları Tesadüf Değildir”

Burcu Bal: “Rüyalarınızın Mesajlarını Çözün”

Seyran Aydoğdu: “Hiçbir Şey Kendimizden Değerli Değil”

Suğra Şişman: “Fırçalarda Zamanın İzleri”

Çiğdem Nur Birsayı:” Dünyayı Farkındalık Kurtaracak”