Güçlü ama baskıcı olmayan geometrilerle çalışmalarını sürdüren Mimar Sevgi Uçar ile Kurucusu olduğu Maisse Architects Mimarlık Ofisinin çalışmalarını ve geleceği dair hedeflerini konuştuk. Sevgi Uçar Mimar Maisse Architects
She and Girls Dergisi, Moda Dergisi, Alışveriş Dergisi.
“Mekân, insan psikolojisinin sessiz ama en güçlü belirleyicilerinden biridir. Işık, renk, oran, ölçek ve dolaşım düzeni doğrudan ruh hâlimizi etkiler ve çoğu zaman bunu fark etmeden deneyimleriz. Bu yüzden mekân tasarımı, yalnızca fiziksel bir düzenleme değil, aynı zamanda duygusal bir kurgu oluşturma sürecidir.”
“İlhamım çok geniş bir yelpazeden besleniyor: doğanın dengesi, şehirlerin ritmi, kültürel hafızanın zenginliği…”
Röportaj: Banu Çelik

Mimar Sevgi Uçar She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Aralık 2025
Okuyucularımız için öncelikle sizi tanıyalım. Sevgi Uçar kimdir, mimarlık ve tasarım yolculuğunuz nasıl başladı, bugün geldiğiniz noktayı nasıl tanımlarsınız?
Mekânın insan hayatını dönüştürme gücüne çocuk yaşlarımdan beri ilgi duyan biriyim. Girdiğim her ortamı analiz etmeye, ışığını, oranını, akışını anlamaya içgüdüsel olarak yönelirdim. Bu duyarlılık zamanla profesyonel bir tutkuya dönüştü. Üniversite eğitimimi 3,5 yılda ve iyi bir dereceyle tamamladım; bu süreç benim için yoğun bir emek, disiplin ve tasarım sevgisiyle geçti. Mimarlığın gerektirdiği ritme erken yaşta alıştım ve her aşamasında kendimi bu mesleğe adadım. Profesyonel hayatta ise önemli ofislerde yer alma şansı buldum. Özellikle Tabanlıoğlu Mimarlık, mesleki yolculuğumda çok özel bir yere sahip; tasarım düşüncemi geliştiren, ölçek ve bağlam kavramlarına bakışımı derinleştiren bir dönem oldu. Bugün geldiğim noktayı hem deneyimle büyüyen hem de merakla sürekli tazelenen bir yolculuğun doğal devamı olarak görüyorum.

Mimar Sevgi Uçar She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Aralık 2025
Maisse Architects çatısı altında ürettiğiniz projelerde sizi motive eden temel yaklaşımı nasıl özetlersiniz? Bu yapı sizin mesleki duruşunuzu nasıl temsil ediyor?
Maisse Architects benim için sadece bir ofis değil, aynı zamanda düşünme biçimimin bir yansıması. Projelerimizde en çok önem verdiğim şey kolektif üretim kültürü. Tasarımın ekip içinde büyüdüğüne, farklı gözlerin ve fikirlerin projeyi daha güçlü hâle getirdiğine inanıyorum. Bu yaklaşım, mesleki duruşumu net bir şekilde temsil ediyor; duyarlı, yenilikçi, paylaşımcı ve birlikte düşünmeye değer veren bir mimarlık anlayışı.

Mimar Sevgi Uçar She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Aralık 2025
Bir mekâna ilk adımı attığınızda gözünüz önce neyi arar? Tasarım süreciniz sezgisel mi yoksa daha planlı bir akışta mı ilerler?
Bir mekâna ilk adımı attığımda, önce onun ışık davranışını, sirkülasyon potansiyelini ve mevcut mimari dilini anlamaya çalışırım. Mekânın nasıl nefes aldığını, nereye ağırlık verdiğini, kullanıcıyla doğal bir akış oluşturup oluşturmadığını gözlemlerim. Daha somut okumaya gelirsek, özellikle zemin ve tavan ilişkisini incelemek benim için çok belirleyicidir; çünkü bu iki yüzey mekânın ölçeğini, ritmini ve karakterini en hızlı ele veren unsurlardır. Zemin dokusu, taşıyıcı sistem, tavan yüksekliği ve tavanın mekânla kurduğu hat, tasarım kararlarımın temelini oluşturur. Tasarım sürecim ise hem sezgisel hem metodik bir yapıya sahip. Sezgisel tarafım mekânın ruhunu ve potansiyelini okumamı sağlarken, planlı yaklaşımım kullanıcı ihtiyaçları, fonksiyon şeması, ergonomi ve teknik gerekliliklerle birlikte projeyi sistematik bir çerçeveye oturtur. Bu iki yaklaşımın dengesi, ortaya çıkan tasarımın hem duygusal hem rasyonel bir bütünlük taşımasını sağlar.

Mimar Sevgi Uçar She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Aralık 2025
Tasarımlarınızda estetik, işlev ve ruh dengesi nasıl kuruluyor? Sizce ideal bir mekân kullanıcıya ne hissettirmeli?
Benim için estetik ve işlev birbirinden ayrılmaz; ikisi de mekânın ruhunu ortaya çıkaran araçlardır. Bir mekânı tasarlarken önce onun neden var olduğunu ve kime hizmet ettiğini anlamaya çalışırım. Ardından estetik, kullanıcıyla kurduğu duygusal ilişkiyi güçlendiren dokunuşlara dönüşür. İdeal bir mekân ise kullanıcıyı yormayan, aksine onu kendi ritmine davet eden bir deneyim sunmalı. Güvende hissettirmeli, merak uyandırmalı ve en önemlisi bir bütünlük taşımalı.

Mimar Sevgi Uçar She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Aralık 2025
Doğa, şehir, kültür ve kişisel deneyimler… İlham kaynaklarınız neler ve bunlar projelerinize nasıl yansıyor?
İlhamım çok geniş bir yelpazeden besleniyor: doğanın dengesi, şehirlerin ritmi, kültürel hafızanın zenginliği… Bunun yanında yurt içi ve yurt dışında sık sık seyahat eden biri olarak, farklı coğrafyaların ışığı, malzemesi, mimari dili ve insanları bana çok değerli gözlemler kazandırıyor. Bu deneyimler kimi zaman mekânın kurgusunda, kimi zaman detaylarda, kimi zaman da malzeme seçimimde kendini gösteriyor.

Mimar Sevgi Uçar She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Aralık 2025
Mekânların insan psikolojisi ve yaşam kalitesi üzerindeki etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bir alanı dönüştürürken en çok nelere dikkat ediyorsunuz?
Mekân, insan psikolojisinin sessiz ama en güçlü belirleyicilerinden biridir. Işık, renk, oran, ölçek ve dolaşım düzeni doğrudan ruh hâlimizi etkiler ve çoğu zaman bunu fark etmeden deneyimleriz. Bu yüzden mekân tasarımı, yalnızca fiziksel bir düzenleme değil, aynı zamanda duygusal bir kurgu oluşturma sürecidir. Bir projeye başlarken müşterime ilk olarak “Neye ihtiyacınız var?”, hemen ardından ise “Bu mekânda nasıl hissetmek istiyorsunuz?” sorularını sorarım. Çünkü bir alanın kimliğini belirleyen asıl unsur, o mekânın kullanıcıda uyandırdığı histir; fonksiyon ise bu hissi destekleyen yapısal bir çerçevedir. Dönüşüm sürecinde fonksiyonel ihtiyaçların yanı sıra sürdürülebilir malzeme tercihleri, doğal ışığın mümkün olan en verimli kullanımı, alanın uzun vadeli esnekliği ve kullanıcı deneyimini güçlendiren dolaşım kararları benim için öncelikli hâle gelir. Her proje farklı bir hikâye ve ihtiyaç seti barındırdığı için bu yaklaşım projeden projeye çeşitlilik gösterir, ancak odak hep aynıdır: İnsanla uyumlu, huzurlu ve yaşanabilir mekânlar yaratmak.
Sizi hem mesleki hem de kişisel olarak en çok heyecanlandıran projelerinizden birini bizimle paylaşır mısınız?
Aslında projelerim arasında keskin bir ayırım yapamıyorum; çünkü mağaza, otel, konut, fabrika, kafe gibi birbirinden farklı ölçek ve türlerdeki her proje benim için ayrı bir hikâye taşıyor. Her birini kendi doğasıyla kabul ediyor, bir anlamda çocuğum gibi benimseyerek büyütüyorum. Bu nedenle hepsi benim için eşit derecede heyecan verici. Yakın zamanda üzerinde çalıştığım projelerden birinde ise karakteri çok güçlü ama işlevini kaybetmiş eski bir yapıyı ele aldım. Yapının ruhunu koruyarak, onu modern yaşamın ihtiyaçlarına cevap veren çağdaş bir mekâna dönüştürdük. Tarihin izleriyle güncel tasarımın buluştuğu bu süreç benim için mimarlığın en şiirsel, en öğretici hâllerinden biriydi. Bu tür projeler, mekânın potansiyelini keşfetme ve ona yeni bir hayat verme fikrinin beni neden bu mesleğe aşkla bağladığını her defasında hatırlatıyor.

Mimar Sevgi Uçar She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Aralık 2025
Günümüzde hızla değişen tasarım trendleri içinde siz zamansızlığı nasıl tanımlıyorsunuz? Kendi imza stiliniz var mı?
Zamansızlığı, bir yapının yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, geleceğin potansiyeline de cevap verebilecek akışkan bir dinamizm taşıması olarak görüyorum. Trendler gelip geçer, fakat mekânın taşıdığı enerji, hareket ve özgün form dili kalıcı bir iz bırakır. Benim için zamansızlık; sınırların sorgulandığı, mekânın beklenmedik bir esneklikle yeniden şekillendiği ve değişime karşı direnç değil, uyum üreten bir tasarım anlayışıdır. İmza stilim ise daha çok mekânın akışını okuyarak onu özgün bir ritme dönüştürmek üzerine kurulu. Keskin ayrımlar yerine geçişlerin yumuşadığı, kütle ve boşluğun birbiriyle konuştuğu, kullanıcıyı yönlendirmek yerine ona yeni bir mekânsal deneyim sunan bir yaklaşım benimsiyorum. Doğal malzemelerle modern çizgileri birleştiren, ışığın form üzerinde hareket eden bir unsur olarak kullanıldığı, güçlü ama baskıcı olmayan geometrilerle çalışan bir dil diyebilirim. Benim için tasarım, durağan değil; sürekli ilerleyen, dönüşen, keşfetmeye davet eden bir akış. Bu nedenle zamansızlık da tam olarak bu evrimsel hareketin içinde saklı.
Önümüzdeki dönem için Maisse Architects adına nasıl bir yol haritası çiziyorsunuz? Hayalini kurduğunuz projeler nelerdir?
Önümüzdeki dönem, Maisse Architects için daha bütüncül bir tasarım yaklaşımını güçlendirmeyi hedeflediğim bir süreç olacak. İç mekân, peyzaj ve özellikle cephe tasarımını tek bir deneyim zinciri olarak ele almayı önemsiyorum. Yüksek lisans konum olan homeostasis cephe sistemleri, bu vizyonun merkezinde yer alıyor; çünkü dış kabuğun mekânla kurduğu ilk temasın, kullanıcı deneyiminde belirleyici bir rolü olduğuna inanıyorum. Yakın gelecekte farklı ölçeklerde projeler üretirken, dinamik ve çevreye uyum sağlayan cephe stratejilerini daha aktif kullanmak istiyorum. Uzun vadede ise bu yaklaşımı uluslararası projelerde araştırma ve uygulama alanına taşıyarak daha yenilikçi modeller geliştirmeyi planlıyorum. Hayalini kurduğum projeler arasında doğayla bütünleşen butik konaklama yapıları, karakterli mevcut yapıları dönüştüren rehabilitasyon projeleri ve kullanıcı deneyimine güçlü vurgu yapan tasarım senaryoları bulunuyor. Maisse Architects’in geleceğini, denge, dönüşüm ve yenilik üzerine kurmayı hedefliyorum.
Mimarlık hayali kuran genç kadınlara, özellikle bu alanda var olmak isteyenlere en içten tavsiyeniz ne olur?
Ben de genç bir mimar olarak bu yolculuğun içinde ilerleyen biri olduğum için, bu soruya bir rehberlik iddiasıyla değil, daha çok birlikte öğrenme ve gelişme duygusuyla yaklaşıyorum. Genç kadın mimarlara en çok söylemek istediğim şey, kendi bakış açılarını ciddiye almaları ve sürekli düşünmeye, analiz etmeye, sorgulamaya devam etmeleri olur. Mimarlık; gözlem, araştırma ve doğru soruları sorma üzerine kurulu bir meslek, bu nedenle merakı canlı tutmak en değerli araçlardan biri. Ayrıca deneyimleri paylaşmanın ve birbirimizi desteklemenin büyük bir güç olduğuna inanıyorum. Meslek, kolektif olarak çok daha zenginleşiyor; birlikte düşünmek ve üretmek bizi ileri taşıyor. Ve son olarak: Her projede kendimize şu soruyu sormayı alışkanlık hâline getirelim: “Bu mekân neden var ve nasıl daha iyi olabilir?”
Sürekli analiz eden, düşünen ve geliştiren bir zihnin önünde gerçekten çok fazla kapı açılıyor.
Instagram: @s.ucar4, @maissearchitects
Sevgi Uçar Mimar Maisse Architects
She and Girls Sonbahar Sayısı 2025 Sayısında Neler Var?
Nino Tsivadze: Gayrimenkulde Güçlü Adımlar
Yasemin Fazlılar: “Hayallerinizi Cesaretle Sahiplenin”
Selen Erdoğan Özdemir: Diş Estetiğinde Yenilik
Özge Özler: Kıbrıs’da Yeni Adresinizi O Bulur
Melike Gürçay: “Yoga Holistik Yaklaşım Gerektirir”
Jupiterinkızıemelce: “Astroloji Kehanet Değildir”
Esra Ünlütürk: “Güzellikte Fark Yaratıyoruz”
Elif Akyasan Kahraman: “Duygular Kalıcı Değildir”
Dilek Coşkun: “Nefesle Kendinizi Hatırlayın”
Göksen Tosuner: İç Anadolu’dan Dünyaya Uzanan Sanat Öyküsü
Derya Eryılmaz: “Her Şey Enerjidir”
Gonca Birgili Koçer: “Yıllarca Taşıdığınız Yükü Atın”
Sena Dadandı “İçsel Gücünüzü Keşfedin”
