İlham Veren Hedeflerinizi Bulun

Kişisel dönüşümü sihir veya hızlı, çabuk sönen bir motivasyon olarak değil, ilham veren hedef, disiplin ve sürdürülebilir sistemin bir harmonisi olarak gören Liderlik Koçu İzel İrem Gürgan ile şirketinizi büyütme hedeflerinize rehberlik edecek çok keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. İzel İrem Gürgan Liderlik Koçu

She and Girls Dergisi, Moda Dergisi, Alışveriş Dergisi.

Instagram Hesabımız

“Biz kadınlar, usta bir sanatçının elinden çıkmış bir eser gibiyiz. Birçok rengin ve katmanın birleşimiyiz. Önemli olan, bizi oluşturan bu katmanları anlamak, yorumlamak ve kendimize dürüstçe bakabilmek. Kendimizi ne kadar iyi tanırsak, güçlü yanlarımızı, gelişim alanlarımızı, tekrar eden sınavlarımızı ve hayatımızın ANA temasını o kadar iyi görürüz. Bu da hem özel hayatta hem kariyerde o benzer döngüleri tekrar tekrar yaşamak yerine, daha bilinçli seçimler yapmamızı sağlar.”

Röportaj: Banu Çelik

İzel İrem Gürgan Liderlik Koçu She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Şubat 2026

Öncelikle kendinizi okurlarımıza tanıtarak başlayabilir misiniz? Bugün kimdir İzel İrem Gürgan, neleri temsil eder?
Eskişehir’de doğdum ve büyüdüm. Hayatımın ilk önemli kırılımını 7 yaşımdayken yaşadım. Bir gün sınıfta ders işlenirken Atatürk Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nden gelen bir ekip, yaz okulu için farklı branşlarda öğrenci kaydı aldıklarını söyledi. Branşları tek tek saydılar… Kayıt alacağız dediklerinde hiç tereddüt etmeden elimi kaldırdım. O anı hâlâ çok net hatırlıyorum. Masa tenisini seçtim. Nedenini o yaşta tam açıklayamıyordum. Belki çocukluğumun mahalle kültüründe oynadığımız oyunlar, kuzenlerimin sokakta kurduğu badminton düzeni zihnimde bir çağrışım yaratmıştır. Belki de içsel bir yönelimdi. Bildiğim tek şey şu, o seçimle birlikte çocukluğum ve gençliğim, antrenmanlar, turnuvalar ve okul arasında gidip gelen, disiplinli bir ritimle şekillendi. Rekabet, odaklanma ve kararlılık gibi değerler, sporun bana en erken yaşta kazandırdığı ilkeler oldu. Bugün hâlâ liderliğe ve hayata bakışımın temelinde bu disiplin var. Uludağ Üniversitesi’nde mühendislik eğitimimi tamamladıktan sonra kurumsal dünyada mühendislikten ihracat ve satışa, müşteri deneyiminden yöneticiliğe uzanan farklı rollerde görev aldım. Bu yolculuk bana yalnızca teknik beceriler değil, insanı, ekip dinamiklerini, görünmeyen sorumlulukları ve liderliğin çoğu zaman sessiz taşınan yüklerini daha yakından anlama fırsatı verdi. Buna rağmen yıllar boyunca içimde adı zor konan bir geç kalmışlık ve eksiklik hissi vardı. Sanki bir şey var ama ben onu tam yakalayamıyorum… Ne yapsam geçmiyor gibi. Şuna inanıyorum. Bazı dönemlerde hayat bizi durdurur. Adeta sağa çekip ‘ehliyet–ruhsat kontrolü’ yapar ve yönümüzü yeniden düşünmeye zorlar. 2019 benim için böyle bir kırılma yılıydı. İnşa ettiğim birçok şeyin elimden kayıp gittiğini hissettiğim dönemlerden biriydi. Ardından pandemi geldi ve o süreçte ilk büyük içsel dönüşümlerimden birini yaşadım. ‘Bu dünyada olma amacım ne?’, ‘Neden buradayım ve bunları yaşıyorum?’ sorularının peşine daha derin bir şekilde düşünmeye başladım. Zamanla beni üç sene önce önemli bir karara götürdü. Bursa’dan ayrılıp sıfırdan başlamak pahasına memleketim olan Eskişehir’e döndüm. Bugün geriye baktığımda şunu görüyorum. İnşa ettiğim bugün ki ben ve seçtiğim meslek, aslında yaşadığım her şeyin toplamı. İnsan bunu zaman içinde daha iyi anlıyor.
Bugün bir Eğitmen ve Yönetici Koçu olarak, özellikle kadın profesyonellerin ve liderlerin içsel potansiyellerine erişmelerine, stratejik farkındalıkla ilerlemelerine ve sürdürülebilir bir liderlik kimliği inşa etmelerine destek oluyorum. Benim için liderlik, yalnızca sonuç üretmek değil, aynı zamanda kişinin kendini yönetebilmesi, zihinsel netlik kazanması ve hem işte hem hayatta daha sağlam bir duruş inşa edebilmesidir.

İzel İrem Gürgan Liderlik Koçu She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Şubat 2026

Siz eğitimci ve stratejik danışman olarak birey ve kurumlara hangi alanlarda rehberlik veriyorsunuz? Bu kapsamı biraz açar mısınız?
Eskişehir’e döndüğümde kafamda bazı planlar vardı ancak nereden başlayacağımı netleştirmem zaman aldı. Eğitim akademisinde üstlendiğim yöneticilik görevi ise benim için adeta bir dönüm noktası oldu. Birçok şey domino taşları gibi yerine oturdu. Bazen hayat, dışarıdan ‘kırılma’ ya da ‘kaos’ gibi görünen süreçlerin içinden bir düzen kurdurur ve sizi asıl rotanıza taşır. Benim yolculuğum da tam olarak böyle ilerledi. Yöneticilik görevimden ayrıldıktan hemen sonra kendi işimi kurma sürecine başladım. Bu yolculuğun başındayım. Gerçekten bir işi, bir ‘’bebeği büyütür gibi’’ sabırla büyütüyor, her gün yeniden yapılandırıyorum. Geçtiğimiz yıl benim için yoğun bir öğrenme ve üretim yılıydı. Bir yandan eğitimlerimi derinleştirirken, diğer yandan içerik üretimi ve sosyal medyada doğru bir konumlanma üzerine çalıştım. Aynı zamanda özel hayatımda da sorumlulukların arttığı, dengeyi yeniden kurmam gereken bir dönemdi. Bugün geriye baktığımda, o zorlayıcı sürecin bana hem dayanıklılık hem de daha net bir yön kazandırdığını görüyorum.
Bireylerle çalıştığım ana alanlar,
● Zihinsel netlik ve liderlik duruşu- Kişinin dağınık zihnini toparlamasına yardımcı olup, kararlarını netleştirmesi ve odağını güçlendirmesi.
● Stratejik düşünme ve karar alma- Önceliklendirme, hedef-kritik yol haritası, risk ve seçenek yönetimi.
● Yönetici kimliği ve iletişimde etki- Güven veren lider dili, sınır koyma, zor konuşmalar, ekip içinde ilişki ve bağ yönetimi.
● Sürdürülebilir performans- Disiplini sağlayarak, anlık değil sistemli ve kalıcı hale getiren alışkanlıklar ve ritimler.
Bu kapsamda yürüttüğüm mentorluk programım, yönünü kaybetmeden liderlik etmek isteyen kadın ve erkek profesyonellere, zihinsel netlik, stratejik duruş ve sürdürülebilir bir liderlik kimliği kazandırmak için tasarlanmış, kişiye özel bir dönüşüm süreci. Hâlihazırda bireysel danışmanlıklarla aktif olarak ilerliyorum. Bunun yanında yıl boyunca üzerinde çalıştığım ve kapsamını titizlikle yapılandırdığım “Yönetici Gelişim Programı’nı da tamamladım. Bu programı, yöneticiliği şansa bırakmak istemeyen, rolünü bilinçli, sağlam temellerle ve modern yetkinliklerle inşa etmek isteyen profesyoneller için hazırladım. Önümüzdeki haftalarda lansman sürecini başlatmayı planlıyorum. Kurumlarla çalışma tarafına gelince, şu an odağım, kurduğum işi sağlıklı bir zeminde büyütmek ve sistemlerini oturtmak. Bu aşamada her detayı bizzat yönetmek gerekiyor. Yoğun ama aynı zamanda geliştirici bir süreç. Ancak kurumlarla iş birliği, hedeflerimin önemli bir parçası. Kısacası, bireylerde liderliği içeriden başlatıp, kurumlarda bunu kültüre ve performansa dönüşen bir modele taşımayı hedefliyorum.

İzel İrem Gürgan Liderlik Koçu She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Şubat 2026

Stratejik danışmanlıkta en çok gözlemlediğiniz eksik nokta nedir? İnsanlar hangi yanlış inanç ya da kalıplarla geliyor?
Danışmanlıkta en sık gözlemlediğim eksik nokta şu. İnsanlar çoğu zaman strateji kurmadan önce, zihinlerini düzenlemeyi ve netliği sağlamayı atlıyor. Hızla çözüm üretmeye çalışıyorlar ama aslında mesele, doğru çözümü bulmaktan önce doğru soruları sormak. Bu nedenle birçok kişi ‘’çok çalışıyorum ama ilerleyemiyorum’’ hissiyle geliyor, çünkü emek var ama odak dağınık, öncelikler net değil, karar mekanizması zayıf.
Danışanların en çok getirdiği yanlış inançlardan bazıları şunlar oluyor.
Her şeye yetişmeliyim, her şeyi ben yapmalıyım: Bu inanç hem tükenmişlik yaratıyor hem de liderliğin en kritik kası olan “delege etme ve sistem kurmayı baltalıyor.

Mükemmeliyetçilik takıntısı: Mükemmel olmadan görünür olamam, konuşamam, liderlik edemem. Özellikle yeni yöneticilerde çok görüyorum. Halbuki liderlik, kusursuz olmak değil, belirsizlikte de ilerleyebilmek ve güven veren bir çerçeve kurabilmek.

‘’İyi lider olmak için sert olmalıyım, uzak durmalıyım.’’ ya da tam tersi ‘’Herkesi memnun etmeliyim. Beni sevsinler.’’ İnancı: İki uç da problemli. Liderlik ne sertlik ne de onay arayışındadır. Netlik, sınır ve ilişki yönetiminin dengesidir.

● ‘’Motivasyonumu kaybediyorum’’: Maalesef disiplin olmadan yürümüyor. Birçok kişi motivasyonu bekliyor. Oysa sahada gördüğüm şu, sürdürülebilir başarıyı asıl taşıyan şey motivasyon değil, disiplin. Disiplin derken kastım, kendini sıkmak değil. Net bir hedef, küçük ama düzenli aksiyonlar, takip sistemi ve istikrar. İnsanlar çoğu zaman büyük bir sıçrama bekliyor ama ilerlemeyi getiren, günlük rutinde tekrarlanan küçük seçimler oluyor.

Eğitim ve danışmanlık süreçlerinizde kişiye göre metodoloji oluştururken ilk baktığınız şey ne olur?
İlk baktığım şey, kişinin enerji döngüleri oluyor. Öncelikle odağım hedeflere, yetkinliklere veya davranış kalıplarına bakmaktan ziyade, kişinin nerede enerjisini kaybettiği ve nerede enerjisinin tutsak kaldığı ile başlarım. Çünkü performansın ve gelişimin özü, enerjinin akışında saklıdır. Buna inanıyorum. Bunu şöyle açalım; öncelikle kişinin Kayıp Enerji Noktalarına odaklanıyorum.
Kişi hangi konularda, hangi ilişkilerde veya hangi görevlerde kendini tükenmiş, takılmış veya döngüsel düşüncelere hapsolmuş hissediyor? Bu, genellikle farkında olmadan tekrarlanan davranış veya zihinsel tuzakların göstergesi oluyor. Bir diğeri Tutsak Enerji Alanları. Kişinin sahip olduğu ama kullanamadığı, bastırdığı veya uygunsuz bulduğu enerjiler neler? Örneğin; yaratıcılık, öfke, hırs, sezgiler, bazen kurum kültürü veya içsel korkularla kişi hapsoluyor. Son olarak, Enerjinin Doğal Akış Yönü ne? Kişinin enerjisinin en doğal ve coşkulu aktığı durumlar nedir? Bu durumlar genellikle yeteneklerin ötesinde, değerlerle örtüşen akış anlarıdır. Buradan beslenmeyen bir metodoloji sürdürülebilir olmaz. Pratikte bu nasıl işliyor? Örneğin; bir yönetici ‘ekibimi harekete geçiremiyorum’ dediğinde, hemen iletişim tekniklerine bakmıyorum. Şunu sormakla başlarım. Ekibin önünde konuşurken, enerjiniz nerede birikiyor? Göğsünüzde mi, zihninizde mi? Yoksa enerjiniz dağılıp gidiyor mu? Peki, enerjinizi tam hissettiğiniz bir anınızı hatırlayın o an neredeydiniz ve ne yapıyordunuz? gibi… Yani, kişinin önce enerji akışını temizleye odaklanır, sonra üzerine strateji, iletişim veya sistemleri yerleştiririm. Çünkü enerjisi tıkalı bir kişi, ne kadar sofistike araçlara sahip olursa olsun, o araçları canlı kullanamaz.

İzel İrem Gürgan Liderlik Koçu She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Şubat 2026

Dijital dünya ile eğitim ve danışmanlık dönüşüyor. Sizce bu dönüşümün en kritik avantajı ve dezavantajı nedir?
Ben bir Kova kadınıyım. Teknoloji, yenilik ve dönüşüm zaten benim kodlarımda var. Bu yüzden dijitalleşmenin eğitim ve koçluk tarafında açtığı alanı çok kıymetli buluyorum.
Burada avantaj ve dezavantaj aynı madalyonun iki yüzü gibi aslında. Kritik avantajları, erişim ve kişiselleştirme. Dijital dünya sayesinde bilgi ve rehberlik artık mekâna ve zamana bağlı değil. İster birey ister kurum olsun, doğru içerik, doğru format ve doğru ritimle çok daha geniş kitlelere ulaşabiliyor. Aynı zamanda yapay zekâ destekli simülasyonlarla yetkinliklerimizi geliştirebiliyoruz.
Kritik dezavantajları, derinliğin kolayca yüzeyselliğe dönüşmesi. Dijitalde hız çok yüksek. İçerik çok, dikkatimiz çabuk dağılabiliyor. Her şey hızlı tüketilebilir olunca, biz insanlar bazen çok bilgi topluyoruz ama bunlarla ne yapacağımızı, nasıl başlayacağımızı, nasıl dönüştüreceğimizi bilemiyoruz. Üstelik bir de bilgi kirliliği ve sürekli kıyas hali de arttırıyor. Herkes başarıyor gibi görünüyor, “ben neden gerideyim?” Diyerek kişi kendi üzerinde baskı hissediyor. Bu da uygulamadan uzaklaştırıp zihinsel yükü artırabiliyor. Burada benim için amaç; iki ucu birleştirerek hibrit bir vizyonerlik benimsemek. Teknolojinin sunduğu sınırsız kişiselleştirme ve veri gücünü, insanın derin, yavaş, bağlamsal ve ilişkisel doğası ile dengeleyip bir harmoni oluşturmak.

İzel İrem Gürgan Liderlik Koçu She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Şubat 2026

Kişisel dönüşüm isteyen biri size geldiğinde ilk 3 temel adım ne olmalı?
Burada Sinan Canan’ın güzel bir sözü aklıma geldi. Bir programda Sinan Bey’e sorulan soru şu; ‘’6 ayda yepyeni bir insan olmak mümkün mü?’’ Sinan Bey cevap veriyor, 6 ay değil 6 saatte de olmak mümkün ama NE GEREK VAR? :)) Ben kişisel dönüşümü bir sihir veya hızlı ve çabuk sönen bir motivasyon olarak değil, ilham veren hedef, disiplin ve sürdürülebilir sistemin bir harmonisi olarak görüyorum. Bu yüzden ilk üç adım için şöyle özetleyebilirim.

Netlik. ‘’Bugün ben neredeyim ve gerçekten ne istiyorum?’’ Önce kişinin mevcut durumunu analiz etmek gerekir. Enerji seviyesi, stres kaynakları, rol ve sorumlulukları, ilişki dinamikleri, hedefleri…
Aynı zamanda kişilerin kendilerini olağan dışı zorladığını gözlemliyorum. Elbette büyüme ve gelişim için baskı, zorlanma gerekli. Ancak herkesi bir de şu pencereden bakmayı davet ediyorum. Küçük bir yer değişikliği yapalım.

ARTIK ZORLANMA İLE DEĞİLİ TEŞVİK İLE ÇALIŞIYORUM.
Çünkü kendimizi zorlamak bizi tüketiyor. Bir şey yapmak için zorlamanız gerekiyorsa iradeniz sizi bir yere kadar idare edebiliyor. Ama sizden daha büyük bir şey tarafından çekildiğinizde, işte bu size enerji getirir. Peki bu nasıl olacak? İşte bu noktada danışanlarıma onların, İLHAM VEREN HEDEFLERİNİ bulmalarına yardımcı oluyorum. İlham veren hedefiniz, yani hedefiniz ile sizin aranıza giren tüm engellerden daha güçlü bir amaçtır. İlham veren hedefinizde duygusal bir sebebiniz olmalı. Adeta sizi içinizden sarsacak cinsten bir şey olmalı bu. Bu ise hedefin altındaki duyguyu bulmamız ile gerçekleşiyor. Bunu güzel bir metafor ile açıklayalım.

EMOTION — 2 ye böldüğümüzde. E- ENERJİ MOTION- HAREKET

Yani, hareket enerjisi duygulardan gelir. Duygusal olarak bir şeye bağlandığımızda uykularımız kaçar değil mi? Gecemiz gündüzümüz o olur, heyecanlanırız. Bu hedef sizin için eşsizdir ve kimseye bir açıklama yapmanız gerekmez. Onaylatmanız hiç gerekmez. Başkaları dediğiniz şeylere karşı mantıklı gelmesi hiç ama hiç gerekmez. Dart tahtasını ilham veren hedefiniz olarak düşünün. Dart okları ise o hedefi oraya çakan duygularınızdır.

Engelleri görünür kılmak. Çünkü başarıya takıntı var ama içsel engeller net değil. Şunu çok iyi biliyoruz ki, başarıyla ilgili toplumsal bir takıntımız var. Hep nasıl daha çok başarırım? Nasıl başarılı olurum? diye düşünüyoruz. Bu noktada daha dönüştürücü bir soru ile devam ediyorum. Peki başarmana engel olan şey nedir? Hayalindeki hayatı yaşamaya engel olan şey ne? Seni geride tutan kalıplar ne? Burada kişinin davranışlarını, inançlarını ve duygusal alışkanlıklarını açıyoruz aslında.
Bu soruları açtığımızda çoğu kişi şunlarla karşılaşıyor.

Örneğin;

  • Hangi davranış kalıpları beni geriye çekiyor? Erteleme, kontrol etme, mükemmeliyetçilik, dağınık öncelikler…
  • Hangi inançlar beni sınırlıyor? Yeterli değilim, hata yaparsam değerim düşer, herkesi memnun etmeliyim gibi…
  • Hangi duygusal alışkanlıklar beni yönetiyor? Kaygı, suçluluk, onay ihtiyacı, çatışmadan kaçınma…
  • İçimde hangi çatışmalar var? İsterim ama korkarım, ilerlemek isterim ama görünür olmaktan çekinirim, büyümek isterim ama kontrolü bırakmak istemem gibi…
    Bunlarla birlikte kişinin içerideki çatışmalarını görünür kılıyoruz. Bu başlıklar netleştiğinde, kişinin günlük kararlarını, davranışlarını ve liderlik duruşunu gerçekten dönüştüren bir yapıya dönüşüyor.

Disiplin ve sistemin önemi. Küçük ama düzenli bir uygulama ritmi kurmak çok önemli. Bunun anlamını seneler öncesinde bende tamamen anlamıyordum. Ama kişisel dönüşüm, büyük kararlarla değil küçük ama tutarlı adımlarla oluyor. Bu yüzden üçüncü adım, kişiye özel, ölçülebilir ve takip edilebilir bir plan kurmak. Haftalık odak, günlük mini alışkanlıklar, sınır ve öncelik sistemi, takip mekanizması… Motivasyon dalgalanabilir ama sistem ve disiplin sürdürülebilir sonucu getirir. Buradaki kritik nokta, kendimize haksızlık etmeden ilerlemek. Çünkü robot misali olmak istiyoruz, ilk hatamızda veya fire verdiğimizde kendimize kızıyoruz. Dönüşüm süreçlerinde ve aslında hayatın genelinde kendimize daha şefkatli olmamız gerekli.

İzel İrem Gürgan Liderlik Koçu She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Şubat 2026

Özellikle kadınların iş hayatında sürdürülebilir başarı için en çok hangi stratejiye ihtiyaç duyduğunu düşünüyorsunuz?
Ben insanlara derinden bakmayı ve sohbeti ‘Kök’e çekmeyi seviyorum. Çünkü asıl dönüşüm orada başlıyor. Bu soruya alışılmışın dışında cevap vereceğim ve kendimden örnek vermek istiyorum.
Kadınların iş hayatında sürdürülebilir başarı için en çok ihtiyaç duyduğu stratejilerden biri, benim gözümde ‘’Kök Neden Analizi’ ’yani Root Cause Analysis. Çünkü çoğu zaman sorun, enerji ve zaman yönetimi, iletişim ya da performans gibi görünür. Ama derine indiğimizde asıl mesele farklıdır. Kişinin kendine dair taşıdığı inançlar, içsel çatışmalar, yeterlilik algısı, sınır koyma becerisi, görünürlükle kurduğu ilişki ve daha fazlası… Sürdürülebilir başarı, bu kök dinamikler netleşmeden uzun süre taşınamıyor. Ben kendi kök neden analizimi yaparken en çok fayda gördüğüm araçlardan biri doğum haritamı öğrenmek oldu. Bunu, insanın kendini tanımasına yardımcı olan ‘kozmik bir veri tabanı’ gibi görüyorum. Potansiyelime daha çok güvenmemi, olduğum kişiyi daha çok kabul etmemi ve kendimle daha barışık bir ilişki kurmamı sağladı. Bu süreçte, her şeyi kontrol edemeyeceğimi kabullenirken, kontrol edebildiğim alanlarda sorumluluk almak daha kolay hale geldi.

Şuna inanıyorum, biz, usta bir sanatçının elinden çıkmış bir eser gibiyiz. Birçok rengin ve katmanın birleşimiyiz. Önemli olan, bizi oluşturan bu katmanları anlamak, yorumlamak ve kendimize dürüstçe bakabilmek. Kendimizi ne kadar iyi tanırsak, güçlü yanlarımızı, gelişim alanlarımızı, tekrar eden sınavlarımızı ve hayatımızın ana temasını o kadar iyi görürüz. Bu da hem özel hayatta hem kariyerde o benzer döngüleri tekrar tekrar yaşamak yerine, daha bilinçli seçimler yapmamızı sağlar. Kısacası kadınların iş hayatında sürdürülebilir başarı için en büyük ihtiyacı, sadece daha fazla çalışmak değil. Kendini derinlemesine tanıyıp kök nedenleri görmek ve buna göre strateji kurmak. Çünkü kökü iyileştirdiğinizde, sonuçlar zaten daha doğal, daha sağlam ve daha uzun ömürlü geliyor.

İzel İrem Gürgan Liderlik Koçu She and Girls Dergisi Kapak Röportajı Şubat 2026

Profilinizde liderlik, farkındalık ve potansiyel odaklı içerikler paylaşıyorsunuz. Bu içerikleri oluştururken ilhamınızı nereden alıyorsunuz?
Ben not tutmayı seven bir kadınım. Bu alanda çok dijital değilim. Bildiğiniz eski usul defter ve ajanda insanıyım. Hatta ilkokuldayken bile benim de bir ajandam olsun diye heves ederdim. Bu alışkanlık bugün hâlâ hayatımın merkezinde. Her sene kendime bir de Bilmediğim Şeyler Defteri oluştururum. Merak ettiğim, anlamak istediğim ya da derinleşmek istediğim her konuyu oraya yazarım. Benim içeriklerimin önemli bir kısmı, aslında bu defterlerde biriken fikirlerin zamanla olgunlaşmış hâli.
İlham kaynaklarım ise çok çeşitli. Bazen izlediğim bir video, bazen bir film ya da dizi, bazen bir cümle… Ama en büyük ilhamım, sanırım gözlem. Gözlem yeteneğimin güçlü olduğunu düşünüyorum. Küçüklüğümden beri çoğu zaman yaşı benden büyük insanların arasında bulundum. Dinledim, izledim, anlamaya çalıştım. İş hayatına adım attığımda da özellikle benden kilometrelerce ileride olan, deneyimi yüksek insanlarla sohbet etmeye çalıştım. Onların bakış açısını duymak beni inanılmaz beslerdi. Her birinden çok kıymetli şeyler öğrendim. O sohbetlerin bazıları anılarımda kaldı, bazıları notlarımda… Hepsi benim için çok kıymetli. Bir de tabii ki kitaplar. Okumak, araştırmak, farklı perspektiflerle beslenmek içerik üretimimin omurgası. Liderlik, farkındalık ve potansiyel dediğimiz şeyler tek bir doğruya indirgenemiyor. Ben de bu yüzden sürekli öğrenmeyi, düşünmeyi ve damıtmayı seviyorum. Sonrasında da bunu, insanların hayatında gerçekten karşılığı olacak şekilde sadeleştirip paylaşmaya çalışıyorum.

Stratejik bakış açısını geliştirmek isteyen biri için günlük küçük pratikler önerir misiniz?
-Birinci, her sabah sadece 5 dakikanızı ayırıp şunu yazın. Bugün beni hedefime götüren 3 kritik şey ne? Sonra her bir madde için birer küçük adım belirleyin.

-İkinci pratik ise kesinlikle hayır deme kasını güçlendirmek. Çünkü bizim kültürümüzde hayır demek hâlâ bir tabu. İnsanlar reddedilmekten çekindiği için bazen hayır dediğinde burnu büyük ya da mesafeli görünmekten korkuyor. Ama tam da bu yüzden, hayır diyemediğimiz her şey zamanla bizi bükmeye başlıyor. Küçük bir şeye bile, şu an alamam teşekkür ederim ya da şu tarihte dönebilirim diyebilmek hem stratejik sınır kasını güçlendirir hem de odağınızı korumanızı sağlar.

-Üçüncü olarak kesinlikle tersine mühendislik (reverse engineering) çok işe yarar. Gün içinde yaşadığınız iyi bir olay ya da elde ettiğiniz küçük bir başarı için 5 dakikanızı ayırıp şunu sorabilirsiniz. Beni bu sonuca götüren karar neydi? Hangi alternatif yolları eledim? Bu pratik, başarıyı şans olmaktan çıkarıp tekrar edilebilir bir modele dönüştürür.

-Son olarak gün sonunda küçük bir kapanış öneririm. Akşamları şu üç soruyu yazmak bile yeterli olabilir. Bugün ne işe yaradı? Neler enerjimi yedi? Yarın neyi farklı yapacağım? Bu sorular stratejik bakışı güçlendirir ve en önemlisi, deneyimden ders çıkarmayı bir alışkanlığa dönüştürür.

Önümüzdeki süreçte yeni projeleriniz, eğitimleriniz, programlarınız var mı? Takipçileriniz sizi nerelerden takip edebilir ve neleri kaçırmamalı?
Yeni yıldan önce üzerinde uzun süre çalıştığım ve tamamladığım Yönetici Gelişim Programı artık hazır. Önümüzdeki günlerde programın tanıtımını yaparak kayıt sürecini başlatacağım. Bu program, özellikle yöneticilik yolculuğuna yeni adım atan, kariyerinin ilk 1–5 yılında olan ve iş hayatında daha net, dengeli ve güven veren bir duruş inşa etmek isteyen profesyoneller için tasarlandı. Yöneticiliği şansa bırakmak istemeyen herkes için gerçekten güçlü bir başlangıç zemini sunuyor. Bunun yanında kendi bireysel gelişimim de hiç durmuyor. Eğitimlerim devam ediyor. Şu an işimin birçok aşamasını bizzat yürüttüğüm için tempom çok yoğun ama bu süreç aynı zamanda çok öğretici ve geliştirici. 2026 ile odağım, bir yandan bireysel danışmanlıklarımı büyütmek, diğer yandan eğitim programımı daha fazla kişiyle buluşturmak olacak. Ardından da bu iki ana hattı besleyecek yeni projelerle adım adım derinleşmeye devam edeceğim.

Beni en aktif şekilde Instagram ve LinkedIn üzerinden takip edebilirsiniz. Özellikle önümüzdeki dönemde,
● Yönetici Gelişim Programı’nın duyuruları ve kayıt bilgileri,
● Liderlik, strateji, disiplin ve sürdürülebilir başarı içerikleri,
● Kısa pratikler ve uygulamaya dönük mini seriler
paylaşıyor olacağım.

Kısacası, yöneticilikte daha sağlam bir temel atmak ve liderlik kaslarını güçlendirmek isteyenlerin içeriklerimi ve program duyurularımı kaçırmamasını öneririm.

Instagram: @izeliremgurgan

She and Girls Kış 2026 Sayısı Çıktı! Kış 2026 Sayımızı ÜCRETSİZ indirerek okuyabilirsiniz!

İzel İrem Gürgan Liderlik Koçu

She and Girls Kış Sayısı 2026 Sayısında Neler Var?

Meryem Sedef: “Çocuklarınızın Sessizliklerini Duyun” 

Gül Arslan: “Şifanın Beden ve Zihin Yolculuğu”

Ayşenur Bekaroğlu: “Oyun ve Şefkatle Büyüyen Çocuklar”

Serda Süleymanağaoğlu: “Beslenmeni Değiştir Hayatın Değişsin”

Damla Turan: “Her Adım Bir Fark Yaratır”

Gözde Şenkal: “Yüzünüze Dokunan Renkler Işıktır”

Jana Weshahi Dalgıç: “Çocuklarınızın Duygularına Alan Açın”

Aslı Gölen Güven: “Gerçek Anlamda Nefes Alın”

Gamze Aksoy: “Cildinize Özen Göstermek Lüks Değil”

Aysu Bilgin: “İş Dünyasında Güçlü Kılavuzunuz: AYSU BİLGİN”

Gülcan Akdere: “Kendi Ritminizin Lideri Olun”

Handan Sağlam: “Bilgiyi Kullanma Yolunu Öğrenin”

Gülben Aykaç: “Mandala ile Cesaretinizi Ortaya Çıkarın”

Aysel Merve Kuş: “Havacılık Global Bir Ekosistem”

Mihriban Koca: “Yaşadıklarınızı Fark Edin”

Maren Şahin: “Premium Dünyada Fark Yaratın”

Alev Şahin: “Kaş Tasarımı Sanattır”

Sevgi Uçar:” Mimaride Zamansız Şıklık: Maisse Architects”

Ezgi Yücer: “Az Zamanla Çok Sen”

Çiğdem Feride Cerrah: “İçindeki Gücü Uyandır”

Gamze Kulaksız:” Kendinizi Duymaya İzin Verin”

Sibel Akpınar:” Gayrimenkulde Lüksün Tanımı”

Mina Çetin: “Dil Öğrenmek Bir Yolculuktur”

Candan Yazıcı:” Nefesle Bedeninizin Sesini Dinleyin”

Zeynep Sapan: “Gülümsemeniz İmzanızı Taşır”

Berna Gedik Asal:” Kalbinizin Fısıltıları Tesadüf Değildir”

Burcu Bal: “Rüyalarınızın Mesajlarını Çözün”

Seyran Aydoğdu: “Hiçbir Şey Kendimizden Değerli Değil”

Suğra Şişman: “Fırçalarda Zamanın İzleri”

Çiğdem Nur Birsayı:” Dünyayı Farkındalık Kurtaracak”