Kainata Açılan Güzel

İsmini söylerken bile ne kadar sessiz. Kendi varlığından ürkmeyi öğrenmiş, bir kadın o, çok zaman evvel… Ve şimdi, değişsin diye tüm bu tersine döngü, gülümsüyor; çehresinde çiçekli, mis kokulu bir tebessüm… İlk Türk dünya güzeli Keriman Halis

Instagram Hesabımız

Sene 1929, gencecik bir Cumhuriyet; yaşı henüz altı… Hükmünü çoktan yitirmiş, pek çok köhne şey peş peşe dağılıp giderken ışıltılı ve aydınlık çehrelerde umudun izleri, bilhassa kadınların yüzlerinde…

O yıllarda Türkiye’de gazeteci olarak görev yapan Paul Gentizon “Mustafa Kemal’in sadece erkeğin değil kadının da dış görünüşünü çağdaşlaştırmayı amaçladığını söyler. Ona göre Mustafa Kemal Türk kadınlarının haklı davasının yılmaz, kararlı savunucusudur.”

Türk kadınını cehaletten, erkeğin koruyuculuğundan kurtararak her alanda erkekle eşit konuma getirmeyi ilke edinen bu büyük insanın aynen fese olduğu gibi peçeye de savaş açtığını, bunun yanı sıra Türk kadınından aynen Batılı hemcinsleri gibi tayyör, manto, şapka giymesini istediğini ve büyük çoğunluğun onun bu arzusunu yerine getirdiğini dile getirir.

1929 Cumhuriyet Gazetesi

Gentizon’a göre giyim-kuşamdaki bu büyük değişim, Türkiye’de anlayışların, kafa yapılarının değişmesi anlamına gelmektedir. İşte ilk güzellik yarışması tam da bu dönemde gündeme gelir. Türkiye’de kadının değişen yerini, ülkenin modernleşen yüzünü dünyaya göstermek anlamına gelen ilk güzellik yarışması 1929 yılında Cumhuriyet Gazetesi tarafından düzenlenir.

Ön elemelere 125 yarışmacı katılır. Okuyucuların oyları ile belirlenen 48 aday büyük jürinin önüne çıkar. Jüride dönemin ünlü edebiyatçı ve sanatçıları bir araya gelir. Aralarında Abdülhak Hamit Tarhan ve eşi Lüsyen Hanım, Hâlit Ziya Uşaklıgil, Peyami Safa, Cenap Şahabettin, Hüseyin Rahmi Gürpınar, İbrahim Çallı, Vasfi Rıza Zobu, Zekeriya ve Sabiha Sertel gibi isimlerin olduğu büyük jüri 60 kişiden oluşmaktadır.

Final yarışması Cumhuriyet gazetesinin üst katında yapılır ve Feriha Tevfik birinci seçilir. Bunu bir sene sonra yapılan ikinci güzellik yarışması izler; sene 1930’dur. Bu yarışmanın jürisinde de yine dönemin ünlü ve saygın edebiyatçıları Abdülhak Hamit, Köprülüzade Mehmet Fuat, Şükûfe Nihal, Hüseyin Rahmi yer alır. Bu yarışmanın birincisi de Mübeccel Namık’tır…

Ancak Fransa’daki yarışmaya gönderilen Mübeccel Namık ve aynı şekilde Amerika’ya gönderilen Feriha Tevfik dereceye giremezler… Bu durum yarışmaya olan ilgiyi azaltsa da güzellik yarışmaları devam eder. Takvimler 1932 yılını gösterdiğinde ise Keriman Halis Türkiye’de yapılan yarışmayı kazanarak Belçika’daki dünya güzellik yarışmasına katılır ve;

“En sonunda ben ve Almanya güzeli kaldık. Kırmızı bir tuvalet giymiş, yakasına da beyaz kurdele takmıştım. Jüri başkanı elindeki zarfı açtı. Heyecandan bayılabilirdim. Ve bütün tiyatro salonu, ‘Yaşasın Miss Turkey!’ sesleriyle inledi.”

Keriman Halis birinci olmuştur. Onun bu başarısı bir anda milli bir heyecana ve sevince dönüşür. Cumhuriyet Gazetesi bu olaya büyük yer ayırır, özel baskı yapar. Bu yarışmayla elde edilen birincilik Türk kadınının ne denli modernleştiğini ve batılı kadınlardan hiçbir farkının kalmadığını adeta ispatlamıştır.

Aynı zamanda çağdaşlaşma hareketinin henüz başlarında olan ve Türk devrimini ilgiyle izleyen Batı Dünyasına verilen oldukça anlamlı bir mesajdır. Güzellik yarışması görevini yerine getirmiştir.

Keriman Halis

Kemal Atatürk, Keriman Hâlis’in Dünya güzeli olmasından sonra verdiği demeçte şöyle der;

Türk kızlarından birinin dünya güzeli seçilmiş olmasını çok doğal buldum. Ancak, Türk gençlerine bu nedenle şunu hatırlatmayı gerekli görüyorum:

Övündüğünüz doğal güzelliğinizi bilimsel biçimde korumasını biliniz ve bu yolda bir değişimin sürekli olmasını ihmal etmeyiniz. Bununla birlikte asıl uğraşmaya zorunlu olduğunuz şey, annelerinizin ve atalarınızın yaptığı gibi yüksek kültürde ve yüksek erdemde dünya birinciliğini tutmaktır.”

Keriman Halis’in dünya güzeli seçilmesi Türk kadınının yeni zaferi olmuştur. Türkiye ve dünya güzeli seçildikten sonra, o devrin lise mezunu olduğu hâlde “Akşam Kız Sanat Mektebi”ne devam eder; orada, ‘şapka’ dikmeyi, ‘yemek’ yapmayı öğrenir ve kendisiyle yapılan röportajlarda bundan gururla bahsederek tüm topluma, özellikle de kızlara örnek olur.

Keriman Halis

2 Mayıs 1934 tarihinde Hafta Dergisi’nde yayımlanan Hikmet Feridun (Es) ile yaptığı röportajda; “kendisinin diktiği” şapkalardan söz ederek; Türk kadınının ‘üretici’ olması için, örnek tavırlar sergiler, soylu tavırlarıyla Anadolu insanının da gönlüne taht kurar.

1950’li yıllara kadar, renklendirilmiş çerçeveli fotoğrafları, köy evlerinin bile duvarlarını süsler. 1933 yılında 7 gün dergisi Keriman Hâlis’i kapak yapar, Hâlis’in mısır seyahatini anlattığı dergi halk ve özellikle kadınlar tarafından büyük ilgi görür. 1934 yılında çıkan soyadı kanunu ile yarışmadaki başarısından dolayı bizzat Mustafa Kemal Atatürk tarafından ona Türk dilinde ‘’kraliçe’’ anlamına gelen ‘ece’soy ismi verilir.

Saklı değil artık tebessümü, bu manasız daima karanlık o döngü çoktan tersine döndü… Yıldızlara ve kainata açılıyor artık peneceresi, ait olduğu bu yerde, insan olduğunu anımsanın keyfiyle…

Kaynak : Güzellik Yarışmalarının Türkiye’deki Moda Bilincinin Oluşumuna Etkileri Emine Koca-Fatma Koç
www.actaturcica.com

Aydan Gündüz

İlk Türk dünya güzeli Keriman Halis

She and Girls Mayıs 2020 Sayısı Gençlik Dergisi Girls Hediyesiyle Dergiliklerde!