Ruh denilen şey kuyruktan gelen karmaşık enerjilerin toplamı

Röportaj Funda Özdemiroğlu
Fotoğraflar Başak Vonal

Rüya analizi ağırlıklı terapi yapan Psikiyatr Doç. Dr. Nusret Kaya, ‘Evrensel Eşit Kuyruklu Canlı’ olarak tanımladığı insanın din, dil, ırk, cinsiyet ayrımı olmaksızın mutlak eşitliğinin altını çizerken, her insanın da parmak izi gibi kendine özgü kayıtlarının varlığından söz ediyor. Psikiyatr Doç Dr Nusret Kaya kitapları

Bunalımların kaynağına inmek istemek, bir bilene danışmak, kimseye danışmamayı seçmek, etrafa negatif ya da pozitif duygular saçmak, intikamcı veya barışçı olmak, karmaşadan beslenmek yahut karmaşadan kurtaracak dönüşümler yaşamayı istemek gibi birbirinden farklı yaklaşımlarımız, aldığımız kayıtların farklılığından ileri geliyor. Kuyruksal enerji değişken olduğu için de, herkes, her an, her duygu durumuna girebiliyor; rüyalarımızdan gelen mesajların yarattığı farkındalık ile nerede durduğumuzu daha net çözmemizi sağlıyor. Nusret Kaya ile kuyruk bilim hakkında konuştuk.

Doç.Dr.Nusret KAYA

Funda ÖZDEMİROĞLU- Kuyruk bilimi nedir?
Nusret KAYA– Kuyruk bilimi teknolojik bir devrimdir. Kuyruktan yayılan karmaşık enerjiler ruh zannedilmiş ve batıla düşülmüştür. Megabayt kavramı bana ait bir kavramdır. IQ ile anlatılan şey kortekstir, EQ duygu katsayısıdır ama bu anlatıların hiçbirinde kuyruk yoktur sadece beyin vardır. Kuyruk, beynin devamıdır, ama ihmal edilmiştir. Kuyruğu ihmal ettiğiniz zaman da, eski kavramlarla konuşursak, ruhunuz bozulur; çünkü kuyruğunuz bozuktur. Bütün organların nakli yapılır, kuyruğun nakli yapılamaz, dallı budaklıdır. Oysa Anadolu’da kuyruğun önemine dair bin tane atasözü vardır. ‘Kuyruğu dik tutmak’tan söz edilir meselâ, yahut birisi ölünce ‘Kuyruğu titretti’ derler. Demek ki yaşam enerjisinin bu olduğunu bir zamanlar biliyorlarmış.

FÖ; Sosyal medya ortamında son zamanlarda oldukça yaygın olarak kullanılan bir cümle var; bir psikiyatri atasözü olarak aktarılıyor: ‘Bize asla gerçek hastalar gelmez. Gerçek hastaların hasta ettikleri gelir.’ Bunalımdan kurtulmak için doktor doktor dolaşıp çare arayan ‘mazlumlar’ ile kendisinde asla kusur görmeyen ama kusurlu olduğuna inandırdıklarını depresyona ve çare aramaya iten ‘zalimler’ ayrımına vurgu yapıyor bu cümle. Siz ne düşünüyorsunuz?

NK;Birilerini suçladığımız anda kurbanlık başlar. Esas canlıda suç yok, suçlu yok. Din, dil, ırk, çok önemlisi cinsiyet farkı yok. Bir laboratuara gittiniz, şekeriniz üç yüzün üzerindeyse adınız şeker hastasıdır. Aynı şekilde, içimizdeki benin mutlak eşitsizliğinin bilgisi savaş sebebidir. Çünkü daima ben ve öteki diye başlar. Hatta daha derine gittiğimiz zaman savaşın en büyük sebebi cinsel ayrımcılıktır. Sen kadınsın ben erkeğim denildiğinde; sonuç savaştır. Yüzde elli anne yumurtası yüzde elli baba spermi ile oluştuğumuz için, savaşları bitirecek olan bilgi, içimizin yarısının kadın yarısının adam olduğunun bilgisidir.

O zaman senin içinin yarısı kadın yarısı adam, benim içimin yarısı kadın yarısı adam; biz insanız demeye başlarız. Yaratıcı, kimseye cinsiyetini ve doğacağı rahmi seçme hakkını vermemiştir. Şerefli rahim fahişe vajina gibi ilkel bir tuzak yüzünden kadınlar dişi enerjisini yaşayamazlar. Öyle olunca da ne olur tabi, etrafınızda gördüğünüz kadınların yüzde doksan dokuzunun içi erkek, etrafınızda gördüğünüz erkeklerin yüzde doksan dokuzunun içi kadın olur. Dışı kadın içi adamlarla, dışı adam içi kadınlar topluluğu, eşittir savaş. Matematiksel olarak fifty-fifty bir denge olamasa bile, yaklaşık bir dengeden söz ediyoruz. Kadının kutsal kâsesinden korkmayıp, onu öğrenip, kafasına bu enerjiyi çıkartma şartı var. Dolayısı ile, yaşam ağacının kökünü temizleme bilgisi derken seksi anlatmıyorum.

FÖ; Suç yok, sert kayıtlar var, fakat bazı insanlarda zor koşullarla baş etmekte mücadele gücü yüksek, bazı insanlarda ise izolasyon eğilimi yüksek. Bunu neye bağlıyorsunuz?

NK; Buna, üç temel inşaat bozukluğu neden oluyor. Anamızın rahmine düştüğümüz andan itibaren aldığımız kayıtlar farklı farklı. Anamızın rahminde yaşadığımız dokuz ay on gün birinci temel inşaat bozukluğu. Anamızın yaşadığı tüm sıkıntıları, koca dayaklarını, kaynana zırıltılarını cenin kaydediyor; çünkü annenin kan dolaşımıyla besleniyor. Dolayısı ile eşitlik, vazgeçilmez birinci şarttır. Çünkü kadın sadece doğurganlığa mahkûm edildiği, ezildiği zaman, o rahme düşenin ilk temel inşaat bozukluğu hayatını depreme çevirecek kadar sert olur. O ezilmişlik, cenine kaydedilir. Cenin, savaşçı doğar. Dolayısı ile benim tüm kitaplarımda ne yazar; ey hanımefendiler, önce içinizdeki yarım kadınla barışın, sonra doğurun. Bunu yapmadığı zaman kadın, içi erkekken doğurur. Erkekken doğurduğu zaman, doğurduğu çocukların cinsiyetini tersine çevirir. Kız çocuklarının içini erkek, erkek çocuklarının içini kız yapar.

Kız çocuğunu kendisi gibi erkek yetiştirir, erkek çocuğunun pipisini kastre eder, kıza çevirir. Sistem başlangıçta bozulur. ‘Times’ dergisi bunu seneler önce kapak yaptı; kadının heyecansal bozuklukları cenini etkiliyor. İkinci inşaat bozukluğu doğum travması. Nasıl doğdun, rahme düşen kaçıncı çocuksun, bu ayrıntılarla şimdilik sadece ben uğraşıyorum. Anne bir negatif kayıt aldıysa, doğan bebek yüz negatif kayıt alır. Sulu yerden havaya çıkıyorsun, bir travma. Bu yüzden Avrupa’nın bazı yerlerinde suda doğum falan yapılıyor. Eski Sümer çivi tabletlerinde ‘Bilgi ağacının bilgisini verdik, yaşam ağacının bilgisini vermedik’ yazar. Bilgi ağacı korteks, yaşam ağacı nereden besleniyor, kökten. Bu ağacın kökü anatomik olarak nerede, apış arasında. Üçüncü negatif kayıt dönemine geçiyoruz böylelikle; 0-2 yaş bebeklik.

Bütün din kitapları yazar; başta Kuran, İncil ve Tevrat. Özet bir hikâye; insan insan olduğunu anladı, bir; cennetten kovuldu, iki; apış arasını incir yaprağı ile örttü. Bu, oranın kıymetini anlatır. Cenin ana rahminde nöral tüp haline gelir, sonra katlanarak büyür. Önce kök, sonra kuyruk, en son beyin oluşur. Üçüncü temel inşaat bozukluğu orayı örtemediğimiz 0-2 yaş bebekliktir. Ben bana gelenlere bu çalışmaları yaptırırım: 0-2 yaş bebekliğinde incir yaprağı ile örtülmesi gereken yerlerine kimler dokundu, kimler baktı? Çünkü bakışlar da kökünüzü bozar.

FÖ; Bunalımların temel kaynağı bu enerjilerin bozulması yani.

NK; Yaratılış, kökten başlamıştır. Önce kök, sonra kuyruk, en son beyin oluşur. Yaşam enerjisinin kökünü temizleme bilgisi son derece önemli bir bilgidir; kafam temiz köklerim pis diyerek yaşarsanız, bunalım başlar. Bunalım, nevroz, takıntı. Bu isimler bile zehirdir. Japonların bir araştırmasına göre bakışlar suyun molekülünü değiştiriyor. Suyun molekülünü değiştiren, bizim kök enerjilerimizi değiştirmez mi? Anadolu insanı eskiden bu konuda hassastı, bebeğin altı ulu orta değiştirilmezdi, mesela benim doğduğum Kayı köyünde böyleydi. Ayıptır, günahtır derler, bebekleri korurlardı. Bebek bir şey anlamaz demek son derece yanlıştır. Bu üç temel inşaat bozukluğu kuyruğu bozar.

FÖ; Nevroz, takıntı gibi tanımlar zehirdir diyorsunuz.

NK; Zehirdir, çünkü herkesin rahatsızlığı kendisine mahsustur. Klasik tanımlara itirazım var. Yığınla ayrıntı var, üç temel inşaat bozukluğunu düşünün, oralarda geçirdiğiniz saniyeleri düşünün. Yığınla ayrıntıyı global bir isimle özetleyemezsiniz.

FÖ; Üç temel inşaat bozukluğunun farkına varmak blokajlarımızı çözüyor mu?

NK; Üç temel inşaat bozukluğu; korteks, yani hatırlayan beyin bölümü kurulmadan önce olduğu için hatırlanmaz ve rüyalar ile farkına varılır. Çişimizi kakamızı tutamadığımız, korteks öncesi dönemde bu kayıtları alt beyin ve kuyruğu alır. Gel bana hayat hikâyeni anlat diyerek kimseyi düzeltemeyiz. Çünkü hayat hikâyesi sıklıkla yanlışlarla doludur. Eskiden bir siyah beyaz film izlemiştim; bir ağaç altında bir olay oluyor, dört tane şahit var. Olay bitiyor, dördü de farklı anlatıyor. Anılarımız yalan doludur, çünkü kendimize göre anlatırız. Muhteşem Kuran bir yerinde der ki; ‘Kâfirler esatü eveliye ile, müminler şimdi ile uğraşır.’ Şimdi ve burada derken Geştalt ekolü anlatılır, şimdi ve burada. Ama ‘şimdi ve burada’ya geçebilmek için kuyruğu düzeltme şartı var. Hiç de konuşulduğu kadar kolay bir şey değil.

FÖ; Kuyruksal bozukluğu fark edip düzeltme motivasyonu nasıl doğuyor?

NK; Burada megabayt kavramına geçiş yapıyorum. Hepimiz eşitiz ama doğumsal megabayt farkları var. Ortalama bin megabaytlı kişi birey olmaktan korkar, suçu yok. Birey olmak zordur. Megabayt üçyüz beşyüz, debil, embesil, yardıma muhtaç. Ama megabayt üç binse, yaşam çok zordur. Onun için bütün psikiyatri kitapları ne yazar; delilikle deha arasında ince bir sınır vardır. Bizim hedefimiz başlangıçta megabaytı yüksek olanlardır. Onlara da şöyle bir mesajım olur daima: Deliliği deha sınıfına çeken tek bilim kuyruk bilimidir.

FÖ; Bu bilgilere sahip olmadıkları halde bebekleri kollayarak yetiştirenler bunu nasıl başarabiliyor?
NK; Megabayt yüksekliğine bağlı olarak, artı dürtüsel olarak yapılabilir. İncir yaprağı ile örtülmesi gereken yerler uyarısı insanın evrimi ile bağlantılı ve doğal olarak bebekleri de kapsıyor; bunu bilmek çok önemli. İnsan dışındaki hiçbir canlı apış arasını örtmeyi beceremez. Kuyruk kavramını ben kullanıyor olabilirim ama bunun adı medulla spinalistir, global adı merkezi sinir sistemi. Spinal code hastalıklarını konuşan da bir sürü çağdaş ekol vardır.

FÖ; Bu bağlantıyı rüyalarla ilişkilendiriyorsunuz.
NK; Freud, Otto Rank, Adler, Jung ilgilenmiş rüyalarla, ama id ego süper ego vs. kavramları ile tanımlamışlar. Ben kortekse üst beyin, diğer beyin bölgelerinin tamamına alt beyin, medulla spinalise kuyruk diyorum; bu kavramlar uçucu değil, bütün sistemi anatomik düzleme oturtuyor. Tıp dışındaki kişiler de anlasın diye böyle isimlendiriyorum. Rüyalar, üç temel inşaat dönemimizin kayıtları hakkında bilgi verir bize. Dolayısı ile benim yaptığım analizlere ‘Nusretyen’ diyebiliriz.

NUSRET KAYA KİMDİR?
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdi. Psikiyatri ihtisası yaparak GATA’da psikiyatrist olarak çalıştı. ABD’de uyku bozuklukları ve rüya analizleri üzerine master yaptı, bilimsel teşvik ödülü kazandı. Doçent Doktor Nusret Kaya, danışanlarına rüya analizi ağırlıklı tedavi uygulamaktadır.

NUSRET KAYA KİTAPLARI:
• Benim Adım Cenin
• Evrenin Dili
• İyileşme Kitabı
• Psikoestetik
• Psiko-Tarih/ Sezgilerimiz ve Takıntılarımız
• PVT/ Psikolojik Virüsleri Temizleme
• Evrende Tesadüf Yoktur Yankı Vardır
• Geleceğin Bilimi Kuyrukbilimi ( Uğur Durak çizgileri ile)
• Anne Baba Bir de Beni Dinleyin
• Evrensel Eşit Kuyruklu Canlı ( 4 Cilt)
• Parmak İzindeki Yolculuk ( Ümit Batman ile)
• İçteki Benle Barışmak ( Şafak Özhan ile)
• Ölümsüzlük
• Rüya Çığlıkları (Rüya analizi eğitim grubu ile)
• Rüya Satrancı ( Rüya analizi eğitim grubu ile)
Yazar ile ilgili detaylı bilgiye www.psikoestetik.com sitesinden ulaşabilirsiniz.

Psikiyatr Doç Dr Nusret Kaya kitapları

Etiketler:, , , , ,

İlginizi çekebilir

Önceki yazı Sonraki yazı
4 shares