Yeni bir yıldan herkese Merhabalar

Yılın ilk günü aralıklı birer gün tatilden sonra özellikle beyaz yakalıların ve memurların hafta ortasında olunmasına rağmen ilk iş günü. Uzun bir süre sanki pazartesiymiş gibi yaşanan ama olağan bir Çarşamba aslında bugün. Sanki sadece yılbaşında alkol alınıp, bol yemek yenilen ve geç saatlere kadar hareketli geçilen gece; ertesi gün toparlanmaya çalışılan birer enkaz vücut bırakıyor ertesi güne. Leyla ile sohbet tadında keyifli yazılar

Bende de durumlar farklı değil vallahi. Bugün yoğun bir iş günü beni bekliyor ama hiç kaygılı değilim. Çünkü biliyorum ki herkes benimle aynı modda. Üstüne 2. Versiyonunu yaşayan ama hala ilk versiyonundan kurtulamayan enfeksiyon hastalıkları yani kış gribi aslında. Bu dediklerim daha çok İstanbul için. Çünkü neredeyse tüm şehirlerimiz karı gördü ve tabiri caizse; bir mikrop kırılma olayı yaşandı yani…

Vee fakat;
Soğuğu sevmiyorum ben. Seveni anlamaya çalışarak sevmiyorum birde. Soğuğu seveni anlarken; şömine başında şarap içme arzusunu, ayağında sıcak ugglarıyla gezme isteğini, kayak yapma sevgisini ve dışarıda lapa lapa kar yağarken ayağını uzatıp film izlemesini, gök gürlerken çisil çisil yağmuru sevmesini, izlemesini anlıyorum da… Çok yazmak anlatmak istedim bu duygumu. Sen balkondan camdan arabadan soğuğu izlerken ben yaşayanı yaşadım aslında. İstemedim soğuğu, sevemedim hiç bir zaman. Sadece bedensel değil sevmeme nedenim. Yoksa güzeldir tabi ki de yağmurun yağması, karın o lapa lapa örtüsünü sermesi, yüzünüze o soğuk havanın çarpması…

Ama tam tersini hissediyorum ben. Düşünsene senin güzel yağmurunun ona sel olarak geldiğini, lapa lapa karının yollarını kapattığını hatta evsiz olduğunu… Hiç çözülemeyecek tek dert evsizler ve sokaklarda yaşayan canların ekimden sonra yaşadığı dramı. Bilmiyorum ya çok da anlamsız gelebilir size bu yaklaşımım. Ne yapalım kışı mı silelim yeryüzü ikliminden ? Ekolojik denge bu, aslında mevsimler bu döngüyü sağlıyor.

İskandinav ülkelerinde kış 9 ay yaşanıyor ama herkes o kadar da mutsuz değil sanki. Eğer gidecek bir evin, ısınacak bir yakacağın yoksa karanlığın o yavaş yavaş çöküşü acı verir sana. Kış ve soğuk evsizleri getirir aklıma mahrumiyet hissederim. Senin lüks dertlerini yaşayamayanların soğukla mücadelesini bilirim ben onlardan biriyim aslında. Bu yüzden her soğuk çıktığında ve yağmur yağdığında ‘’eyvahhh’’ derim. Kardeşlerimi yine kötü bir gün veya gece bekliyor’’…
Mesele havadan sudan konuşmak olmadı bugün benim için. Ben klavyenin başındayım şuan sıcak odamdayım. Sen ya telefonun elinde yada bilgisayar başında okuyorsun bu yazımı ama güvende ve sıcak da. Ya onlar? Onlar nerde acaba?

Leyla ile sohbet tadında keyifli yazılar

Etiketler:, , , , , , , , , ,

İlginizi çekebilir

Önceki yazı Sonraki yazı
7 shares